Bunu bekliyor muyduk; evet, çok ama çok ‘paralel'
S&P'nin not çizelgesinde BB+ olan not, yatırım yapılabilir seviyenin hemen dışındaki bir değerlendirmedir. BB+'dan sonra gelen not BBB-'dir ve bu S&P'ye göre yatırım yapılabilir oluyor. S&P, notu düşürmüyor ama görünümü negatife getirerek, Türkiye'nin yatırım yapılacak ülke konumundan ‘epey' uzaklaştığını anlatmak istiyor.
Zaten bir yıl içinde de notu indireceğini ve Türkiye'yi ‘yatırım yapılamaz' olarak ilan edeceğini de söylüyor. S&P, 2014 büyüme tahminini, 3.4'ten 2.2'ye indiriyor ve özel yatırımların azlığından da şikayet ediyor. Ancak, başta S&P olmak üzere bütün derecelendirme kuruluşları ve de IMF, 2011 büyümesinin ve hızlı yatırım artışının devam etmesi halinde, cari açık ve enflasyon gibi temel hedeflerde önemli sapmalar olacağını hep vurgulamışlardır. Hatta Fitch ve Moody's, Türkiye'nin notunu ancak, büyüme aşağı çekilirse söz konusu olabileceğini belirterek açıkca; “büyümeyi düşürün notu ‘yatırım yapılabilir' seviyeye getirelim” şartını da öne sürmüşler ve Türkiye frene basınca not yükselmiştir.
S&P'nin dertleri ve gerçekler
S&P, kredi değerlendirme notunda hepimizin bildiği ‘sorunları' dile getirirek Türkiye'yi yatırımcılara şikayet ediyor. Cari açık, net dış borç ve bunlara bağlı dış kırılganlıklar falan... Bütün bu başlıklar, biliyorsunuz ki, bardağı dolu ya da boş tarafından gördüğünüze bağlı olarak yorumlanabilir. S&P, 2007'den beri dış kaynaklı kredileri KOBİ'lerin de ağırlıklı olarak kullandığını, bunun da bir kırılganlık unsuru olduğunu söylüyor ama yapılan altyapı yatırımları ile doğu ve güneydeki Organize Sanayi Bölgeleri'nden hızla artan ihracatı ve buralarda öbeklenmiş KOBİ'lerin dış ticaret fazlası verdiğini görmüyor. Şimdi tam burada kasım ayı sanayi verisine bakalım; Türkiye Gezi olaylarından sonra, hızla toparlandı ve sanayi bazlı büyüme yeniden belirginleşmeye başladı. Kasımda sanayi üretimi, beklenenin üzerinde, yıllık yüzde 4.6 artış gösterdi. Sermaye malı üretimindeki artış yüzde 9'dur. Ara malı imalatı da, yüzde 5.3 artmış. Bu da önemli; çünkü dış ticaret açığının, enerjiden sonraki ana kalemi bu. Bilgisayar ve elektronik eşya üretimi yüzde 33.6, makine ve ekipmanları yüzde 24.1 artmış. Bu veriler operasyonun olduğu aralık ayından bir önceki ayı anlatıyor.
Dış ticaret açığının tabii ki en önemli kalemi enerji... Bu alandaki, kısa vadeli çözümün de siyasi olacağını geçen yazıda anlattık. Hükümet, tam şimdilerde Türkiye'nin enerji sorununu çözecek ve Türkiye'yi bir enerji habı yapacak adımları atıyor. Ancak S&P'nin patronları, zaten bu adımların politik olarak karşısında ve bunları önlemek için her şeyi yapıyor. Sonuçta çok uzatmayayım; hepimiz biliyoruz ki, bu konuda boşuna nefes tüketmenin bir faydası yok.
TÜSİAD, ‘gelmeyin' diye daha önce söyledi...
Bu, çok yönlü, çok katmanlı bir operasyon ve bu operasyonun tabii ki, ekonomik olarak, en önemli yanı şu not indirme meselesi olacaktı. Ancak burada üzerinde durmamız gereken nokta, S&P gibi kurumlarla TÜSİAD'ın nasıl birbirlerini teyit ettikleri de olmalıdır. S&P, açıkca Türkiye artık ‘yatırım yapılabilir' ülke olmaktan giderek uzaklaşıyor; diyor ve notu yukarıda kalan diğer derecelendirme kuruluşlarına da mesaj yolluyor. TÜSİAD ve medyasının ise bu mesajı, çok önceden beri ‘dışarıya' yolladığını biliyoruz. ‘Türkiye'ye gelmeyin, burası karışık, hükümeti düşürmek üzereyiz' mesajı, aslında S&P'nin ‘2007'den beri dış finansman KOBİ ağırlıklı dönmeye başladı; buraya dikkat ettiniz mi' şikayetine de paralel olarak, 2007'den beri gündemde...
Ah şu 2008!
Zaten Erdoğan, 2008'de IMF'ye evet deseydi bunlar hiç başına gelmeyecekti. Dış finansman ağırlıklı olarak KOBİ'ler yerine, tekellere gidecekti, GAP Eylem Planı bütçesi, çamaşır makinesinin motor devir hızını artıran Ar-Ge (!) teşviği falan uydurmacaları ile ‘bunlara' gidecekti, KOBİ'lerin ihracatını artıracak altyapı yatırımları, enerji yatırımları duracak dahası eğitim ve sağlık bütçeleri ‘finansal istikrar' uydurmacası ile kuşa dönecekti...