Gazze hamaseti
Başbakan dahil olmak üzere, Türk halkı olarak Gazze’deki katliam konusunda dünyada en sert tepkiyi gösterdik.
Bu kadar hamasetten sonra Türkiye bu konuda elle tutulur ne yapmış oldu?
Hiç, desek yeridir belki. (Ahmet Davutoğlu hocanın Sarkozy’nin davetiyle gittiği Mısır’da yaptığı görüşmeler hariç. Davutoğlu hoca, Hamas’ın Türkiye’nin talebiyle ateşkesi kabul ettiğini söyleyerek yüreklere su serpti!)
Öte yandan Hamas’ın tüketilmesini isteyen Arap ülkeleri ve bunların başında gelen Mısır, İsrail’in ateşkesinde Fransa ile birlikte hareket ederek rol kaptı.
Her ne kadar samimiyetine inansam da, Başbakan sanki bizim gazımızı alıyor gibi geliyor bazen.
Oysa elinde birçok koz var Türkiye’nin.
Sıkça dile getirildi. İsrail uçakları, Çevik Bir döneminde yapılan anlaşmalar sayesinde Konya semalarında eğitim görüyorlar.
(Her ne kadar bu anlaşma Erbakan Hoca’ya yamanmaya kalkışıldıysa da, Refah-Yol hükümetinden kısa bir süre önce kotarılmıştı.)
Silah satışı ve modernizasyon işleri genellikle onların üzerine kalıyor!
Türkiye çok büyük tepki gösteriyor.
Başbakan ortalığı kasıp kavuruyor.
Ama Türk halkının tepkisi hiç Başbakan’a yönelik olmadı.
“Anlaşmaları iptal et” diye bağırmadılar meydanlarda.
Yıllardan beri yapıla yapıla artık gına gelmiş “kahrolsun İsrail” mitinglerinde bayrak yakmak en büyük gaz çıkarma metodu oldu Türkiye’de.
Olayın toz dumanı yere inince, Başbakan’ın bu sert tavrının Türkiye’ye pahalıya mal olacağını söyleyenler arttı.
Evet, bu belki de AKP’ye ve Türkiye’ye zarar verecek.
Çünkü Türkiye, ABD ve İsrail tarafından birtakım zincirleme anlaşmalarla bağlı.
Elini kolunu oynatamıyor belki de.
Madem böyle bir şey var, niye efeleniyoruz?
İlişkileri kesmek gibi uç bir noktaya varmıyor tabi ki kimsenin düşüncesi.
Bu bölgede bulunan ülkelerin mutlaka birbirleriyle ilişkide olması gerekiyor.
Yapıcı, uzun vadeli.
Hamas’ın Türkiye’nin talebiyle ateşkesi kabul etmesi de güzel, ama anlaşmaların bu kadar sıkıfıkı olduğu İsrail ile niye istenen denklikte bir ilişki kurulamıyor?
***
Yukarda Erbakan Hoca’dan bahsedince Star gazetesinde Fadime Özkan’ın Eyüp Aşık ile yaptığı röportajdan söz etmeden geçemeyeceğim.. Çevik Bir’in makamına giden Eyüp Aşık’a, kudretli! General, “Hacı ile Bacı niye hapiste değil?” diye sormuş Erbakan ve Çiller’i ima ederek.
O dönemde demokratik şaibesi ayyuka çıkmış bir generalin bu aşağılayıcı sorusunu “hiç emir verir tarzda” bulmadığından ses etmemiş sayın Eyüp Aşık!
İyi bir siyasetçinin “siz ne diyorsunuz” diyerek belki de kalkıp terk etmesi gereken bir ortamda büyük bir pişkinlikle muhabbet etmiş. (“Yani o öyle bir sohbetti” diyor buna karşılık.)
Sonra da, “Bizden hesap sorulacağını hissetseydim, bir dakika orada durmazdım.”
Ne de güzel
“Hacı ile Bacı”yı aşağılamaya evet, “sizden hesap sormaya” hayır.
Eminim hesap sormaya kalkınca hemen kalkar gidersiniz!..
***
“Programının kadını oldu”
Yukarıdaki şahane cümle bana ait değil ama kime ait olduğunu da söylemeyeceğim. (Kendisi arzu ederse bu cümlenin patenti bana aittir diyebilir) Pazar gecesi Nazmiye Yılmaz (kendisi sevdiğimiz arkadaşımızdır) onun için söylenmiş bu sözü duyduğumda bayıldım.
Yıllardır Kanal 7’de haberi yöneten Nazmiye Yılmaz nihayet yıllardır yapılan ısrarlar karşısında pes etti ve Süleyman Çobanoğlu ile birlikte “Ekmek ve Gazete” programıyla ekrana çıktı.
Pazar gecesi ilk programı stüdyoda kamera arkasında izlerken, daha vira bismillah demeden, bodoslama dalış yaptı Çobanoğlu, “Nâzım Hikmet milli şairimiz değil, ee bu kadar tartışma kıyamet niye?” deyiverdi. Nazmiye’nin “nası yani, büyük bir şairimizden bahsediyorsun” itirazına Süleyman Çobanoğlu şöyle karşı durdu:
“Ben büyük şairimiz değil demedim. Ancak milli şairimiz değil diyorum. Nazımı’ alıp, yeni bir şiir Ergenekon’u çıkartıp, onu da alıp bir numarası yapmanın bir anlamı yok. Yıllardır kıyametler kopartıldı Nâzım Hikmet üzerinden. Şimdi de kalkıp diyorlar ki Nazım’a değil Türkiye’ye itibar kazandırır. Böyle bir denklemin karşısına Türkiye’yi koymak anlamsız. Türkiye’yi tu kaka yaparak Nazım’ı yüceltmenin bir anlamı yok. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından önce komünizm ülke için bir tehditti. Devlet de buna göre bir pozisyon aldı. Nazım öyle hümanist olduğu için gitmedi bu ülkeden, profesyonel bir komünist olduğu için gitti. Bunun bir bedeli vardı o da bu bedeli ödedi. Alın işte AKP iktidarı meseleyi dallandırıp budaklandırmadan çözdü. Nâzım okumak bir snopluk haline geldi. Siyasiler de artık sadece Nazım okumak yerine biraz Cahit Sıtkı filan okusunlar.”
İlk programın kamera arkasında bulunmuş olmaktan öte, Nâzım Hikmet konusunun gündeme gelmesi vesilesiyle burayı alıntıladım.
Nihayet yıllardır ekranlara bir sürü adamın çıkıp hararetli hararetli tartıştığı Nâzım Hikmet’e vatandaşlık hakkı verildi.
Verildi de ne oldu?
Bunun en kestirme cevabı, yıllardır süren boş tartışmalara bir anda nokta konuldu.
Bakalım şimdi ne konuşulacak.
Türkiye’de aslında birçok meselenin halli bu kadar basittir.
Sadece ciddi bir devlet anlayışı gerekiyor.
Ülkeyi oluşturan vatandaşlar çeşit çeşittir, ve eğer bu ülkeyi ahenkli bir şekilde yönetmeye talipseniz, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, herhangi bir zümrenin güdümüne girmeden adamakıllı yönetmelisiniz.
Her gün bölünmekle, irtica ile korkutarak iktidar olmak isteyenlerden bu millet yeterince bıktı.
İllallah dedi.
Nâzım Hikmet meselesinde olduğu gibi, işi boşboğazlığa götürecek seviyeye gelmeden meseleyi çözme niyetinde olan ciddi insanlar gerek bize.
Nâzım Hikmet’in okunacak şiirleri okunur.
Diğer şairlerin de önü açılır böylece
Elif ÇAKIR - Taraf
elif.cakir@yahoo.com
-
Ahmet KOSE 16 yıl önce Şikayet EtKimdir o ?. Kimdir "işi boşboğazlığa götürecek seviyeye gelmeden meseleyi çözme niyetinde olan ciddi insanlar gerek bize." dedikleriniz Erbakan'mı... :) Buna artık kargalar bile gülmez... Yok eğer başkası ise söyleyin bir sonraki yazınızda da bizde bilelim, bu süreci daha iyi yönetebilecek birileri varmıydı ?Beğen
-
niyazi dilek 16 yıl önce Şikayet Etgelseydiniz. o mitinglere gelseydiniz duyardınız başbakana, hükümete, akpye, tskya söylenenleri. gelmemişsiniz demek ki. gazımızın alındığı da doğrudur. insanın elinden bu kadarı geliyor. bazen mitinglerden sonra kendime soruyorum. bu sloganların içini doldursak bedelini ödemeye hazır mıyız? herhalde değiliz. israil de hazır olmadığımızdan güç alıyor belki de!..Beğen
-
salami sualar 16 yıl önce Şikayet EtEh İşte. Yaşar KİŞİLİKSİZ ve Fatih BOYHANın yazısına nazaran daha iyi olmuş. En azından israil saldırısına tepki gösteren insanları çok küçümsememişBeğen
-
idris kartal 16 yıl önce Şikayet Etmesele, taraf. meseleler gazetenizin baktığı yerden çok ciddi değilmiş gibi görünüyor herhalde. bir çırpıda çözülecek meselelerden bahsediyorsunuz. israil ile olan anlaşmaları iptal edelim o zaman öyle mi... olmuyor efendim olmuyor. iki taraflı imzalanmış anlaşmaların tek taraflı iptali olmuyor. yapılacak şey yeni anlaşmalar imzalamamaktır. o halde gazze için neden bu kadar efeleniyor diyorsunuz başbakan için. şu an kan durduysa o efelenmeler sayesinde oldu. yoksa siz kan dursun istemiyor musunuz?Beğen
-
ergin öztürk 16 yıl önce Şikayet Etbaşbakana tepki olmadı mı?. Elif hanım yazınızda "Anlaşmalar iptal edilsin" diye meydanlarda bağrılmadı demişsiniz. İstanbulda,ankarada,diyarbakırda ve diğer yapılan bütün mitinglerde, saadet partisi, memursen, hakiş, mazlumder ve diğer tüm sivil toplum kuruluşlarının katıldığı bütün mitinglerde hem konuşmacılar hem de halk meydanlarda özellikle bu konuyu vurgulamış türkiye ile israil arasındaki ilişkilerin tek taraflı olarak kesilmesini istemiş, hükümeti bu konularda uyarmıştır.sizler de meydanlarda olsa idiniz bu sesi duyardınızBeğen