Medyanın yeni rakipleri kimler?
ABD Yüksek Mahkemesi 28 Haziran 2012 tarihinde Obama‛nın sağlık yasasının anayasaya uygun olup olmadığı yönündeki nihai kararını açıkladı. 2010 yılında kabul edilen yasa beraberinde büyük tartışmaları getirmişti. Yasaya göre tüm Amerikalılar sağlık sigortası sahibi oluyor.
Yüksek Mahkeme'nin verdiği karar her ne kadar ABD toplumunu yakından ilgilendirse de kararın duyurulması esnasında yaşanan bir olay gazeteciliğin ve medyanın nasıl değişmekte olduğunu anlamamız için iyi bir örnek.
O gün CNN televizyonu, ABD saatiyle sabah 10:07'de Yüksek Mahkeme'nin kararı reddettiği haberini verdi, aynı dakikalarda SCOTUSblog adlı bir websitesi ise CNN'in aksine mahkemenin yasayı kabul ettiğini duyurdu.
Kısa bir süre sonra ortaya çıktı ki doğru haberi veren uluslararası medya kuruluşu CNN değil, SCOTUSblog adlı web sitesiydi. Bu durum CNN açısından büyük bir hüsran demekti, zaten kısa bir süre sonra da haberini düzeltmek zorunda kaldı.
Uluslararası bir medya kuruluşunun haberinin yanlış olduğunu dünyaya ileten bu blog aslında sıradan bir blog değil. 2003 yılında bir avukat karı koca tarafından kurulan SCOTUSblog'da avukatlar ve hukukçular yazıyor. Blogun bu büyük başarısının sırrı ise tek bir alanda uzmanlaşmak. SCOTUSblog'un uzmanlığı ise ABD Yüksek Mahkemesi. CNN'e fark atmasının sebebi de bu uzmanlığında yatıyor.
Kolombiya Üniversitesi TOW Dijital Gazetecilik Merkezi'nin Kasım 2012 tarihinde yayınlamış olduğu bir raporda bu olaya geniş yer verilmiş. Raporun tabiriyle SCOTUSblog CNN'le rekabet etmek için Haiti'ye 25 muhabir gönderemez ama kendisine özel bir alana yoğunlaşarak farklı olabilir ve milyonlarca ziyaretçi çekebilir.
Emily Bell, Clay Shirky ve C.W. Anderson adlı üç önemli akademisyen tarafından hazırlanan bu raporda SCOTUSblog ve CNN arasında yaşananlar gibi çok örnek var.
İleri Sanayi Sonrası Gazetecilik adı verilen rapora göre teknolojik değişimlerle birlikte gazetecilik son elli yılda yapıldığı gibi sürdürülemez hale geldi. Çünkü sosyal medya ve blogların yaygınlaşması ile ortaya çıkan bilgiye erişim kolaylığı karşımıza yepyeni bir medya anlayışı çıkarmakta.
(İlgilenenler raporu şu adresten indirebilir: http://bit.ly/11BRubj)
Eskiden sadece bir grup azınlığın elinde olan yayın yapma ayrıcalığı bugün herkesin eline geçmiş durumda. Artık hepimiz birer yayıncı olma potansiyeli taşıyoruz. Bu durum alıştığımız iş ve içerik modellerini temelinden sarsmaktadır.
Evet, iyi gazetecilere olan ihtiyaç hiç kaybolmayacaktır; marka isimlere, televizyonlara, gazetelere, dergilere olan talep yok olmayacak. Bir çok kişinin yazmaya cesaret edemediği veya derinlemesine araştırmayı yapamadığı konularda toplumu bilgilendirecek gazetecilere olan ihtiyaç da hiç son bulmayacak. Üstelik demokrasinin gelişimi için buna hepimizin ihtiyacı var. Ama yayıncılığın yapısının geri döndürülemez bir değişimden geçtiğini görmek zorundayız.
10 yıl önce televizyon karşısına geçip CNN izleyerek olan bitenden bilgi almaya çalışacak olan insanlar bugün SCOTUSblog adında bir mecra kurarak belirli bir alanda CNN'le rekabet eder hale gelmiştir. Yaşadığımız değişimin özetidir bu durum.
Medya kuruluşlarının tek rakibinin diğer medya kuruluşları olduğu bir dünyada değiliz artık; rekabet yarışına yepyeni oyuncular katıldı. Bu rakiplere medya mecrasına göre kimimiz okuyucu, kimimiz dinleyici kimimiz ise izleyici kitle diyoruz.
Gazetecilik teknik olarak dünden daha zor bir hale geldi, çünkü artık hepimiz yerine göre bir medya ve yerine göre bir rakibiz.
Medya Derneği Genel Sekreteri
Twitter: @denizergurel
Blog: http://denizergurel.net
-
Bir Osmanli 13 yıl önce Şikayet Etçok güzel bir yazı. böyle analizlere ne kadar çok ihtiyacımız var. işte yeni medya ortamının ortaya çıkardığı alanında uzman bir kişinin bize ulaşması. tıpkı yazdığı yazıdaki örneklerde olduğu gibi. teşekkürler...Beğen