Ankara İlahiyat, dünya dinlerini öğretmeye başladı
9. sınıf “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” kitabının 16. sayfasındaki bir cümlede şöyle deniyor:
“Vahye dayanmayan inanç biçimleri, toplumda olumsuz etkilere yol açan reenkarnasyon ve satanizm gibi zararlı akımların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.”
Bu ifadeyle reenkarnasyona inanan Uzakdoğu dinleri ve hatta Türkiye’deki kimi inanç grupları, “satanizm”e eş sayılıyor.
Önceki günkü yazımda, dünya huzurunda “dinlerarası diyalog” misyonuna soyunan Türkiye’nin kendi okullarında farklı dinleri karalamasının yakışık almadığına değinmiştim.
O yazıda 1998-2003 arası Milli Eğitim Din Öğretimi Genel Müdürlüğü yapan Prof. Mualla Selçuk’un din dersinin nasıl işleneceğine dair bir tebliğinden söz etmiştim. Buna göre derste “Öğrenci Hinduizm ve Budizmle de tanıştırılacak, ‘reenkarnasyon’ inancını sorgulayacak, karşılaştırmalı dinler tarihinde Noel’i yılbaşıyla kıyaslayacak”tı.
Yazıdan sonra Prof. Selçuk aradı ve ilköğretimde yapılmadığından yakındığımız şeyi, kendilerinin Ankara İlahiyat Fakültesi’nde yaptıklarını haber verdi.
Meğer İlahiyat’ta geçen yıl bir “Dünya Dinleri” bölümü açmışlar ve Hıristiyanlık, Yahudilik, Hint ve Uzakdoğu dinleri üzerine araştırmalar için ana bilim dalları oluşturmuşlar.
* * *
Prof. Mualla Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Din Öğretimi Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz tarafından Din İşleri Yüksek Kurulu’na atanmıştı. “Erkek egemen” kurulun ilk ve tek kadın üyesiydi.
Ardından Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı oldu.
O dönemde bir toplantıda Kuran-ı Kerim’i başörtüsüz dinlediği için muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti.
2006’da “Kadının namazda ve namaz dışında yüzü, elleri ve ayakları dışında hiçbir yerinin görünmemesi gerektiği” yorumuna muhalefet şerhi koyunca bu tepkiler saldırıya dönüştü. Muhalefet şerhinin yer aldığı sayfa, “Başı açık namazı savunuyor” diye, kararın yayımlandığı Diyanet Dergisi’nin 70 bin nüshasından tek tek yırtıldı.
Ardından “tasfiye” geldi:
Prof. Selçuk Din İşleri Yüksek Kurulu’na yeniden atanmadı. Bu dönem de İlahiyat Fakültesi dekanlığına (bence aynı nedenlerle) seçilmedi. Ama halen bu fakültede, Din Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapıyor.
* * *
“Dünya Dinleri” bölümü, “küreselleşen dünyada toplumun ve bürokrasinin diğer dinlerle daha yakın ilişki içinde olma ihtiyacından” doğmuş. Prof. Selçuk bunu “ötekini tanıma” diye tanımlıyor.
İlkokul din kitaplarındaki ifadeyi anımsattığımda “Ötekini aşağılayarak var olmak etik değil. Ötekiyle ilişkimizi yeniden sorgulamalıyız” diyor.
Türkiye tuhaf ülke:
Bir yandan ilkokul çocuklarına doğu dinlerini kötülenirken, öte yandan İlahiyat Fakültesi’nde o dinler öğretiliyor.
Bence çok önemli bir başlangıç bu...
Geçen yıl alınan 25 öğrenci, İngilizce hazırlık okuduktan sonra geçen aydan itibaren dünya dinleri eğitimine başlamışlar.
Ders programında “Karşılaştırmalı Dinler Tarihi, “Katoliklik”, “Protestanlık”, “Budist ekoller”, “Çağdaş Hıristiyan Ekolleri” gibi başlıklar var. Ayrıca öğrenciler Latince, İbranice, Süryanice, Japonca, Sanskritçe gibi seçmeli dersler alabiliyorlar.
Prof. Selçuk’u, dinlerarası diyaloğun temellerini atan çabalarından dolayı kutlamak lazım.
Dünya “medeniyetler savaşı”ndan ancak “öteki”ni tanıyıp anlayarak kurtulabilir.
Can Dündar - Milliyet
-
sedat can 17 yıl önce Şikayet EtDin Eğitimini Alanında Konuşsa. Fıkıhçı değil ama fıkıh alanında ahkam keser bu teyzemiz. Doğru dürüst arapçası da yoktur ama sorsanız şıppadak söyler size Kuran'da ne var ne yok.Mualla hanım kendi alanında konuşabilir ancak. Ama aslına bakarsanız. Türkiye'de Din Eğitimi alanı kopyala yapıştır alanı bakın o alanda konulan çalışmalara. Kaynakçalarında yer alan yabancı eserlerin tercümesinden başka bir şey yok neredeyse. Nereden mi biliyorum. Maalesef 1.5 senem heba oldu onun din eğitimi Tezsiz Y. Lisans bölümünde.Beğen
-
zeynep can 17 yıl önce Şikayet Etyeni mi haberiniz oldu. imam hatip liselerinde ve ilahiyat fakultelerinde zaten eskiden beri dinler tarihi dersleri vardı ve değişik dinler inceleniyordu öyle haberler yapılıyor ki sanki bu okullarda önceden hiçbirşey öğretilmiyordu yeni yeni birşeyler verilmeye başlandı... acaba bazı hocalarımızın medyanın işine gelen yorumlar yapmasımı eskiden de olan şeylerin gundeme gelmesini sağladı?Beğen
-
Bilal Kara 17 yıl önce Şikayet Etyanlışı öğretmek. Dinler konusunda vahyin haricindekilerin yanlış olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu bilmeyen bir profesörü yadırgıyorum. Yanlış olduğunu bildikleri halde bunları neden öğretiyorlar. Gençlere neden zaman kaybettiriyorlar. Doğruyu bulmak için yanlıştan geçmek şartmı? Diğer dinlere hakaret etmeye karşıyım inananlarına saygı duyarım. Ama yanlış olduğunu bile bile neden bunları çocuklarımıza öğretelim. Hem bu dinleri uzak doğuda kimler tatbik ediyor ki?Beğen
-
gizem cansever 17 yıl önce Şikayet EtSayın Mualla Selçuk sizin varlığınız tambir paradoks tam bir çelişki.... Kendisi, İslam Hukuku (fıkıh ta) profesör değil. Yabancı yazarların etkisinde Din Eğitimi alanında profesör ve alanıda o kadar cesur ve tutarlı değil. Ben şunu belirtmek istiyorum Mualla Hanım siz bir bayansınız ve acaba dekanlığınız döneminde bayan öğrencilerinize onların psikolojilerini anlayarak ders verebilme imkanı tesis ettiniz mi? Hani siz Din Eğitimi Profesörüsünüz ya bunu yapsanız yapsanız siz yapmalısınız? Onlar özgür ders okuyup özgür muhakemeyi elde ettiler mi? Varlığınız Tam Bir PARADOKS....Beğen
-
baybars can 17 yıl önce Şikayet Etdin ve dialog.. din ve dialog denince akla dinlerin kendi aralarındaki karşıtlıkların kaldırılması anlamına gelmez,her din kendi doğrultusunda kendi gerçekliğinde gerçekliktir,yoksa dinler diye bir şey olmaz,yani yeni bir din sentezi ortaya çıkarki buda yanlıştır,diaolog ise herkesin kendi sınırı içerisinde kabul edilmesi ve herkesin birbirine hoş görmesidir,ilahiyatlarda kuruldukurulalı dünya dinlerini zaten müfredatında öğretiliyor,Beğen