Dr. Murat Çemberci
Dr. Murat Çemberci
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Sıkılaştırma Politikasında dengeli kararlar şart

GİRİŞ 23.04.2011 GÜNCELLEME 23.04.2011 YAZARLAR

Merkez Bankası, yabancı para ve Türk Lirası zorunlu karşılık oranlarını kısa vadeli yükümlülükler için artırdı. Böylece MB bugünkü döviz mevduatındaki zorunlu karşılık artışıyla piyasadan 1,4 milyar dolar ve 1.5 TL likidite çekeceği tahmininde bulunabiliriz. Bu, birçokları için sürpriz olsa da yeni bir uygulama değil. MB en son 23 Eylül 2010'da yaptığı operasyonla, döviz mevudatında zorunlu karşılık oranının 1 puan artırmıştı. Dövizde zorunlu karşılık oranları 10'dan 11'e çıkarken, piyasadan 1,5 milyar dolar döviz çekilmişti. Ancak o dönemde döviz mevduatında zorunlu karşılıklar vadeye göre farklılık göstermiyordu. Banka, son operasyonuyla döviz mevduatında zorunlu karşılık oranlarını küresel krizden önceki seviyenin de üzerine çıkarmış oldu. Tabi buradaki “sürpriz” ifadesinden, faiz oranlarında kademeli artış beklenirken, faiz oranlarının sabit tutulup zorunlu karşılıkların artırılması algılanabilir.

Zorunlu karşılıklar, bankaların ve diğer finansal kuruluşların MB nezdinde tutmak zorunda oldukları mevduatı ifade ediyor. Zorunlu karşılıkların artırılması, bankaların Merkez Bankası'nda daha fazla para tutması anlamına geliyor. Bunun da, bankaların hem krediye yönlendirecekleri likiditelerinin azalması hem dışardan sağladıkları fonları Merkez Bankası'nda tutmalarının yarattığı maliyet artışı nedeniyle kredi piyasasını sıkılaştırması beklenebilir. MB'nın geçen yılın son çeyreğinden itibaren aldığı tedbirlerin bu yılın ikinci çeyreğinden itibaren krediler ve iç talep üzerinde etkili olmaya başlayacağı beklense de finansal istikrara ilişkin riskleri azaltmak için zorunlu karşılıklarda bir miktar daha artışa ihtiyaç duyulduğunu söylebiliriz. Bu anlamda, bu hafta içi alınan zorunlu karşılık kararı ile Para Piyasası Kurulu, aynı zamanda son dönemde petrol ve diğer emtia fiyatlarında gözlenen hızlı artışların enflasyon üzerindeki olası ikincil etkilerini sınırlamak için gerekli ilave parasal sıkılaştırmayı sağlamayı amaçlamaktadır. Kurul’un, enflasyon kaygısı ile fiyat istikrarına ve dolayısıyla finansal istikrara yönelik risklerin kontrol altında tutulması ve azaltılması açısından ''düşük düzeyde politika faizi, geniş faiz koridoru ve yüksek zorunlu karşılık oranları” ndan oluşan politika bileşiminin sıkılaştırıcı yöndeki etkilerinin yakından izlenmeye devam edilmesinin ve gerekli görüldüğü takdirde aynı doğrultuda ilave tedbirler alınmasının uygun olacağını kararlaştırdığı ifade ediliyor.

Buradaki ifadelerden MB’ nın bir enflasyon kaygısı olduğu açıkça belli oluyor. MB bu kaygıda haklı, fakat burada endişesi duyulan enflasyonun kaynağını iyi belirlemek gerekiyor. Enflasyonu kontrol altına almak için yapılan bu müdahalelerin seçim öncesine denk gelmesi akıllara, seçim harcamalarının yaratacağı enflasyonist etkiye karşı tedbir alındığını getirebilir. Haksız da sayılmaz bunu düşünen. Ama diğer yandan, kredi arzının bir nebze kontrol altına alınması, kısa vadede de olsa talep yönlü enflasyonun oluşma ihtialini de zayıflatacaktır. Daralan ve sıkılaşan iç piyasa talebi ince bir ayarla kontrol edilmezse ekonomi genelinde olası bir resesyona sebep olabilir. Bu nedenle, sıkılaştırma politikasında dengeli kararlar verilmesi şarttır. 

Murat Çemberci - Haber 7
muratcemberci@unkar.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL