Neden Türkiye'den bir Facebook çıkmıyor?
Okulların ilk-orta-lise şeklinde ayrıldığı yıllardı. İzmir’de Orta 2. sınıftaydım. Bir sabah sınıf öğretmenimiz beni ve iki arkadaşımı çağırdı ve okulumuzu temsilen bir bilgi yarışmasına göndermek istediğini söyledi. Bilgi yarışmasını İzmir Amerikan Koleji düzenliyordu.
Yarışma tarihine kadar harıl harıl matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih vs. gibi dersleri çalıştık. Ama yarışma günü okula gittiğimizde bizi bir sürpriz beklemekteydi. Amerikalı eğitmenlerden oluşan yarışma jürisi sorular sorup bilgimizi ölçmek yerine, elimize renkli kartonlar, plastik malzemeler, makas ve yapıştırıcı verip hareket eden bir araç yapmamızı istediler.
Geceler ve gündüzler boyunca sayısız matematik ve fen formülünü ezberlemiş bir yarışma ekibi olarak oracıkta kalakalmıştık, çünkü sorular(!) bilmediğimiz yerden gelmişti, yani pratik hayattan! Hazırlıksız yakalandığımız bu yarışmayı vasat bir puanla bitirdik, diğer okul öğrencileri de bizden farksızdı, dereceye girenler ise Amerika’dan gelen bir misafir öğrenci grubu oldu.
Yarışma sonunda üzüntüyle eve dönerken şunu düşündüğümü hatırlıyorum: bizim bilgi yarışmasından anladığımızla Amerikalıların anladığı arasında büyük fark vardı. Biz bilgileri ezberlerken onlar bildiklerini pratik yapıyordu.
O yıllarda çocuk aklımla düşündüğüm bu konu ‘Neden Türkiye’den bir Facebook, Twitter veya Google çıkmıyor?’ sorusuna verilecek cevabı da yakından ilgilendiriyor.
Bence bu konuda geri kalmamızın iki önemli sebebi var. Birincisi eğitim sistemi...
‘Öğrenmeyi öğretmek’ üzerine kurulu olmayan bir eğitim sistemi profesyonel iş yaşamını olumsuz olarak etkiliyor. Okullarda ‘ezberlenen’ bir çok bilginin malesef gerçek hayatta pek de karşılığı yok! Bu durum ülkenin en önemli kaynağı olan ‘insan kaynaklarının’ önündeki en büyük problemlerden birisi. Üniversiteden mezun olan bir çok genç, gerçekçi iş planları yapmak için gereken eğitimi alamıyor.
İkincisi ise girişimcileri destekleyen finansal yapıların eksikliği. Girişimcilik sermayesinin (venture capital) yetersizliği fikirlerin daha doğmadan çöpe gitmesine neden oluyor. Yani iyi bir fikriniz var ama fikriniz riskli olduğundan hayata geçirmek için gerekli sermayeye erişemiyorsunuz.
Diyelim ki elinizde biraz birikmiş paranız, temiz bir kredi geçmişiniz ve bir de işiniz var, isterseniz herhangi bir bankaya gidip 3-5 yıl geri ödemeli kredi kullanıp bir araba satın alabiliyorsunuz. Ama farzedelim ki piyasadaki tüm arabalarda kullanılabilecek milyon dolarlık harika bir fikriniz ve iş planınız var. Fikrinize para verecek girişimcilik sermayesi için bir bankaya gitseniz muhtemelen olumlu bir cevap alamayacaksınız. Hatta daha da muhtemeldir ki gittiğiniz bankada girişimcilik sermayesini konuşabileceğiniz bir müşteri temsilcisi bile bulamayacaksınız.
Dünya Ekonomik Forumu’nun bu yıl içerisinde yayınladığı Küresel Bilişim Teknolojisi Raporu’na göre Türkiye, girişim sermayesi bulma imkanı açısından 142 ülke arasında 82. sırada geliyor. Bu duruma göre fikriniz çok iyi ve karlı bile olsa para bulmanız çok zor. Aynı raporda Botswana’nın 46, Ruanda’nın 30, Kenya’nın ise 28 inci sırada olduğunu not düşmekte yarar var. Yani mevcut duruma göre bu ülkelerde risk sermayesi bulmak Türkiye’den daha kolay. Niyetim kesinlikle bu ülkeleri küçük görmek değil ama ülkemiz adına önemli bir gerçeğe işaret etmek. (Raporun İngilizce orjinaline göz atmak isteyenler şu linkten ulaşabilirler: http://bit.ly/KgA39F)
Bu iki unsuru düşündüğümüzde Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından geçtiğimiz ay açıklanan tasarruf teşvik planı içerisinde yer alan bazı maddeler oldukça önemli. Eğer bu maddeler yasalaşırsa girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Böylece iyi fikri olanların girişim sermayesi bulmaları kolaylaşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bereberindeki kalabalık heyetle Silikon Vadisi'ni ziyaret etmesi, bu şirketleri yerinde görmesi de oldukça anlamlı.
Eğitim kısmında ise özellikle üniversitelerimize büyük görevler düşüyor. Ama mesele sadece diploma vermek değil, eğitimin niteliğinin de büyük önemi var. Unutmayalım ki Stanford Üniversitesi olmasaydı Silikon Vadisi’ni bugünlere getiren şirketlerin altyapısını oluşturan insan gücü de olmazdı.
Eğitim ve girişimci sermayesi imkanlarını geliştiren bir Türkiye'de küresel bir internet girişimi neden çıkmasın?
Deniz Ergürel (Medya Derneği Genel Sekreteri) Haber7
http://medyaglob.com
twitter.com/denizergurel
facebook.com/d.ergurel
-
benjamin 13 yıl önce Şikayet Etsebebi tabiki. türkiyede en fazla aranan kelimenin porno olmasıdır.Beğen Toplam 1 beğeni
-
mcemila 13 yıl önce Şikayet Etgüzel bir yazı yazmışsın. kardeşim.. güzel bir yazı yazmışsın. kardeşim. emeğine sağlık iyi noktalara işaret etmişsin. bu yazıdan anlaşılması gereken kanımca illaki google-facebook çıksın değil. yeni fikirleri dile getirmekten ve bu fikirlere kıymet ve para vermekten korkmayalım. kesilikle doğru. seni tebrik ediyorum.Beğen Toplam 7 beğeni