Dün gece yatakta...
Türlü çeşit düşüncelerle uyudular; garip rüyalara daldılar.
* * *
Gariban simitçi, “Seherde uyanıp fırına koşmalı ve erkenden sandık başında olmalıyım” planı yaparak uyudu.
Çöpçü çocuk, seçim yasakları başlar başlamaz bir seçim enkazı kaldırır gibi toplayıp büyükçe çuvallara doldurduğu bayrakların kaç para edeceğini hesaplayarak uyudu.
Hapisteki milletvekili adayı, hücresinin yosun tutmuş duvarına dikti gözünü; seçimi kazandıktan sonra, tahliye sırasında kendisini bekleyenlere ne diyeceğini ezberleyerek uyudu.
Yıllardır onun çıkışını bekleyen kızı, babasına nasıl sımsıkı sarılacağını hayal ederek uyudu.
Kaseti internete düştüğünden beri kır evinde saklanan müstafi vekil, “Ah biraz daha tedbirli olsaydım, bu gece benim gecemdi” diye içini çekerek uyudu.
Müstafi vekilin yalnız eşi, “Şimdi kimin yanında acaba” diye ağlayarak uyudu.
* * *
Vergi rekortmeni işadamı, tahmin ettiği sonuç çıkarsa artık hiçbir ihale alamayacakları endişesiyle uyudu.
Medya sahibi işadamı “Bütün yatırımı bunlara yaptık. İtibardan vazgeçmeyi göze aldık. Oyları azalırsa öbürleri beni yer” tahmininin rahatsızlığıyla uyudu.
Son haftalarda her gece, verdikleri “hoşa gitmeyen” bir haber yüzünden gececi, patron ya da bakan tarafından telefonla uyandırılan genel yayın müdürü, “Nihayet bu gece deliksiz bir uyku çekebileceğim” rahatlığıyla uyudu.
* * *
Uzak bir adanın hücresindeki mahkûm, bu geceki balkon konuşmasından beklediği mesaj çıkmazsa örgüte vereceği mesajı başucundaki kâğıda yazarak uyudu.
Dağdaki genç, toprağa uzanıp yıldızlara dikti gözünü: “Acaba yarından sonra dönebilir miyim eve? Yoksa yine başlar mı çatışma” sorusunun dikenine yaslanarak uyudu.
Genç vekil adayı, gardırobun koluna astığı lacivert takım elbisesine baka baka, kürsüde yemin edeceği anı düşündü; gözüne uyku girmedi.