Cüneyt Ayaz
Cüneyt Ayaz
KONUK YAZAR
TÜM YAZILARI

Ulusal su planı gösteriyor: Asıl mesele yağmur değil yönetim

GİRİŞ 27.03.2026 GÜNCELLEME 27.03.2026 YAZARLAR

Yağmur yağınca seviniyoruz, baraj dolunca içimiz rahatlıyor.

Ama artık mesele sadece yağmur değil. Asıl mesele suyu ne kadar akıllı yönettiğimiz.

Tam da bu nedenle 14 Mart 2026’da Cumhurbaşkanı onayıyla yürürlüğe giren Ulusal Su Planı (2026–2035), Türkiye’nin önümüzdeki dönemde suyu nasıl yöneteceğine dair önemli bir çerçeve ortaya koyuyor.

Bugün Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık %79’u tarımda kullanılıyor.
Yani suyu konuşuyorsak aslında tarımı konuşuyoruz. Dünyaya bakıldığında da benzer bir tablo görülüyor. Küresel ölçekte çekilen tatlı suyun yaklaşık %70’i tarımda kullanılıyor. Ancak farkı yaratan suyun ne kadar kullanıldığı değil, ne kadar verimli kullanıldığı.

Aynı Su, Farklı Verim

Asıl dikkat çekici nokta verimlilik tarafında ortaya çıkıyor. Tarımda suyun verimliliği ülkemizde yaklaşık %52 seviyesinde. Yani kullandığımız suyun neredeyse yarısı daha bitkiye ulaşmadan kayboluyor.

Modern sulama teknolojilerinin yaygın olduğu ülkelerde verimlilik %65–80 seviyelerine ulaşabiliyor.

İsrail’de damla sulama ve geri kazanılmış su uygulamalarıyla %75–90,
İspanya ve İtalya’da modern basınçlı sistemlerle %60–75,
ABD ve Avustralya’da sensör destekli sulama uygulamaları ile %65–85,
Hollanda’da ise yüksek teknoloji seracılık sayesinde %80’in üzerine çıkılabiliyor.

Buda aynı suyla daha fazla üretmek anlamına geliyor.

Bugün birçok çiftçi hâlâ toprağa bakarak sulama kararı veriyor. Oysa kapalı sulama sistemleri, damla sulama ve sensör destekli uygulamalar sayesinde bitkinin gerçekten ne kadar suya ihtiyaç duyduğu ölçülebiliyor.
Su doğru zamanda verildiğinde hem verim artıyor hem maliyet düşüyor.

Su Sadece Teknik Bir Konu Değil

Çünkü su meselesi sadece teknik bir konu değil, aynı zamanda bir kültür ve bilinç meselesi.

Aslında bu hassasiyet bizim kültürümüzde de var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir sahabeyi abdest alırken gereğinden fazla su kullandığını görünce şöyle buyurmuştur:

“Bu israf nedir?”

Sahabenin “Abdestte de israf olur mu?” diye sorması üzerine ise şu cevabı vermiştir:

“Evet, akmakta olan bir nehirde bile olsan suyu israf etme.”

Bu yaklaşım, suyun yalnızca bir doğal kaynak değil, aynı zamanda emanet olduğu bilincini ortaya koyuyor.

Bugün teknolojik çözümler kadar toplumsal farkındalık ve kullanım alışkanlıklarının değişmesi de su verimliliğinin önemli bir parçası haline geliyor.

Risk Yalnızca Bugüne Ait Değil

Ulusal Su Planı’na göre risk yalnızca bugüne ait değil. Önümüzdeki yıllarda sıcaklık artışının sürmesi beklenirken, 2050 sonrasında kullanılabilir su potansiyelinde %10’un üzerinde, yüzyılın sonuna doğru ise %25’e yaklaşan azalma öngörülüyor.

Sıcaklık arttıkça buharlaşma artıyor, toprak nemi azalıyor. Bu da tarımsal üretim üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor. Artan nüfus ve üretim ihtiyacı su talebini büyütürken, bazı havzalarda su açığı oluşma ihtimali de planlarda açık şekilde ifade ediliyor.

Üstelik mesele sadece kuraklık değil. Ulusal Su Planı’nda  Türkiye’de 1975’ten bu yana 2.600’ün üzerinde taşkın meydana geldiği, 900’den fazla vatandaşın hayatını kaybettiği ve yaklaşık 1 milyon hektar alanın zarar gördüğü belirtiliyor.

Yani su bazen yokluğu ile, bazen fazlalığı ile sorun olabiliyor.
Asıl kritik nokta suyun miktarı değil, doğru yönetimi.

Su – enerji – gıda ilişkisi

Bugün dünyada su politikaları artık yalnızca yeni baraj yapmak üzerine kurulmuyor.
Su – enerji – gıda ilişkisi birlikte planlanıyor.

Çünkü bu üç alan birbirinden bağımsız değil, birbirini doğrudan etkileyen bir denge oluşturuyor.

Su azalırsa tarımsal üretim düşüyor.
Üretim düştüğünde maliyet artıyor, gıda fiyatları yükseliyor ve ekonomik dengeler etkileniyor.

Su aynı zamanda enerji üretimi için de kritik bir kaynak.
Hidroelektrik santraller suya bağlı. Termik ve nükleer santrallerde soğutma için su kullanılıyor.
Su azaldığında enerji üretimi de baskı altına girebiliyor.

Kısacası su, enerji ve gıda birbirine bağlı bir sistem oluşturuyor.
Birindeki bozulma diğerlerini de etkiliyor.

Bu nedenle su politikaları artık yalnızca çevre konusu değil; üretim, enerji ve ekonomik istikrar açısından stratejik bir başlık haline geliyor.

Belirlenen 8 temel hedef, dönüşümün hangi başlıklarda gerçekleşeceğini ortaya koyuyor:

• Kurumsal ve yasal yapının güçlendirilmesi
• Su kaynaklarının kalite ve miktar olarak korunması ve geliştirilmesi
• Değişen iklim şartlarına uyum ve suyun verimli kullanılması
• Hidrometeorolojik afet risklerinin azaltılması
• Su yönetiminde dijital dönüşüm
• Yatırımların önceliklendirilmesi ve finansman modellerinin geliştirilmesi
• Su, enerji, gıda ve ekosistem ilişkisinin güçlendirilmesi
• Eğitim, farkındalık ve iş birliğinin artırılması

Bu çerçeve, su meselesinin artık yalnızca bir altyapı konusu olmadığını; tarımdan sanayiye, enerjiden şehirleşmeye kadar geniş bir alanı doğrudan etkileyen stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor.

Başarı Sahada Belirlenecek

Elbette plan yapmak tek başına yeterli değil. Su yönetimi çok paydaşlı bir alan. Kamu kurumlarının yanında üniversiteler, meslek kuruluşları, üretici örgütleri ve sahadaki uygulayıcıların sürece katkısı uygulama başarısını doğrudan etkiliyor.

Özellikle su verimliliğinin artırılması ve üretimin havza bazlı planlanması gibi sahaya dokunan başlıklarda teknik bilginin üreticiye doğru aktarılması büyük önem taşıyor.

Bu noktada ilgili kurumların, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, uygulama sürecinde sahadaki tüm paydaşlarla güçlü bir koordinasyon kurması çok kritik.

Çünkü su yönetimi masa başında değil, sahada sonuç veriyor.

Bugün gelinen noktada gerçek şu:

Su yönetimi artık yalnızca çevre meselesi değil; üretim, gıda güvenliği ve ekonomik istikrar meselesi.
Kısacası suyu nasıl yönettiğimiz, geleceğimizi de belirleyecek.

Cüneyt Ayaz

YORUMLAR 5
  • Beyovalı 11 saat önce Şikayet Et
    Konya havzasının hali ortada her yıl bir yeri çöküyor bu bilinçsizlik devam ederse bakalım sonrası ne olacak
    Cevapla
  • Sucu Abdullah 12 saat önce Şikayet Et
    nedeni suyu akıllı yönetmiyor teknik insanların söylediğini kulak ardı edip teknik bilgiye gerek yok biz suyu akıllı yönetiriz zihniyetinden kaynaklanıyor.
    Cevapla
  • Sucu Abdullah 12 saat önce Şikayet Et
    Ülkemizin geleceği için çok önemli bir konu Yüzey sularımızın hepsi tarımda kullanılan gübrelerin bilinçsiz kullanılması, Evsel ve endüstriyel sanayi atıkların arıtılmadan dere çay ve ırmaklar verilmesi Alüvyon ve ovaların eski göl yataklarının yerleşime açılması gibi nedenlerle kirletilmiş durumda
    Cevapla
  • Ahmet Işık 13 saat önce Şikayet Et
    Toplumsal farkındalık şart kara düzenle gitmez bu işler
    Cevapla
  • Ahmet 13 saat önce Şikayet Et
    İslam ümmetiyiz suyun %48 ini israf ediyoruz ne acı bir tablo…
    Cevapla