Ekrem Dumanlı
Ekrem Dumanlı
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Depremden ders çıkarmak

GİRİŞ 31.10.2011 GÜNCELLEME 31.10.2011 YAZARLAR

Her felaket, derin bir imtihanı getirir yanında. Sadece fertler değildir sınava tabi tutulan.

Önce devletin insanı kucaklama çıtası çıkar ortaya. Sonra sivil toplum örgütlerinin duyarlılığı tartılır toplum vicdanında. Siyasetçinin boy aynasıdır böyle zor günler; kimin ne kadar laf cambazı, ne kadar gönül insanı olduğu anlaşılır böyle kara günlerde.

Van depremi de öyle oldu. Yer, 7,2 büyüklüğünde sarsıldı. Kalplerdeki sarsıntının şiddetini ölçecek bir alet icat edilmedi henüz. Herkesin kendi duyarlılığı ölçüsünde Van'daki depremi hissettiğini gördük. Ve anladık ki doğusuyla batısıyla bu ülkenin en büyük zenginliği hâlâ bu ülkenin insan gerçeği. Vicdan sahibi herkes Van'daki kardeşleri için elinde avucunda ne varsa seferber oldu. Her yaştan, her kesimden insan, depremzedelere ulaşabilmek için muazzam bir gayret gösterdi. İktidarıyla muhalefetiyle herkes Van'a akın etti. Yardım kuruluşları, sivil toplum örgütleri çok seri bir şekilde deprem bölgesine ulaştı. Ve açıkça görüldü ki kalpleri aynı ritimle atan bir ülkeyi bölmek, parçalamak mümkün değil.

Büyük fotoğrafa yakışmayan tablolar da yaşanmadı değil. BDP yine sınıfta kaldı mesela. BDP'li belediyeler de sınıfta kaldı şüphesiz. Başbakan Erdoğan'ın, "Polise taş atanlar şimdi ortada yok!" diyerek, Türkiye'nin en uzak şehirlerindeki belediyeler bile yardıma koşarken en yakın illerdeki BDP belediyelerinin aciz kalmasını hatırlatması, boşuna değil. Gerçekten de aciz kaldılar. İnsana hizmeti göz ardı ettikleri ve farklı konulara odaklandıkları için bu kadar beceriksiz çıkmaları normal. Başbakan da buna dikkat çekerek şöyle söylemiş: "Polis taşlamak, asker taşlamak, molotof atmak, sağı solu yıkmak için anında organize olanlar, bakıyorsunuz afet anında, şu anda, ortalıkta yok." Maalesef manzara aynen budur.

Doğru zamanda doğru işi yapmak önemli. Mesela bazı bakanlar ve vekiller 'Bir maaşım Van için' dedi, sadece depremzedelerin değil; depremin acısını yüreğinde hisseden herkesin kalbine taht kurdu. Bazıları ise bu fedakârlığın sembolik değerini sanki algılayamadı. Yardımlaşmanın ihtişamını tastamam anlatmaya kelimeler yetmiyor; lakin yardım dağıtımı sırasında bazı sıkıntılar yaşandığı da ortada. Devletin bu tür felaket senaryolarına daha çok hazırlıklı olması şart.

Ulusalcılık bir virüs gibi; olaylara hep semboller üzerinden bakıyor ve genel yargılarda bulunarak sağlıksız yorumlar yapıyor. İnsanî olanı da İslamî olanı da görmezden geliyor. Ülke, bayrak, asker, devlet gibi kavramların arkasına sığınılarak yapılan sathi değerlendirmeler deprem sırasında da yüzünü gösterdi. Deprem bölgesinde yaşayan insanları incitecek 'ırkçı söylemler'de bulunanlar oldu. Neyse ki bu ülkenin genel insan karakteri ırkçılığı fiilen reddediyor. Nitekim bu sefer de öyle oldu. Ağzından çıkanı kulağı duymayan insanlara verilen tepki tarihî şuur altımızın birikimiydi.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz


Ekrem Dumanlı - Zaman

YORUMLAR 1
  • hakan türkay 14 yıl önce Şikayet Et
    sırat ı mustakiym ne demek bilir misin?. bildiğinizi düşünerek şimdi soruyorum. 17 ağustos depreminde (vandakinde 40 kat daha şiddetliydi)yazdığınız yazılarınızla ve düşüncelerinizle bu günkü van depremi arasında içerik olarak fark var mı yok mu? o gün 7,9 yetmedimi diye sorulurken bu gün niye kimseden ses çıkmıyor?biraz samimi olun.ama daima dost doğru olun..yoksa o gün muhafazakar! köşe yazarlarının 18 ağustosta çağdaşlık bu mu diye sordukları gibi bu günde bazıları müslümanlık bu mu diye sorabilir..
    Cevapla