İnsanlar hastalıkla bozmuş
Bu yazının başlığı hiç olmazsa “insanlar sağlıkla bozmuş” şeklinde olsaydı bundan daha iyimser olabilirdim.
Evet evet, insanlar hastalıkla, doktorla, şişmanlıkla, tahliller, MR lar, Tomografi sonuçları ve bir türlü iyi gelmeyen ilaçlarla bozmuş.
Başka konuşulan hiçbir şey yok. Herkes yeni yıla sadece kilolarını, yanağındaki lekeleri, annesinin geçmeyen diz ağrılarını konuşarak girdi.
Noel baba, alışveriş, pahalı otellerde yapılan pahalı programlar, yurtiçi- yurtdışı yılbaşı turları, hatta alternatif yılbaşı kutlaması olarak Mekke’nin Fethi bile Ayşe Teyzenin Gastrit’inin olduğu gerçeğinin önüne geçemedi.
Şaka yapmıyorum, abartmıyorum.
Aynı hasta aynı şikayeti için aynı doktora aynı ilaçları tekrar almak ve aynı memnuniyetsizliği ifade için bir yılda ondan fazla kez gitti geçen yıl.
Ne yazdığımın farkındayım; memnun olmadığı ilaçları aynı doktora yazdırmak için onlarca kez aynı hastanelere gitti insanlar.
Tam 3 kez MR çekildi. 6 kez Ultrasound, onlarca kez kan tahlili, 1 kez Sintigrafi.
“-Komşumuzun da aynı şikayeti vardı onun doktoru MR çektirmiş” diye aklı bile verdi doktora.
Kızdı çok kez doktoruna geçen yıl ama en çok da ona borçlu hissediyor kendini.
Kimse insan yerine koymadı onu çünkü doktorundan başka. Para ödemeden bir avukatla yarım saat zaman geçiremedi, hiç para ödemeden bir mimarla bir ev projesini konuşmak üzere bir araya gelemedi ama Dahiliye doktoru dinledi onu tam bir yıl boyunca. Ağrılarına iyi gelecek iğneler yazdı, neler yemesi , çocuklarına nasıl davranması gerektiğini anlattı sabırla.
Evine gitti, kocasına;
“-Doktor midemde gastrit olduğunu söyledi” dedi. “Bir ay sonra kontrole gitmeliyim:” diye de ekledi.
Kocasının midesinde iltihap olmasının haricindeki bir gerekçeyle kendisini dikkate almayacağını geçen yıldan beridir biliyor. Yeşil kartının haricinde kocasına gösterebileceği bir kartı kalmamış elinde. Bunu da biliyor geçen seneden.
Geçen yıl acilde tam bir gün müşahede altında tutulurken ilk kez ne kadar kıymetli olduğunu anladı. Biliyor geçen seneden beri “hastalığın kıymetini.”
Bir ay sonra tekrar gidecek o doktora. Bir daha “taa başından girip ayak parmaklarından çıkan” ağrıyı tanımlayıp derdine bir çare isteyecek Doktor Ahmet’ten. Doktor Ahmet;
“-nesi olduğunu” soracak sabırla.
“-onu da sen bul “ diyecek sabırsızlıkla.
Doktor Ahmet’in önünde iki seçenek var:
Ya her zamanki gibi birkaç ilaç yazıp yollayacak ya da uzun ve meşakkatli olan hastayı bilgilendirme yolunu seçecek. Her 10 Doktor Ahmet’ten 9 u birinci yolu, 1 i ikinciyi seçecek ama Ayşe Teyze için 10 unun birbirinden farkı olmayacak. Beğenmediği Doktor Ahmet’in yerine yeni bir beğeneceği Doktor Ahmet bulacak. İlaçlarını ona yazdıracak. Akşam eve gelince kabarık ilaç torbasını kocasının yanında sehpanın üstüne boca edip bir sonraki hastane ziyaretinin ve insan yerine konma ‘ihtimalinin’ alt yapısını kuracak keyifle.
Ne yazdığımın farkındayım. Doktorlar dahil herkes, hastalıklar, hastaneler ve ilaçlarla bozmuş. Herkes her hastalığı, herkes her ilacı biliyor sanki. Ben bu sene biraz değil hiç bilmemek istiyorum artık. Hasta Ayşe olmakta Doktor Ahmet olmakta çok zordu geçen sene. Çünkü; hastalığın nerede başladığını, tedavinin nerede bittiğini? 365 000 protokol numaralı Hasta Ayşe Teyze de 211989 diploma numaralı Doktor Ahmet Bey de karıştırdı durdu 2010 da...
“-Peki çözüm için yeni yılda ne yapalım peki?” diye sormayın derim ama illa soracaksanız da cevabım şimdiden hazır:
”-Bilmiyorum…”
Dr. Hamid Aydın - Haber 7
info@hamidaydin.com
-
habibullah aktaş 15 yıl önce Şikayet Etgenç adıyla yazan arkadaş. doktor bir mahluktur yaratılmıştır. elinden gelmeyen bir ötesi vardır.ayşe teyzenin probleminin tıbben çözümü yoktur. kanaat etmesi gerekir. ayşe teyzeyi iyileştirmek için Tanrı olmak gerekir. hem sonra ayşe teyze iyileşmek de istemeyebilir. ne deniyor yazıda: değer verilip dinlendiği tek yer hastane odaları. iyileşirse nolacak o zaman gidecek neresi kaldı?Beğen
-
habibullah aktaş 15 yıl önce Şikayet Etnefis bir yazı. tebrik ederim...sağlık bakanlığının da okumasını isterim..Beğen
-
Aydın Levent ÖZKAN 15 yıl önce Şikayet EtBu yazıdan bin yazı çıkar. Sayın Aydin, çok önemli bir çok detayı tek yazıda toplamış. Bence Ayse Teyzenin doktoruyla olan hastalık iliskisinden çok dikkate alınması gereken sosyal hayatta giderek yalnizlasma sürecine girdiği hususudur. İnsanlar yaslandikca hastalanırlar, duyarlı hale gelirler ve yalnizlasirlar. Ayse Teyzenin "yeşil kartından başka göstereceği kartının kalmadığı tespiti ise muhteşem!... Bence bu yazıdaki detayların her biri başlı başına bir yazı konusu... Doktor eline yüreğine saglık. Mutlu yıllar...Beğen
-
genç 15 yıl önce Şikayet EtDOKTOR DOKTORLUKLA BOZMUŞ. Hasta Ayşe teyze kendisine faydası olmayan ilacı herdefasında yazdırmaya geliyorsa ve bundan dolayı suçlanıyorsa, yazan doktorda da suç yokmu onu defalarca götürüp getiren derdine deva olmayan doktorda suç yokmu, dünyada ençok ilaç tüketen ülkelerden biriyiz bunda doktorun suçu yokmu, Türkiyede doktor hipokrat yeminine sadık kalamazmı, işin içinden çıkamıyorsa başka doktora yönlendiremezmi kariyerimi zedelenir, elüstünde tutulan doktorlarımız gerçekten aldıklarını hakediyorlarmı,istisnalar hariç tabiki...Beğen
-
emel 15 yıl önce Şikayet Etönyargı. neden insanlar 1 günlüğüne kendilerini biz doktorların yerine koymazlar.bir günde onlarca hasta,tetkik,teşhis,ilaç tekrarı ve anlayışsız hasta yakınları.bizimde kendimize ait sorunlarımız var ve ve insanız..lütfen biraz daha objektif bakalımBeğen