Ekonomiye dair manidar yabancı analizler
Türkiye’deki genel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde Dünya ekonomisindeki gelişmeleri değerlendiren Batı kökenli ünlü ekonomi dergilerinin Türkiye analizlerinde dikkat çeken noktalar var.
Financial Times’dan sonra şimdi de Economist “Türkiye ekonomisi aşırı ısınıyor” başlıklı analizinde Türkiye’nin ikiz derdi olduğunu belirtmiş: Cari açık ve enflasyon.
2008'de yaşanan küresel krizin ardından 2009'da keskin bir küçülme yaşayan Türkiye ekonomisinin, bu süreçte tek bankasının dahi batmadığına değinen Economist, geçen yıl G-20 ülkeleri içerisinde en hızlı büyüyen üçüncü ülke olduğunu da ifade etmiş.
Merkez Bankası’nın uygulamalarına da değinilen analizde, mevcut müdahalelelerin de ekonomiyi soğutmaya yetmeyeceğinden bahsediliyor. İşsizlik ve kayıtdışı ekonomi ile ilgili de tespitlerini yapan dergi, sorunlar sadece içeride değil diyor ve en çarpıcı vurguyu da burada yapıyor:
“Daha derin siyasi gerekçelerle olduğu kadar, hasar görmeye müsait ekonomisini koruyabilmek için de yeni hükümetin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği'yle yıpranmış olan ilişkilerini onarması bir zorunluluk haline geliyor”
Bu ifade ile de analiz noktalanıyor. Şimdi, bu analizi iki bölüme ayırarak yorumlarsak, ilk bölümde rakamsal gerçekliği olan bir takım saptamalarla Türkiye ekonomisindeki sorunlar ortaya konuyor. İleriki yazılarımızda yeralacağı için şuan için cari açık ve enflasyon konusuna değinmiyoruz.
Bizim takıldığımız nokta AB ile yıpranmış ilişkilerin onarılması önerisi.
2008 krizi tüm dünyayı etkileyen bir küresel kriz olmasının dışında, bir kıtadan diğerine ciddi miktarda bir para aktarımı operasyonuydu aslında. Yani, $ ve € nun amansız savaşında ABD, AB ye çok ciddi bir darbe vurdu ve neredeyse AB deki tüm bankaların, hatta bir çok ülkenin Merkez Bankasının bile çok zor duruma düşmesine sebep oldu. O dönemde Almanya Merkez Bankasının zarar açıkladığını düşünürsek meselenin ciddiyetine daha iyi varmış oluruz. İspanya, Belçika ve diğer birçok AB ülkesinin düştüğü durumları hep birlikte izledik. Halen daha Avrupa bu yaraları tam manası ile sarmış değil.
IMF’nin tavrını, ekonomiye müdahalenin gerekliliğinden yana değiştirmesi de sebepsiz değil.
Nüfusu yaşlı, sosyal güvenlik istemi neredeyse çökmüş, iç talepde ciddi sıkıntılar yaşayan ve tüketmeyen Avrupa Türkiye’den yıpranmış ilişkileri onarmasını istiyor. Bu bize son derece manidar geldi doğrusu. Yorumu sizlere bırakıyorum.
Murat Cemberci - Haber 7
Muratcemberci@unkar.com