Cari açığa yönelik tedbirler nasıl olmalı?
Seçimlerin bitmesi ile birlikte beklediğimiz ve bizim de daha önce üzerinde durduğumuz bir takım tedbirler yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Seçim öncesi, Merkez Bankası (MB)’nın yeni yönetiminin ilk icraatının munzam karşılıkları artırmak olduğundan bahsetmiştik.
Hafif enflasyon kaygılı ama özünde iç talebe yönelik olan bu müdahalenin beraberinde kredi faizlerini yükseltebileceğini de ifade ettik. Nitekim seçim sonrası ilk etki, kardan zarar eden bankarların bu zararlarını halktan çıkarma politikaları ile sonuçlanmış oldu. Bir biri ardına bankalar kredi oranlarındaki tabela ve kampanya fiyatlarını artırma kararı aldı. Böylece, yabancı paradan alınamayan vergi, dolaylı olarak vatandaştan alınmış oldu.
Cari açığı azaltma çabası artık bir ekonomi politikası olarak görüldü ve neredeyse tamamen ithalata dayalı iç talep daraltılmak istendi. İthalata dayalı iç talebi kısmanın en kolay yolu da tüketici kredilerini azaltmak, dolayısıyla da azalan iç talebin ithalatı azaltıp dış ticaret dengesini cari açığı azaltıcı yönde dengeleyeceğiydi. Fakat MB yeni yönetiminin ilk icraatından itibaren, iç talebi ve cari açığı azaltıcı tedbirler bir biri ardına sıralanıp sonuç vermeyince, yönetim kanadında bir telaş aldı yürüdü. Gelinen nokta da son dakika tespiti halkımızın aşırı borçlu olmasından mütevellid bir tedbir olarak tanımlandı. Gelin rakamların dili ile ne kadar borçluyuz bir bakalım.
İlk rakamsal ölçütümüz tükteci kredilerinin toplamı ve yapısı olarak karşımıza çıkıyor. 2011 Haziran ayı itibari ile toplam tüketici kredisi borcumuz yaklaşık 150 milyar TL ve bu rakamın 70 milyar TL si konut kredisi, 5 milyar TL si taşıt kredisi, 75 milyar TL si de ihtiyaç ve diğer tüketici kredilerinden oluşmakta. Geçen yılın Haziran ayındaki toplam tüketici kredisi borç rakamımız yaklaşık 110 milyar TL. Tüketici kredilerinde %40 a yakın bir artış görüyoruz.
Bir diğer rakamsal ölçüt de toplam kullanılan kredi miktarı. 2011 Haziran itibari ile banka kredileri toplamı yaklaşık 600 milyar TL ve bunun %25’i tüketici kredilerinden oluşuyor. Geçen yıl bu oran %24 idi.
Takipteki, yani ödeme vadesi geçmiş ve kanuni takibe alınmış tüketici kredilerinin analizi de kredi kullananların borç ödeme yeteneğini yansıtıyor. Buna göre; 2011 Nisan ayındaki takipteki krediler toplamı yaklaşık 7 milyar TL, bu rakamın da 3.3 milyar TL sini tüketici kredileri, 3.7 milyar TL sini kredi kartları oluşturuyor. Geçen yıl bu rakamın 7.8 milyar TL olduğunu görüyoruz. Yani, vatandaşımız borcunu ödüyor.
Son olarak, Avrupa ülkeleri ile mukayese ettiğimizde daha anlaşılır bir hal alacak olan bir kriter de ülkelerdeki hane halklarının borç yüklerinin ne kadar olduğudur. Bu hesap, toplam ülke hane halkı borcunun Milli Gelir (MG)’e oranı şeklinde yapılır. Yine 2011 Nisan verilerine göre Türkiye de bu oran %18 olarak karşımıza çıkıyor. Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da bu oranın %40, Almanya ve Hollanda’da ise %30 olduğunu görüyoruz.
Bu rakamlar bize şunu söylüyor; çok da dengesiz bir hane halkı borç yapımız olduğunu söyleyemeyiz. İhtiyaç kredileri biraz fazla seyretse de, ülkemizdeki insanların büyük bir kısmı bir şeylere sahip olabilmek için (ev, araba, eğitim) borçlanıyor. Bunların karşılıkları da büyük oranda mevcut. Fakat olası bir krizde istihdam azalışının bu tabloyu çok zor duruma sokacağını da söyleyebiliriz. Yine de, cari açığı azaltmaya yönelik alınacak tedbirlerin, hane halklarına dolaylı vergi olarak geri döneceği şekilde değil de, sermayenin küresel dolaşımına getirilecek direk vergiler şeklinde düşünülmesini tavsiye ediyoruz. Zira iç talebin ateşini söndürürseniz tekrar alevlendirmek güç olur.
Murat Çemberci - Haber 7
Muratcemberci@unkar.com
-
efe 14 yıl önce Şikayet Etşu konuda cari açık açık çok önemli. insanlar sokağa çıkması,evlerinde değil dışarıda ve beraber olması sağlanmalı.bunun için toplu doğal alanlar,doğal rekabet oyunları,kültürler,meşgaleler teşvik edilmeli.insanların birarada olması için emniyetde aile ortamıda önemli.avm ler gibi değil atalarımızın cami ve medreseleri çoluk çocuk yaşlı genç bir arada bulunabilecek ortamlar teşvik edilmeli.tabi bunu yapmak için oraların işgallerden kurtulması,sadece turistler için değil halk için düşünülmeli.birde vakıflar adı altında bulunan yerler ,camile vesair buralar imamın veya bir kaç grubun hegomanyasından kurtarıp milleti gençleri oralarda ikame etmek.tabi bu gürültü oranın sahiplerini rahatsız edecektir.Beğen Toplam 1 beğeni
-
vatandaş 14 yıl önce Şikayet Etbu öneri tutmaz beyfendi.... "..direk vergiler şeklinde düşünülmesini ..."Dahada çok beklersin. Türkiyede vergiler "dolaylı" alınır... bu bir kural ve değiştirecek bir "babayiğit" henüz göremedik...Beğen Toplam 1 beğeni
-
efe 14 yıl önce Şikayet Etilgilenmediği bir konu ama,cari açık bana göre hallolması için. üretilen türk malının kalite artırılması için radikal çözümler bulunmalı.şu duygu milletimizde oluşmalı.türk malı kalitelidir.bunu yapmak için uğraş verlmesi gerekiyor.reklamdan bahsetmiyorum.gerçekten bahsediyorum.yabancı ülkelerde rekabetten dolayı,kullanılan malzeme kalitesinden dolayı,acımasız eleştiriden dolayı,devlet desteklediğinden dolayı kalite istemeselerde zorunlu yapıyorlar.ayrıca hükümet,uçak,helikopter vesair bu işleri ,((( bir belgeselde abd uçak yaptırırken yolsuzluk veya batık paralardan bahsediyorken fikir sahibi olduğum gibi))),devlet kendi değil yaptırmalı,desteklemeli,büyütmeli,çeşitlendirmeli,...Beğen Toplam 1 beğeni
-
TOPLUM DÜŞMANI 14 yıl önce Şikayet EtEn sonunda!. Haber7 en nihayetinde günlerdir tartışılan bu ciddi konuyu, bir yorum yazısıyla da olsa görebildi. Sevindirici bir gelişme.Beğen Toplam 1 beğeni