Çağrı Erhan
Çağrı Erhan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Garp Kurnazlığı

GİRİŞ 18.10.2015 GÜNCELLEME 18.10.2015 YAZARLAR

Merkel’in bu ziyareti daha önceki Türkiye-Almanya ikili 
görüşmelerinin gündem maddelerinden çok farklı bir konu içeriyor. Belki 
de ziyaretin asıl amacı bu. AB tarihindeki en büyük mülteci akınıyla 
karşı karşıya. Zaten üyelerinden bazılarının yaşadığı ekonomik krizler 
sebebiyle zor günlerden geçmekte olan AB, son birkaç aydır derinleşmeye 
başlayan bu büyük sorun karşısında çaresiz kalıyor. Ardı ardına yapılan 
toplantılara geçtiğimiz perşembe günü bir de devlet ve hükümet 
başkanları zirvesi eklendi.

Sözü hiç uzatmadan ifade etmek gerekirse, aslında AB ülkeleri kendilerine mülteci gelmesini 
istemiyorlar. Başta Almanya olmak üzere bazı üye devletlerin, belki bazı 
şartlarda mülteci kabul edeceklerine dair açıklamalar yapmış olmaları 
hiçbirimizi yanıltmasın. Ne AB’nin ortak organlarında ne de üye 
devletlerin yönetimlerinde yeni mültecileri kabul etmeye dönük bir istek 
ve irade mevcut. Tüm arzu ve niyetleri bir yandan yeni mültecilerin 
gelişini önlemek, diğer yandan da şu veya bu şekilde bugüne kadar AB 
sınırları içine girmeyi başarabilmiş mültecileri de mümkün olduğunca 
kısa bir süre içinde geri gönderebilmek.

Merkel işte bu yüzden geliyor. Almanya şansölyesi Türkiye’ye sunacağı bazı tekliflerin 
karşılığında, hem yeni Suriyeli mültecilerin AB’ye geçişinin daha etkin 
biçimde kontrol edilmesini hem de henüz uygulamaya geçmeyen ‘geri kabul 
anlaşmasının’ gereğinin yapılmasını isteyecek. Yani, ‘bize gelen 
mültecileri Türkiye’ye geri alın’ diyecek.

Suriye krizinin başladığı günden bu yana Türkiye iki milyondan fazla Suriyeliyi kabul 
etti. 

Resmî rakamlara göre, bugüne kadar Suriyeli mülteciler için 7 
milyar dolar harcandı. Türkiye’de hiç kimse, hükümetten, muhalefetten, 
sivil toplum kesimlerinden hiç kimse, Suriyelilerin kabul edilmemesiyle 
ilgili bir tepki ortaya koymadı. Aksine, ‘misafir’ olarak Türk 
milletinin bağrına bastığı bu biçare insanların daha iyi şartlarda 
yaşayabilmeleri için gerekli tedbirler alınmaya çalışıldı. 

Türkiye bu fedakârlığı yaparken hiçbir uluslararası kuruluştan veya devletten dişe 
dokunur bir maddi katkı gelmediği gibi, Ankara’nın tüm uyarılarına 
rağmen mülteci akınının asıl sebebi olan Suriye’de akan kanın 
durdurulmasına dönük tek bir etkili adım atılmadı.

Bugün kriz kapılarına dayanınca AB ülkeleri soruna kalıcı çözüm getirmesi mümkün 
olmayan, sadece kendi üzerlerindeki baskıyı hafifletmeye dönük 
tekliflerle geliyorlar. Türkiye’ye güya ‘jest’ olarak önerdiklerinin ise 
mülteci krizinin çözümüyle yakından uzaktan ilgisi yok. Tek tek 
bakalım:

AB, Türkiye’nin geri kabul anlaşmasını yürürlüğe koyarak sınırlarını AB’den geri yollanacak Suriyelilere açması 
karşılığında ‘vize muafiyeti’ sürecinin hızlandırılacağını söylüyor. 
Söz konusu düzenlemelerin imza altına alındığı Aralık 2013’te de 
yazmıştım. Türk vatandaşları AB’ye vizesiz giriş hakkını çoktan elde 
etmişlerdir. Yeni aday olmuş ülkelerin vatandaşlarına bile vizeleri 
kaldıran AB ülkelerinin Türk vatandaşlarına reva gördüğü muamele, bugüne 
kadar Türkiye’ye yaptıkları haksızlıkların en büyüğüdür. Ankara 
anlaşmalardan ve mahkeme kararlarından kaynaklanan haklarını ‘geri kabul 
anlaşması’na endekslemeden aramaya devam etmelidir. Geri kabul vize 
rejiminin sona erdirilmesine bir ön şart olamaz. Belki tam tersi 
doğrudur. Yani geri kabulün uygulanabilmesi için AB’nin evvela vize 
haksızlığına bir son vermesi gerekir.

Henüz açılmayan altı müzakere fasılı açılacakmış. 
Brüksel herhâlde Türkiye’de hiç AB uzmanı olmadığını sanıyor. 
Kapatmayacak olduktan sonra bu fasılları açsanız ne olur? Bugüne kadar 
açtığınız 14 fasıldan 13’ü niye hâlâ kapanmadı? AB evvela 2006 tarihli 
Konsey kararını değiştirip, açılmış olan fasılların kapatılmasını 
Türkiye’nin limanlarını GKRY uçak ve gemilerine açması şartına 
bağlamaktan vazgeçmelidir. Kaldı ki, 10 yıllık müzakere sürecinde 
Türkiye asıl açılması gereken fasılların sürekli olarak ötelendiğini 
fark etti. Mesela, Gümrük Birliği, Tarım, Ulaştırma, Kişilerin Serbest 
Dolaşımı vs. fasıllarının üzerindeki blokaj kalkacak mı? AB tarafı 
bunları ağzına dahi almıyor.

Türkiye’ye 3 milyar Avroluk bir yardım yapılabileceği söyleniyor. 
Sanırım bu yardım bugüne kadar Türkiye’nin mülteciler için harcadığının 
ancak bir bölümünü karşılar. AB’nin geri göndermeyi düşündükleri içinse 
son derece yetersizdir.

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL