Dijital Yayıncılık ve Türk Edebiyatı
62. Frankfurt Kitap Fuarı 6-10 Ekim tarihleri arasında bu yıl da okuyucu ve ziyaretçilere kapısını açtı. Her şeyin neredeyse dijitalleşmeye yüz tuttuğu bir dönemde kitap ve kâğıt meselesini enine boyuna tartışmak lazım.
New York Times CEO’su Arthur Sulzberger geçenlerde yaptığı açıklamada er geç New York Times’ın kağıda basılı versiyonun son bulacağını ve sadece dijital ortamda olacağını söyledi. Bu açıklama çok çarpıcıydı, ama bizim medyada kendine fazla yer bulamadı. Artık uluslar arası internet sitelerinde e-kitapların satışı kağıda basılı olanları geçmeye başladı. Kindle’lar, e-okuyucular, iphone’lara özellikle genç kuşak büyük ilgi gösteriyor.
Türkiye Ulusal Yayıncılık Komitesi Üyesi ve Basın Yayın Birliği Başkan Yardımcısı Münir Üstün Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki konuşmasını bu konuya ayırmıştı. Üstün, verdiği rakamlarla e-kitabın büyük bir aşama kaydettiğini ve dünyada dijital yayıncılığa büyük bir ilgi olduğunu söyledi. Türk yayıncıları ve kitabevleri de e-kitap konusunda ciddi çalışmalar içindeler.
Tabii dünyanın bu ivmesine karşı edebiyatınızın güçlü olması gerekiyor. Bu yılki fuarda Türk Edebiyatının ciddi yol katettiğini bir kez daha gördük. Fuara bundan 10 yıl önce gelenlerin gördükleriyle bu sene gördükleri arasında muazzam bir fark var. Bir kere Kültür Bakanlığı’nın TEDA Projesi sayesinde Türk Edebiyatının kilometre taşı olmuş birçok eseri yabancı dillere çevriliyor. Artık Ahmet Hamdi Tanpınar’lar, Orhan Pamuk’lar, Oya Baydar’lar dünyanın farklı kesimlerinde okuyucularla buluştu ve buluşuyor.
İşin bir de görsel kısmı var: Türk standı çok canlıydı. Sunumlar çok güzeldi. Konuk ülke Arjantin olmasına rağmen ışık onlardan değil Türk stantlarından esiyordu. Bunda başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Kültür A.Ş., İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarını unutmamak lazım.
Bundan daha 6-7 yıl önce Salon 5.1’de ışıklar bile doğru dürüst yanmazken, hiç kimse oraya uğramazken, son 3 yıldır fuara katılan hemen herkesin mutlaka uğradığı bir salon oldu. Bu başarı değildir de nedir? Elbette eleştirilecek noktalar yok değil, ama bu kadar olumlu çabayı görmemek için insanın kör olması lazım.
Tüm bu çabalara rağmen bazı kesimlerin hâlâ saçma sapan eleştirilerini de okuduk. İyi niyetli eleştiriler tamam, ama bazı kinayeler var ki, kim bunları niye yazar anlaşılır gibi değil. Mesela akıllının biri niye 12 Eylül’de öldürülmüş ya da hapse tıkılmış gazeteci ve yazarlarla ilgili resim ya da yazılar yok diye soruyordu. Hazretin kafası 12 Eylül’den ötesine basmadığı için başka darbe ya da cunta dönemleriyle ilgili sorgulamaları düşünmüyor.
Bir de Kürtçe tek bir eserin bile niçin ulusal stantta olmadığını soranlar var. Arkadaş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tek resmi dili var, Türkçe. Bunu bilmeyecek kadar cahil değiller herhalde, ama niyetleri kötü.
Ayrıca Türk standının dini yayın ağırlıklı olduğunu iddia edenlere ne denmeli ki? Bunu iddia edenlerin delili nedir acaba? Yerli ya da yabancı hiç kimse böyle bir şey yazmazken dini kitapların ağırlıklı olduğunu söylemek neyin nesi, belli değil. Her yayınevinden eşit sayıda kitap ulusal stantta sergilendi. Yoksa acaba içlerindeki hükümet düşmanlığını ya da hastalığını böyle mi dışa vuruyorlar?
Kim ne derse desin Türk edebiyatı iyi yolda. Dünyanın neredeyse bütün kitap fuarları Türkiye’yi ülkelerine çağırıyorlar. Eskiden tek bir fuarda bile yokken şimdi bütün fuarlarda etimizle, canımızla, kanımızla varız. Kitaplarımız çevriliyor, okunuyor; yazarlarımız her yerden davetler alıyor. Yeterli mi? Elbette değil. Ama bunu başaranlar bir alkışı hak ettiler.
Cem Küçük - Haber7
cemkucuk@gmail.com
-
zerre 15 yıl önce Şikayet EtEgitimli Kürtler de Türkce yaziyor,ondan.Islam konusu olmayan cok kitap var. TÜRKLER SADECE ISLAMI KONUDA YAZMIYORLAR. Türkceyi bilmeyenler veya fitnecilik yapmak isteyenlerin söylemlerine bakmamali. Hem KÜRT YAZAR KÜRTCE KITAP YAZSA KAC KISI OKUR? Kusura bakmayin böyle yazdigim icin. Cok kitap okuyan bir bölge degil Kürtlerin yasadiklari bölge.Beğen