Deniz Ergürel
Deniz Ergürel
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Teknolojiyi ne kadar doğru kullanıyoruz?

GİRİŞ 26.09.2012 GÜNCELLEME 26.09.2012 YAZARLAR

Ukrayna'da uzun süredir yaşayan bir arkadaşımdan duymuştum; soğuk bir haftasonu sokağın bir köşesinde yaşlı bir Ukraynalı köylüye teneke bir kutunun üzerine koyduğu bir kaç kilo kuru fasülyeyi satmaktadır. O soğuk günde ekmeğini kazanmaya çalışan köylünün haline acıyan arkadaşım köylünün tezgahındaki tüm kurufasülyeleri almak ister. Ama köylü bu teklifi beğenmez ve şu cevabı verir; ‘Sen şimdi bu tezgahımdaki ürünlerimin hepsini satın alırsan, ben gün boyu ne yapacağım? Satacak ürünüm yokken vaktimi nasıl değerlendireceğim?'

Bu cevaba şaşıran arkadaşım ancak daha yüksek bir para teklif ederek köylüyü ikna eder, köylü de istemeye istemeye tezgahındaki tüm kuru fasulyeleri satarak evinin yolunu tutar. Ama canı da sıkılmıştır hani çünkü amacı sadece para kazanmak değildir onun.

Bu ilginç anekdotu duyduğumda düşünmeye ve kendi hayatımla paralellikler kurmaya başladım. O anda aklıma gelen sorulardan bir tanesi şu oldu: Teknolojik araçları kullanarak, önceleri saatler hatta günler sürecek işleri bir kaç dakikada yapmak mümkün ama acaba bu araçları doğru amaçlar için kullanabiliyor muyuz?'

Etrafınızdaki imkanları bir düşünelim... babalarımızın ve annelerimizin ancak rüyalarında görebileceği bir çok teknolojik cihazın bugün dünyada mevcut olduğunu göreceksiniz. Otomatik açılır kapanır kapılardan tutun da dijital tabletlere kadar bir çok cihaz bir zamanlar sadece bilimkurgu filmlerinin aksesuarlarıydı. Buna bir de interneti ve sosyal medyanın getirdiği imkanları ekleyin, sanki bir bilimkurgu film setinde yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Türkiye'de bugün 65 milyondan fazla cep telefonu cihazı var. Internet kullanıcı sayısı 35 milyonu aşmış durumda. Internet kullanıcılarının yüzde 97'si sosyal ağlardan en az birini kullanıyor. Üstelik yaş ortalamamız 27 ile dünyanın en genç nüfuslarından birine sahibiz. Henüz deneme aşamasındaki FATİH projesinde 15 milyon öğrencinin derslerini tablet bilgisayardan takip etmesi hedefleniyor. BU genç nüfus teknolojiyi kullanmaya oldukça hevesli.

Giderek yaygınlaşan sosyal ağları düşünün mesela. Facebook kullanıcı sayımız 30 milyonu, Twitter kullanıcı sayımız ise 9 milyonu geçti. Günde atılan twit sayısı ise 1.7 milyondan fazla, yani saniyede ortalama 20 tweet atılıyor.

Böylesine büyük bir potansiyelimiz varken acaba bu potansiyeli ne kadar doğru değerlendirebiliyoruz, işte burası kocaman bir soru işareti. Özellikle de kamu birimleri bu potansiyeli ne kadar doğru anlayabilmiş durumda?

Bu kadar aktif bir kullanıma sahip bu araçlarla ilgili olarak son günlerde gündeme gelen yegane politikanın ‘erişim engellemesi' olması ne kadar doğru? Kötü ve maksatlı mesajları bir kenara bırakıp bu araçların iyi yönlerine odaklanamaz mıyız? Bu kadar insanın kullandığı mecraları doğru amaçlar için kullanmaya teşvik etmek çok mu zor?

Japonya örneğini alın mesela.

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir duyuruya göre Twitter, Japonya'da Lifeline (yaşam hattı) adlı ilginç bir servisi hayata geçiriyor. Bu servis sayesinde Japon kullanıcılar bulundukları yerin posta kodunu kullanarak acil durumlarda iletişime geçebilecekleri önemli kurumların Twitter hesaplarını takip edebiliyorlar.

Bu Twitter hesapları arasında ilk yardım kuruluşları, resmi daireler, belediye, sivil yardım kuruluşları ve medya var. Bu sayede hem vatandaşlar felaket durumlarında doğru bilgi alabilecek hem de kuruluşlar doğrudan vatandaşlarla iletişime geçerek acil yardım bekleyenlere hızlıca ulaşabilecekler.

Bunun bir benzeri ülkemizde neden olmasın?

Tamam, sosyal ağlarda her duyduğumuza inanmayalım. Orada yazılan herşey doğru olmayabilir ve zaman zaman birileri sadece insanları kandırmak için sosyal ağları kullanabilir. Ama unutmayın ki insanlar sadece sosyal ağlar yüzünden galeyana gelmez, sokağa dökülmezler.

6-7 Eylül olaylarında Atatürk'ün Selanik'teki evi bombalandı yalanıyla sokağa dökülen kitleler bu dezenformasyonu Twitter veya Facebook'tan almadı. O dönemin iletişim aracı olan radyo ve gazeteler aracılığıyla bu haber yayıldı. Peki bu çirkin olaylar radyo ve gazetelerden yayıldı diye onları kapatalım demek ne kadar doğru olurdu?

Veya bir terörist telefonda bir başka teröriste nasıl bomba yapılacağını anlatsa bu durumda tüm cep telefonlarını erişime mi kapatmalıyız? Acaba burada suç bu iletişim araçlarında mı yoksa onu yanlış kullanan insanlarda mı?

Bu nedenledir ki son günlerde meydana gelen provokatif olaylarda sosyal medyayı suçlamak doğru bir yaklaşım değildir. Bu, geçtiğimiz haftalarda İslam alemini provoke etmek için YouTube'da paylaşılan video için de geçerlidir.

Eğer birileri birilerini ‘gaza getirmeyi' kafasına koymuşsa o dönemin mevcut iletişim araçları neyse onu kullanır. Bizim yapmamız gereken bu araçları yasaklamak değil tam tersine insanları doğru bilgilendirecek bir mecra haline dönüştürmenin yollarını aramak olmalıdır. Bu yönüyle sosyal medya Japonya örneğinde olduğu gibi önemli fırsatlar oluşturmaktadır.

Sosyal medya ve teknoloji tek başına ne bir melek ne de şeytandır. Asıl önemli olan insan, gerisi sadece bir araç. Ve hepimizin dönüp kendine sorması gereken soru sanırım şu: Bu araçları kullanırken amacımız nedir ve bu araçları ne kadar doğru kullanabiliyoruz?

Deniz Ergürel - Haber 7

Blog: http://denizergurel.net

Twitter: @denizergurel

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL