Tüy ve yetim
“Sokaktaki adam” gibi, anonim bir karakterdir.
Her iktidarın ilgisine mazhar olmuş, hakkı itinayla savunulmuş, lakin buna rağmen kendisi çoğu kez bunu mezarda duymuştur.
Başbakan önceki gün “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedik, yedirmeyeceğiz” diyerek kervana katıldı. Oysa biraz tarih bilenler, yetimlerin hak beklerken hayli tüylendiklerini biliyor; son dönem iktidar partisini izleyenler de söz konusu hakkı öğüten dişliler hakkında bilgi sahibi olabiliyor.
* * *
Bir yetimin çığlığından söz edeceğim bugün...
Benim ilk gençliğimde “taşlanmış kot” çok modaydı. Bizim yerli üretim kotlar, Batı’dan gelenlere benzemeyen bir laciverdi parlaklığa sahip olduğundan “taşlanırdı”. Nasıl olduğunu bilemediğimiz bu “taşlama” işlemi sonunda rengi açılan kot, kumlu bir denize benzerdi.
O zamanlar eskitilmiş kotları bacağımıza geçirip âleme hava atarken, kot taşlamanın ne çileli bir iş olduğundan ve bu çileyi üstlenen “tüyü bitmedik yetim”den haberdar değildik.
Çünkü biz, “yuvada tutulan leylekler”dendik.
* * *
Leylek yuvada besleyebileceğinden fazla yavrusu olursa, yetiştirebileceği kadar yavruyu yuvada bırakır, fazlasını atarmış.
Bunu anlatan, bir “silikozis” hastası:
Abdülhalim Demir...
NTV’ye, Bingöl’ün Karlıova ilçesi Taşlıçay köyünde doğduğunu anlatıyor. 1990’lara kadar hayvancılıkla geçinirlermiş. Sonra köye koruculuk gelmiş. Devlet yuvadan 86 “yavru”yu seçip geçimini üstlenmiş. Aileleriyle birlikte 1000’e yakın kişi hayvanını satınca hayvancılık çökmüş. Köyün gençleri İstanbul’a göçmüş.
Abdülhalim geldiğinde çocuk yaştaymış. Bir kot taşlama atölyesinde üç kuruşa iş bulmuş. Yaptığı iş, karanlık bir odada deniz kumuyla kot beyazlatmaktan ibaretmiş.
Zamanla taşlanmış kot modası yayıldıkça işin cazibesi de artmış; köyden her gelen, diğerlerini kot taşlama (rodeo) işi için yanında aldırmış.
* * *
Rodeo için kelepir bir bodrum katı, orada ucuza çalışacak bir takım işçi, bir kompresör, bir hava tankı, birkaç püskürtme tabancasından başka bir şey gerekmiyormuş.
İşçiyi sigortalama derdi yok... zehirle uğraşan işçiye maske taktıran yok... sendika yok... vergi yok...
İstanbul bodrumları bir anda rodeo atölyeleriyle dolmuş.
Alan memnun, satan memnunmuş.
Yapılan işin ölümcül bir hastalığa yol açtığı çok sonra fark edilmiş.
Taşlıçay’ın taş işçilerinden 187’si hastalanmış.
“Doktora gitmeyenlerle beraber 300 kişi hasta... çaresiz ölümü bekliyoruz” diyor Abdülhalim Demir...
Köyünden 30 asker çıkmış, 20’si çürük raporuyla dönmüş.
Uzmanlar onun “rodeo kurbanı” gibi pek çok ölümcül hasta olduğunu söylüyor, “Tuzla’dan büyük bir skandalla karşı karşıyayız” diyorlar. Çalışma Bakanlığı’nı göreve çağırıyorlar. Tüketicileri de İsveç’teki gibi, bu konu çözülene dek kot almamaya davet ediyorlar.
* * *
Televizyonda Başbakan “tüyü bitmedik yetim hakkı”ndan bahsediyor.
Bir leylek, besleyemeyeceği yavrularını atıyor yuvasından...
Hakkına kavuşamadan tüylenmiş bir yetim ölümü beklerken, biz utanıyoruz dolabımızdaki beyazlatılmış kotların paçasından akan ecelden...
CAN DÜRDAR - MİLLİYET
-
hanif koray 17 yıl önce Şikayet Etdundar. duun aşağı demek, dar ise ismi fail eki. böyle belden aşağı vuranların lakabı mıdır nedir can dündar deyince aklıma uğur dündar gelir. onun da iki lafından biri "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" idi. nedense tüyü bitmemiş yetimler hep göbeğini kaşıyanlardan çıkar. bunun edebiyatını yapmak ise dundarlara kalır. geçen abileri özkök başbakana akıl veriyordu. ahmedinejat gibi çulsuz olacağına, plajlarda kadeh kaldırarak yaşam gustosundan falan dem vurup öğüt veriyordu. bunların edebiyatı buraya kadar!Beğen
-
ahmet akdeniz 17 yıl önce Şikayet EtENTEL ÇOCUK. bu yazarımız entel olmayı çok seviyor,ama farkında değil ki ciddiye alınmıyan bir entel kendisi,artık sizin devriniz geçti,yemiyorlar artık,bunları bırakın da artık şu ülkeye biraz hizmet edin,bakın hizmet nasıl oluyormuş,kendi askerini,çocuğunu,halkını öldürenleri,bombalayanları nasıl da ortaya çıkarıyorlar,işte hiçmet budur.Kim bu ülkeye hizmet için gelirse arkasındayız,bilsin ki bundan sonra bu halk da arkasında,çünkü artık bu hak uyandı,yemiyor öyle,artık galiba birileri ülkeyi terketmek zorunda kalcak.Beğen
-
Ekrem Erol 17 yıl önce Şikayet EtÇok Haklısınız Ama... Sevgili patronunuzun Dışbank'ı nasıl aldığını, POAŞ'a kesilen trilyonluk cezanın (neden kesildiğinizi siz de biliyorsunuz) nasıl kuşa çevrilip, birkaç yüz milyara düşürüldüğünü, bu zamana kadar hangi imtiyazlardan faydalandığını da yazarsanız size daha çok hak vereceğim.Beğen
-
Kemal Bilgin 17 yıl önce Şikayet EtGülünç -2-. Aydın Doğan-CHP-İş Bankası ortaklığı neticesinde gerçekleşen POAŞ hadisesi Türkiye tarihinin en büyük vurgunlarındandır, en büyük peşkeşlerindendir. Yolsuzluklara susmak, yolsuzluklara ortak olmak anlamına gelir. Parayı veren düdügü çalar, Can Dündar yakında iyiden iyiye tetikçiliğe soyunursa hiç şaşırmam...Beğen
-
Kemal Bilgin 17 yıl önce Şikayet EtGülünç -1-. Patronun Aydın Doğan olacak ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını soracaksın. Komik oluyor. Can Dündar inandırıcı olmak için ilk önce çalıştığı gazeteyi/medya grubunu değiştirmelidir. Ama gazetesinden ve patronundan memnun olmalı ki, senelerdir buna yanaşmadı. Bu da yazdıklarında samimi olmadığını gösterir.Beğen