Cemil Ertem
Cemil Ertem
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

İşte Türkiye gerçeği... Farkına varalım, sahip çıkalım...

GİRİŞ 26.01.2014 GÜNCELLEME 26.01.2014 YAZARLAR

İbrahim Palaz, Güney Gaz Koridoru'nun stratejik önemini anlatırken, 'Bu, 45 milyar dolarlık bir proje; bunun merkezinde Türkiye ve Azerbaycan var; tam şu zamanda bütün dünyada yatırımlar durmuşken, bu büyüklükte stratejik bir projeye imza atıyoruz. Bir benzeri dünyada yok; farkında mıyız' diye yakınıyordu. Ancak ben şunu da biliyorum; Güney Gaz Koridoru'nun ana aksı olan TANAP ve TAP projeleri, Türkiye ve Azerbaycan'ın siyasi iradesi ile bugün gerçekleşiyor ve bu yatırımlar Avrupa ayağı ile birlikte (TAP ve onun altyapı yatırımları ile birlikte) söylediğimiz gibi 45 milyar doların üstünde dev bir yatırım. Ve Palaz'ın dediği gibi, bugün bu büyüklükte bir yatırım dünyada, belki bir elin parmaklarını geçmez.

Bu, tabii ki projenin statik yatırım maliyeti; bu projeyi -yani Güney Gaz Koridoru- siz dinamik sonuçlarıyla ele alırsanız karşınıza belki de 21. yüzyılı belirleyecek dev bir enerji yatırımı çıkar.

Şu bilinir; enerji hatları, yalnız siyasi istikrarın sürdürülebilir olduğu, piyasa ekonomisinin ve piyasa açıklığının görünür olduğu coğrafyalara yapılır. Siz bir enerji hattının güvenliğini istediğiniz kadar başına asker dikin uzun süreliğine sağlayamazsınız.

Neden Türkiye, neden TANAP ve TAP

Şimdi Türkiye, Güney Gaz Koridoru'nun merkez ülkesi; hem Akdeniz'de bulunan ve Akdeniz üzerinden dünyalaşacak enerjinin hem de Hazar'dan ve Irak'tan hatta ileride İran'dan da gelecek enerjinin geçişi, ticarileştirilmesi Türkiye'ye bakıyor. Geçen sene, TAP (Transadriyatik Boru Hattı) West Nabucco gibi projelerle yarıştı ve tercih edilen yatırım oldu. Bunun temel nedeni, ne TAP'ın daha ucuz maliyetli olması ne de buraya katılan ve finanse eden şirketlerin, ülkelerin ağırlığı idi. Bunun temel nedeni, AB'nin 2030 ve sonrası için enerji arzı güvenliğini düşünmesi, enerji tedarikini çeşitlendirmek istemesi ve kriz sonrası kendi doğusuna açılmak istemesiydi.

Bugün AB, enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü doğalgaz olarak Rusya'dan karşılıyor ki bunun oranı yüzde 60'ların üzerindedir. Geri kalan miktar Norveç gibi kuzey ülkelerinden gelen kaynaklardır ki bu kaynaklar, Ortadoğu, Kafkasya kaynakları gibi bol, ekonomik ve çeşitli değildir.

Rusya-Ukrayna ve AB...

Şimdi işin püf noktasına geliyoruz; AB, kendine gelmeye başladığı andan itibaren en büyük sorunu bu olacaktır. Çünkü Rusya; Belarus, Kazakistan gibi ülkelerle yaptığı gümrük birliği genişlemesini ısrarla sürdürmek, bunun için Ukrayna'yı da içine almak istiyor. Ukrayna'da olup bitenler, gelecekteki Rusya ve AB'nin pazar ve enerji kapışmasından başka bir şey değildir. Ukrayna, Rusya için bir ulusal güvenlik meselesidir bu anlamda... Rusya'nın, Karpatlar için çıkış ve denetleme üssü de Ukrayna... Ama bununla da bitmiyor; Odessa ve Sivastopol limanları Rusya'nın Karadeniz üzerinden Akdeniz'e açılımını sağlıyor ve bu stratejik limanlar, kuzey enerji geçişlerinin de üzerinde. Adeta bizim İskenderun ve Ceyhan limanlarının tam karşısında.

İşte sonuçlar:

Güney Gaz Koridoru ve buna eşlik edecek Güney Transit Geçiş yolları -ki bunların en önemlisi Bakü-Tiflis-Kars'dır- bize AB'nin kendi doğusuna genişlemesini anlattığı gibi, burada Rusya ve ABD merkezli Batı arasındaki kapışmayı anlatır. Çok bilinmeyenli hatta çok boyutlu bir denklemle karşı karşıyayız. Maddeler halinde -basitleştirerek- anlatalım: 1) İbrahim Palaz'ın dediği gibi, bugün 21. yüzyılın en büyük ve en stratejik yatırımlarından biri, Türkiye topraklarından ve karasularından başlayarak, Türkiye hükümetinin siyasi iradesiyle yapılıyor. 2) Bunu ancak siyasi istikrarı demokrasi ile tesis etmeye çalışan ve buna dünyayı inandıran bir hükümet yapabilir. 3) O halde TÜSİAD'ın 'yabancı yatırımcı gelmez, gelmiyor' tezini yalnız bu yatırım bile tek başına çürütür.

Şimdi ittifaklara gelelim:

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Cemil Ertem -Star Gazetesi
certem@stargazete.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL