Deniz Ergürel
Deniz Ergürel
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Gazeteciler her duyduklarını twitter'da yazmalı mı?

GİRİŞ 03.07.2012 GÜNCELLEME 03.07.2012 YAZARLAR

Mobil teknolojilerin gelişimi ve sosyal ağların yaygınlaşması ile birlikte haber alıp verme biçimlerimiz de değişiyor. Bu değişim sürecinin tam da merkezindeki gazeteciler, duydukları her haberi Twitter’da paylaşmalı mı?   
 
Geçtiğimiz Pazartesi günü bir çok kişi gibi benim gündemimde de ‘Şike Davası’ vardı. Tam 1 yıl once başlayan dava hakkında verilecek kararı merakla bekliyordum. Mahkeme kararını anında öğrenmek için davayı takip eden haber kanalları arasından birisini seçtim, bir yandan da Twitter’dan konu ile ilgili atılan mesajları takip ediyordum. Öğlen saat 12 dolaylarında ilk haber geldi, Aziz Yıldırım tahliye edilmişti. Sonrası ise malum.
 
Her ne kadar davanın kendisi başlı başına bir tartışma konusuyken, benim dikkatimi gazetecilik mesleği açısından oldukça ilginç bir ayrıntı çekti. Aziz Yıldırım’ın tahliye edildiğine dair ilk haberi, televizyon kanalından değil Twitter’da atlan bir mesajdan öğrenmiştim. O anda mahkeme salonunda bulunan bir gazeteci, cep telefonundan gönderdiği bir kaç kelimelik twitter mesajıyla, davayı canlı yayınlayan televizyon kanalına en az 30 saniyelik bir fark atmıştı.
 
Bu durum ‘son dakika haberciliğinin’ artık sadece medya kuruluşlarına ait olmayan bir kavram haline geldiğini görmemiz açısından oldukça önemli. Akıllı telefonlar, mobil internet ve sosyal ağların yaygınlaşması ile birlikte, ‘söyleyecek bir sözü’ olan herkesin bir medya aracına dönüştüğü bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle böyle bir dönemde özellikle gazetecilerin twitter’da paylaştıkları daha da büyük önem kazanıyor. Çünkü onlar meslekleri gereği haber değeri taşıyan olaylara hepimizden daha yakınlar ve çoğu zaman anlık bilgiler veriyorlar.
 
Okuyucular açısından oldukça cazibedar olan bu durum ise karşımıza oldukça ilginç bir mesleki etik tartışması çıkarıyor; çalıştıkları kurumların verdiği imkanlarla haber takibine giden gazetecilerin Twitter’dan anlık paylaşım yapmaları ne kadar doğru? Eğer kuruluşlarına fayda sağlamıyorsa bu paylaşımların bir sınırı olmalı mı?
 
İngiltere’nin önde gelen medya kuruluşlarından Sky News’ın, çalışanları için hazırladığı sosyal medya kılavuzuna göre, son dakika gelişmeleri Twitter’da yayınlanmadan önce haber merkezine iletilmek zorunda. Gazeteciler, şirket bünyesinde çalışmayan kullanıcılara ait mesajları yeniden göndermemeliler (retweet yapmamalılar) Ayrıca, gazeteciler sadece kendi alanlarında mesaj atmalı ve işle bağlantılı olmayan konularda mesaj yazmamalılar.
 
BBC’nin sosyal medya kılavuzuna göre gazeteciler bir son dakika gelişmesini Twitter’dan paylaşmadan önce haber merkezi ile paylaşmak ve onayını almak zorunda.
 
Amerikalı New York Times gazetesi ise çalışanlarını Facebook ve Twitter üzerinde politik görüşlerini paylaşmamaları, politik tartışmalara girmemeleri konusunda uyarıyor. New York Times kılavuzuna göre gazeteciler, gazetede yazamayacakları bir cümleyi sosyal medyada da asla kullanmamalılar.
 
Ülkemizde de Anadolu Ajansı ve Ciner Medya Grubunun yayınladığı sosyal medya kılavuzları var. Bu kılavuzlarda da benzeri konularda uyarılar yapılıyor. Diğer başka medya kuruluşlarında da benzeri çalışmalar yapılacağına dair duyumlar alıyorum.  
 
Bu kılavuzların aslında temel olarak iki hareket noktası var, birincisi gazeteciyi ve medya kuruluşunu zor durumda bırakacak olayların önüne geçmek, ikincisi ise maddi-manevi emek  harcanarak elde edilen bir bilginin medya kuruluşunun inisiyatifinde değerlendirilmek istenmesi. Medya kuruluşları açısından baktığımızda oldukça haklı istekler bunlar.

Diğer yandan Twitter ve benzeri sosyal medya ağlarının güzelliğinin kişisel fikirlerin paylaşımına izin veren bir ortam olmasından kaynaklandığını da unutmamak gerek. Kişisel özgürlüklerin nerede bittiğinin ve kurumsal kimliğin nerede başladığının sınırını çizebilmek de hiç kolay değil.
 
Üstelik, Twitter’da popülerleşen bir gazetecinin, çalıştığı kuruluşa bir değer katabileceğini de gözardı etmemek gerek. Tabi gazeteciyi popülerleştiren değerler, çalıştığı kuruluşun politikasına aykırı olmadığı sürece.
 
Şurası artık kaçınılmaz bir gerçek ki, bir haberin önce haber merkezlerinde değerlendirildiği ve ‘duayen’ gazeteciler tarafından ilk defa kamuoyuna sunulduğu zamanlardan artık çok uzaktayız. Bir cep telefonu ve bir twitter hesabı sayesinde milyon dolarlık televizyon kanallarından önce son dakika haberciliğinin yapılabildiği bir dönem bu. Kimileri buna bilginin demokratikleşmesi adını da veriyor.   
 
Yepyeni kuralların oluştuğu bu dönemde hangi bilginin nasıl paylaşılacağı ve sosyal medyanın nasıl kullanılması gerektiği konusu ise gazeteciler için oldukça önemli. Çünkü günün sonunda popülerliklerini arttırmak da var, binbir türlü zorluklarla yürüttükleri işlerinden olmakta.
 
Deniz Ergürel / Haber7
Medya Derneği Genel Sekreteri
http://medyaglob.com
twitter.com/denizergurel
facebook.com/d.ergurel

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL