Cemil Ertem
Cemil Ertem
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Hulâsa-i Kelâm...

GİRİŞ 17.10.2014 GÜNCELLEME 17.10.2014 YAZARLAR

Çok büyük bir mücadele var. Bakın hemen rakamlardan başlayalım; meselenin rakamsal boyutunu çok iyi bilen isimlerden biri olan Hasan Kurtulmuş, geçen gün bana şunu sordu: “Şu an ABD piyasalarında işlem gören tüm hisseleri almaya kalksan cebine kaç para koyup gidersin Wall Street’in kapısına?” Ben duraklayınca 18-19 trilyon dolar deyiverdi; yani önce Batı’nın sonra ABD denen ulus-devletin, yaklaşık 400 yılı aşkın bir süredir, önce kendi topraklarındaki yerli halkların sonra da tüm dünyanın canına okuyarak kanla inşa ettiği imparatorluğun kalbindeki finansal varlıkların tümü bu kadar para ediyor. 

Sonra Hasan Kurtulmuş’tan ikinci soru geldi: Peki şu anda yerin altındaki Hazar, Ortadoğu, Arabistan, K.Afrika petrol, doğalgaz kaynaklarının yaklaşık dolar bazlı değeri nedir? Cevap tahmin edeceğiniz gibi, 100 trilyon doların falan çok ama çok üstünde tabii... Ama bu işin bir de rant tarafı var; 5-10 dolar arasında maliyeti olan petrol, son otuz yılda 100 doların üzerine nasıl çıktı ve bu trilyonlarca doları bulan rantı sistem nasıl kullandı. Yine Hasan Kurtulmuş’a göre; şu an 100 trilyon doları aşan sistem dışında bir ‘para’ (iktisadi olarak buna para denebilir mi; çok emin değilim-bu başka bir şey olmalı) var; belli ‘merkezlerin’ elinin altında. Bunu ölçmemiz ve tespit etmemiz gerçekten çok zor ama yalnız sistemin yetmişli yıllardan itibaren işleyişine ve petrol gibi stratejik emtia fiyatlamalarındaki ranta bakarak bu rakamın pekala birikebileceğini iddia edebiliriz. Kurtulmuş, bu ekonominin yıllık olarak 3.5-4 trilyon dolarlık bir vergi kaçağı ürettiğini de söylüyor. 

‘Yatağını Bulan Nehir’ ya da ‘Eski’ye çomak sokmak

Şimdi bu rakamlara bakarak bile, şu an kopmakta olan ve kopacak olan kıyametin süresi ve çapı hakkında bir fikre sahip olabiliriz.

Tam şimdi şöyle bir durum var; İngiltere’nin yalnız Musul petrol kaynaklarını 1918’de keşfettiğinden bu yana bile, olan biten bundan sonra olacakların yanında hiç kalabilir. Çünkü Türkiye merkezli yeni bir siyasi irade, -şimdiye değin bu büyük ‘yeraltı’ sermaye dinamiğini denetleyenlerin ummadığı bir şekilde- ortaya çıkıyor ve şu an ABD’nin tüm küresel şirketlerinin hatta daha da ötesinin piyasada geçerli fiyatlamasının çok üstündeki Hazar, Ortadoğu, K. Afrika ve Akdeniz enerji kaynaklarını dünyalaştırıyor.

Ama mesele tam burada da bitmiyor; ABD’den başlayarak, seksenli yılların başından beri ortaya çıkan, bilişim-bilgisayar ve buna bağlı üst teknoloji sektörleri, bu kaynakların artık Batı’nın bir avuç tekeli ve onların siyasi çeteleri tarafından yerin altında bırakılmasını ve yağmalanmasını istemiyor. Çünkü bilgisayarcılar istiyor ki, dünyanın bütün azgelişmiş bölgelerinde yeni bir ‘zenginlik’ ortaya çıksın, bu yeni ‘zenginliğin’ yaratacağı yeni bir burjuva sınıfı yönetimi ele alarak, herkesin bilgisayara ve dolayısıyla bilgiye sahip olacağı yeni ekonomiyi yukarı taşısın.

Yazının tamamı için tıklayın...

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL