Cemil Ertem
Cemil Ertem
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Almanya merkezli AB’den Türkiye merkezli AB’ye...

GİRİŞ 16.11.2014 GÜNCELLEME 17.11.2014 YAZARLAR

G-20’deki Ukrayna gerilimi ve bu konuda ABD ile İngiltere’nin açıklamaları sanıyorum petrol fiyatlarındaki düşüşün siyasi etkisini anlatıyor. Zirvenin başladığı ilk gün, İngiltere Başbakanı David Cameron, Rusya’nın, kendinden küçük ülkelere zorbalık yaptığını söyledi ve Rusya’ya yönelik yaptırımların artacağını vurguladı.

Obama ise Rusya’nın Ukrayna saldırganlığının aslında dünyayı tehdit ettiğini söyledi. Putin’in bütün bu ağır söylemlere ne cevap verdiğini bilmiyorum; bir yerde bunlara yönelik bir cevabını okumadım. Yalnız, Putin’in kendinden emin ve hayli neşeli -özellikle Asyalı liderlerle ve Brezilya, Hindistan, Çin, G.Arika (BRICS) liderleriyle- verdiği pozları gördüm. 

G-20 zirvesinde, bu zirvenin diplomatik sınırlarını da aşacak şekilde, İngiltere ve ABD’nin Rusya’ya yönelik sert çıkışlarını bekliyorduk. Çünkü zirveden birkaç gün önce Sovyetler’in son ‘liberal’ lideri Gorbaçov, Batı ile Rusya’nın yeni bir soğuk savaş sürecine girdiğini söyledi.

Gorboçov bunu, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının 25’inci yıl dönümünde Berlin’de söyledi. Ama Gorbaçov’un bu söyleminin pek doğru olmadığına dair itiraz ise hemen Almanlar’dan geldi. Almanya Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Enstitüsü (SWP) Başkanı Prof. Dr. Volker Perthes, Batı ile Rusya arasında Ukrayna nedeniyle ortaya çıkan gerilimin büyük risklere yol açtığını, ancak eski Sovyetler Birliği Lideri Mihail Gorbaçov’un aksine Soğuk Savaş’ın tekrarlanmasını beklemediğini kaydetti. Şimdi Gorbaçov’un Berlin’e gidip tıpkı İngiltere Başbakanı gibi konuşması anlamlıdır ama; Almanya’da hatırı sayılır bir enstitünün de, “tamam Gorboçov’un söyledikleri doğru ama bir soğuk savaş da yok, çünkü Rusya sistemin içinde” diye Gorboçov’un söylediklerini yumuşatması da anlamlıdır. Tabii ki, 1989 öncesine geri dönmeyeceğiz, tabii ki Rusya sistemin içinde ama sistem de şu an tam ortasından ikiye hatta üçe ayrılmış durumda.

Sistem içi cepheler...

Şöyle anlatalım: Sistemin içinde bulunduğu kriz, çok derin siyasi kutuplaşmaları bugün önümüze koymuş durumda. Bu kutuplaşmaların taraflarını ülkelerden ziyade sektörler belirliyor. Savaşa dayalı sektörler demir-çelik, petro-kimya, Minsky’nin Ponzi/Kirli finansı vb. Bunlar, 20. yüzyıl dünyasının devam etmesini istiyorlar. Bunun dışında, bilgi toplumunun yapıcısı olan ve ulus-devletler ekonomisinden çıkıp her yönüyle küresel bütünleşmeye geçmeye çalışan sektörler ve bunların kurumları var. Şimdi çok genel olarak içinde bulunduğumuz sistem içi savaş, bu dinamiğe dayanıyor.

Devamı için tıklayın >>>

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL