Dr. Murat Çemberci
Dr. Murat Çemberci
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Türkiye'nin büyüme oranı yüzde kaç olmalı?

GİRİŞ 02.07.2011 GÜNCELLEME 02.07.2011 YAZARLAR

Geçtiğimiz Perşembe günü TÜİK 2011 yılının ilk çeyreğinin büyüme oranını yüzde 11 olarak açıkladı. Açıklama yapılmadan önceki yazımızda büyümenin yüzde 10’un üzerinde olacağını tahminin etmiştik. Yüzde 10 ve üzerinden bahsettiğimizde bizi aşırı iyimser bulanlar oldu. Ama sonuç sadece yüzde 11 olarak açıklanmadı, aynı zamanda bu bir dünya rekoruydu.

Üstad Güngör Uras’ın dünkü yazısında kullandığı başlık çok dikkatimizi çekti. Uras, “Hormonlu Büyüme” benzetmesini yapmış büyüme rakamlarını yorumlarken. Açıklanan büyüme oranı ekonomi çevrelerinde bir bölünmeye neden oldu.

Fakat üzülerek belirteyim ki, bazılarımız olayı takım tutar gibi fanatizme döküp, karşı fikirlere tahammül edemez, değer vermez bir tavır içindeler ki, bu son derece yanlıştır. Hangi ülke vatandaşı vardır ki ülkesinin ekonomik durumunun iyi olmasından rahatsız olsun. Ya da dünya üzerinde gösterebilir misiniz ki, insanlar ülkeleri dünya çapında ekonomik başarılara imza attıklarında mutsuz olsunlar. Tabiî ki gösteremeyiz. Çünkü refah o ülkedeki insanların genelini ilgilendiren bir şeydir.

Bu nedenle büyüme konusunun sebep olduğu bu bölünmeye bir bakış açısı getirmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Ekonomide bir takım göstergelerle, istatistikî sonuçları ve rakamları kullanarak, bakış açısına göre, tabloyu iyi ya da kötü gösterebilirsiniz. Bu çok kolay ve yaygın kullanılan bir yöntemdir. Mesela, büyümede dünya rekoru kırdığımızı söylerken, cari açığımızın da rekor seviyede olduğunu söyleyenler hata etmiş sayılmazlar.

Ya da büyüme oranımızın ithalata dayalı olduğunu ve bunun altında aşırı değerli TL, yüksek faiz ve düşük kur politikasının yattığını söyleyenler de haksız sayılmazlar. TL’nin aşırı değerli olduğunu savunan görüşe karşı, TL’nin değer kaybetmesinin, cari açığa bağlı büyümenin düşmesi ve yine cari açıktan beslenen bütçe gelirlerinin azalması, yani bütçe açığının artmasına yol açacağını düşünenler de olacaktır.

Bunların hepsi bir bakış açısıdır.

Dolayısıyla, bir sonuca farklı açılardan baktığımızda farklı çıkarımlar sağlayabiliriz.

Bu anlamda resmi doğru okumak, bize doğru karar vermemiz konusunda yardımcı olacaktır.

Her ekonominin bir potansiyel büyüme gücü vardır. Bu genellikle uzun dönem ortalamalarıyla ölçülür. Bu ortalama oran, geçmişteki yapısal modellere, sanayileşme modeline, tüketim yapılarına, yatırım eğilimlerine göre belirlenir. Burada amaç, sağlıklı bir büyüme elde edebilmektir.

Şayet bunları değiştirecek yapısal dönüşümler gerçekleştirilebilirse o zaman bu potansiyel büyümenin üzerinde ve sağlıklı biçimde büyümek mümkün olur. Buna karşılık yapısal reformlar yapılmadan mevcut sistemle büyüme oranı zorlanırsa ekonomi ısınmaya başlar. Son günlerde sıkça bahsedilen ekonomideki “ısınma” tabiri aslında bunu ifade etmektedir. Buna karşılık hükümetin para politikası araçlarını kullanarak ekonomiyi soğutma çabası içinde olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türkiye’nin potansiyel uzun dönemli büyüme ortalaması, yani potansiyel büyüme oranı kaba bir hesapla yüzde 5,5 civarı hesaplanabilir. Ekonominin bu oranın altında büyümesi halinde potansiyelimizi yeterince kullanamadığımızı, üzerinde büyümesi halinde ise potansiyelimizi zorladığımızı ve bunun sorun yaratacağını söyleyebiliriz.

Türkiye 2010 yılında potansiyel büyüme oranının yaklaşık 3.5 puan üzerinde yüzde 8.9 oranında bir büyüme sağladı. 2009 yılında yüzde 4.7 oranında küçülmüş bir ekonominin 2010 yılında yüzde 8.9 büyümesi, potansiyelini zorladığı anlamına gelmez. Fakat 2011 yılındaki gidişat 2010 yılındakinden daha yüksek düzeyde devam ediyor. Sanayi üretimi ilk çeyrekte yüzde 14 buçuk büyümüş, kapasite kullanımı da geçen yıla göre 6 puan yüksek çıkmış, dolayısıyla büyüme de yüksek çıkacak demektir. Bu göstergelere ek olarak cari açıktaki hızlı artışın sürmesi, karşılık oranlarının yükseltilmesine rağmen iç talep yapısının ithalata dayalı olmasından kaynaklanan kredilerdeki artış hızının devam etmesi de büyümenin yüksek çıkacağının işaretleriydi. Yani eğer bu eğilim, yılın kalan bölümünde de sürerse Türkiye 2011’de potansiyel büyümesini aşırı zorlayacak demektir. Bu durumda piyasanın bir düzeltme yapması durumu ile karşı karşıya kalabiliriz.

Murat Çemberci - Haber 7
ogeday88@hotmail.com

YORUMLAR 9 TÜMÜ
  • suleyman d 14 yıl önce Şikayet Et
    ÖLÇÜSÜZ METH-Ü SENA , SINIRSIZ GOYGOY MU İSLAMİ YÖNTEM?. Yoksa doğruyu bildiğini söylememek mi? Gördüğü kötülüğü,yanlışı elinden ,dilinden geldiğince engellemeye çalışmayıp BANA NE CİLİK YAPMAK MI YAPILMASI GEREKEN?
    Cevapla
  • tuncay tezel 14 yıl önce Şikayet Et
    CHPNİN LENİNİST TAKTİĞİ NEDİR BİLİYOR MUSUNUZ?. Sürekli tenkid. Evet sürekli tenkid bir Leninist taktiktir. Böylece çatışma ve kaos ortamı oluşturulur. Güzele güzel denmez sürekli eleştiri ve tartışma ortamı oluşturulur.
    Cevapla
  • suleyman d 14 yıl önce Şikayet Et
    GENÇLER SON YILLARIN EN BÜYÜK PLANLI KAOSU 2001 SOROS KRİZİNİ BİLEMEYE BİLİR :). KABAHATİN BÜYÜĞÜ: Onlara değil,bunu anlatma fırsatı bulamasak ta bir şekilde anlatamadığımızdan dolayı BİZE AİTTİR. Halbu ki 2003 Irak işgaliyle giriştikleri son haçlı savaşı 11 eylülle başlamış spontane bir hareket değildir.Tıpkı:Kominizmin pes etmesi üzerine İslam alemini düşman tanımına yerleştiren batılıların kanlı projesi projesi B.O.P un da öyle 3 -5 aylık bir plan olmadığı gerçeği gibi! Şimdi SİZE; Dost düşman herkesin “nereden çıktı bu kriz” dediği, ECNEBİLERİN PİYASADAN ANİDEN ÇEKTİKLERİ SICAK PARANIN SOKUYLA BAŞLAYAN 2001 KRİZİNİ BİR DE BU GÖZLE İRDELEMENİZİ TAVSİYE EDİYORUM. anahtar kelime olarak: turuncu devrimler,soros,suni krizler,tekere,özelleşme,bop,mayınlı arazi, gibi kelimeleri kullanabilirsiniz.Daha ilerisini yazsarak BU GÜNE BİR PROJEKSİYON YAPA DA BİLİRİM.Ama patosa takılacağı için bunu 2001 krizinden bu yana ÜLKEMİZDE YAŞNANLARA BAKARAK OKUYUCUNUN YAPMASI DAHA DOĞRU OLACAK!
    Cevapla
  • Genç Adam 14 yıl önce Şikayet Et
    yazarın BAHSETMEDİKLERİ. Cari açığın azaltılmasıyla ilgili hükümet 2009 dan beri çalışma sürdürmektedir. bu çalışmalrın teorik kısmı 2011 de tamamlanacaktır. işe sanayi strateji belgeleri, teşvikler, sıfır reel faiz gibi uygulamalarla devam edilmektedir. ne hikmetse kriz tellalları ise faiz artırmak ve siyasi istikrarı bozmak için hem piyasalarda hemde meclisde planmış kaoslar üretmektedir. sn. suleyman d bir de şu planmış kaoslara değinseniz. nasıl olur?
    Cevapla
  • suleyman d 14 yıl önce Şikayet Et
    YAZAR kibarca DÜZELTME DEN BAHSETMİŞ :) Ama anlamayana sazı vursan az!. YAZARIMIZ : "piyasanın bir düzeltme yapması durumu ile karşı karşıya kalabiliriz." DEMİŞ.Buna mukabil;YANDAŞ ta vermş veriştirmiş “gemi su alıyor” diyenlere! Ya arkadaş.Hakaretler saçacağına gidip baksana su alıyor denen deliğe!
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle