Metris süreci
1960dan bu yana iki askeri darbe, bir muhtıra, bir postmodern darbe ve bir e-muhtıranın gerçekleştiği yakın tarihimizde ordu komutanlığı ve jandarma genel komutanlığı yapmış emekli paşaların darbeye teşebbüsten yargılanmaları alışılmış bir durum değil.
Son gözaltı dalgasında emniyete götürülen zanlılardan bir kısmı serbest bırakılırken, Ergenekon Savcısı Zekeriya Özün istemi doğrultusunda yargının tutuklama kararı vermesinin ardındaki gerekçeler henüz bilinmiyor. Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak suçlaması, klasik darbe dönemlerinde daha çok sola yönelik bir suçlama olarak sıkıyönetim askeri mahkemelerince gündeme getirilirdi. Bu kez sivil mahkemeler emekli paşaları yargılıyor. Ve cezaevine gönderiyor. Mesele tespihli bir savcının gayretkeşliğiyle sınırlı olsa Metris sürecine gelinmeyebilirdi. Nitekim İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Mustafa Balbay, sorgulama sonunda tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar.
ATO Başkanı Sinan Aygünün de tutuklanması dikkat çekici.
Dava başladığında, Savcı Özün Ergenekon yapılanmasına uzanan darbe teşebbüsünü delilleriyle ortaya koyması, paşaların da eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örneke ait olduğu öne sürülen günlüklerdeki Sarıkız ve Ayışığı adlı hazırlıkların darbe anlamına gelmeyeceğini kanıtlamaları gerekecek.
Darbe günlükleri nedeniyle kapatılan Nokta dergisinden Alper Görmüşün beraatıyla sonuçlanan davada mahkeme, bu yayını görünür gerçeğe uygun bulmuştu.
Ergenekon soruşturması, 2003-2004 yıllarındaki olaylara uzanacaksa o zaman, günlükleri tutan emekli Oramiral Örnekin de mahkeme aşamasında dinlenmesi gerekmez mi?
Genelkurmay Başkanlığı sırasında darbe niyetlerine geçit vermeyen Hilmi Özkökün de diyeceği bir şeyler olmalı.
Kamuoyunda şöyle de bir tereddüt var, Velev ki, paşalar AKP hükümetine karşı darbe yapmayı akıllarından geçirmiş olsunlar. Teşebbüsün davası olur mu? 4 yıllık gecikme AKP davasıyla ilişkilendiriliyor. Baykalın Ergenekon avukatlığına soyunması da bu yüzden. Ancak siyasi denge ve hesaplaşmaların gölgeleyemeyeceği bazı olgular da göz ardı edilemez.
Hrant Dink suikastında jandarma istihbaratın konumu örneğin! Çankaya krizi sırasında Türkiye karışır, cumhuriyet mitinglerinin rüzgârıyla seçime gidilirken, darbeci kadrolara CHPde dokunulmazlık kazandırılması rastlantı olabilir mi?
Metris süreci hafife alınmamalı.
-
tol_a 17 yıl önce Şikayet Etderya sazak a şaşırdım... Yalan yok.. ben derya sazak ı hiç ama hiç sevmezdim. ki halen sevdim demem. Ama bu yazısıyla beni hakikaten şaşırttı. Beklemedigim bir performans.. Tebrik ederim..Beğen
-
Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet EtTıp. Sayın Akademisyenimizin bu yazıyı okuduğunu biliyorum ama tık yok:) Ne diyebilecek ki? Yüzde bilmem kaçlık azınlığın içine sokamaz,yobaz diyemez,sağcı diyemez.saf diyemez,kömüre bedenini ve ruhunu satmış diyemez,eğitimsiz diyemez... Diyemeyince de böyle susar:)Beğen
-
berk çolak 17 yıl önce Şikayet Etbu dönemde bu kada taraf olmaktan uzak bu kadar dürüst yazanda olabiliyormuş.. yazıyı başından sonuna kadar dikkatlce okudum. Tamamen ön yargısız ve cesurca yazılmış. mükemmel bir analiz yapmış. can alıcı soruyuda en sonunda sormuş. darbeci kadrolara CHP;dokunulmazlık; kazandırılması rastlantı olabilir mi?" çok önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir soru.Beğen
-
Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet EtBir tebrik daha. AK Parti ve Erdoğan'dan hiç hoşlanmayan Derya Sazak sosyal demokratların ve gazetecilerin namusuna bir kez daha sahip çıktı.Diğer solcular Derya Sazak'a baksınlar da utansınlar.Derya Sazak, sosyal demokrat ve laik olmak için Ergenekon savunucusu olmanın gerekmediğini bir kez daha isbat etti.Ne kaybetti? Kim ona AKP'li diyebilir?Kim ona Cumhuriyet düşmanı diyebilir? Yeri geldiğinde AKP'yi yine siyaseten ağır bir şekilde eleştirecek.Ama kimse onu Ergenekoncu olmakla eleştiremeyecek.İlkeli gazetecilik budur.Beğen