Herkes dinince dinlensin!
Bir din imtihanından geçmiyoruz elbette.
Ancak
Geçen hafta yazdığım “Tanrı hac mevsiminde dinlenirken” başlıklı yazıya ilişkin anlaşılamadığını düşündüğüm birkaç hususta söz söylemem gerekiyor.
Öncelikle, yazdığım metinde “İslama göre” diye bir not bildirmeme gerek olmadığını, zaten yazı içerisinde bunun anlaşılacağını düşündüğümden lüzum hissetmedim.
Benim kimliğim belli, kişiliğim belli.
Dolayısıyla, yazıyı yazarken ayrıca “İslam’a göre” şeklinde bir ibare yazma ihtiyacı hâsıl olmadı.
Fakat
Hak ve özgürlükleri isteyen “Taraf ailesi” içerisinde benim diğer dinlere karşı saygısız olacağımı düşünerek, akabinde “hadi senin yerin Vakit, oraya git” çağrılarını da teessüfle karşılıyorum.
Yaşadığım sürece, arz üzerinde yaşayan tüm insanlar için adaleti, hak ve özgürlükleri savunmama; üstüne üstlük mensubu olduğum dinin “senin dinin sana, benim dinim bana” ve “dinde zorlama yoktur” düsturlarına rağmen benim başka dinleri aşağılamam kendimle çelişmek olmaz mı?
*
Yazımla ilgili Yasemin Çongar’ın makûl uyarısını, peşinden Leyla İpekçi’nin, onun ardından da Ümit Kıvanç’ın (bence en talihsiz olan) yazısını okudum.
Öncelikle şunun bilinmesi gerekiyor.
Tek tanrılı dinler açısından söylüyorum -diğerleri bahis dışı-, din tektir.
Hepsinin tanrısı aynıdır.
Hepsinin peygamberleri, aynı zamanda İslam peygamberidir.
İslam’da imanın şartı, önceki bütün peygamberlere ve kutsal kitaplara da inanmaktır.
Müslümanlar, çocuklarına Âdem, İdris, Nuh, Zekeriya, Yahya, Musa, İsa gibi isimleri büyük bir gururla verirler.
Bir Müslüman’ın diğer dinleri, kitapları veya mabetleri aşağılaması, hakaret etmesi mümkün değildir. Çünkü Tevrat’ı ya da İncil’i alay konusu yapar ya da aşağılarsak, olur ki yanlışlıkla Allah’ın ayetlerinden birini inkar etmiş oluruz.
Ama, insanlık tarihinin belirli dönemlerinde belli uyarıcıları gönderen Allah, son olarak Hazreti Muhammed’i göndermiştir. İslam’a göre, elçilerin hepsi de, önceki dönemde bozulan kısımları tashih etmek, inanca katılan yanlışları temizlemek için gönderilmişlerdir.
Bu mesele bu kadar basittir.
*
Ümit Kıvanç’ın değerlendirmeleri için ise söyleyeceğim bir iki cümle olabilir belki.
1. İnsanlar bir din sahibi olmakla her şeyden kurtulacak diye bir şey yok.
2. Bildiğim kadarıyla hiçbir gazetede din soruşturması yapılmıyor işe alınırken, ama gazete yöneticilerinin ve editörlerinin her konuda asgari bilgi sahibi olması gereken konular vardır. Bunlar, basit hataları önleme bakımındandır.
3. Ne zamandan beri insanların fikirlerini açıklaması “Beyaz Türklük ve dinin alçakgönüllülüğünden nasip alamamışlık” olarak değerlendiriliyor.
*
Gelelim Tanrı Dinlenirken başlığına.
Sarfettiğim (ya da etmediğim) bir iki cümleden dolayı, asıl önemli husus gürültüye gitmesin.
Ben Museviler ve Hıristiyanlar adına da o eleştiriyi yapmıştım.
Velev ki Tanrı dünyayı yarattığı altı günün ardından yedinci gün dinlenmiş olsun.
Bu husus dünyayı yaratmasının ertesinde olmuş bir şeydir.
Buradan, her hafta sonu dinleniyor, tatile çıkıyor diye yorum yapmak, modernitenin karmakarışıklaştırdığı bir zihnin yansımasıdır. Yok eğer bu başlık karışık bir zihniyetin ürünü değilse eğer, o daha da kötüdür, çünkü istihza etmektedir.
Tanrı Dinlenirken bakın neler oluyor, insanlar ölüyor.
Yani, bir intihar haberine Tanrı Dinlerken manşetini atmanın, “bana göre” mantıklı hiçbir izahı yoktur.
Eminim ki, bir Musevi ve Hıristiyana göre de
Hatta Budist ve Hindulara göre de
Bir Hıristiyan’ı, ya da bir Musevi’yi çevirip deyin ki, “Tanrı Dinlenirken bir insan intihar etti”.
Ya da bir Budist’i, hiç fark etmez.
Zannetmiyorum ki, birisi çıkıp da, “ya hakkaten öyle oluyor, ne yapalım işte, Tanrımız bu” diyecek olsun.
Öyle bir Tanrı olmaz zaten.
Mesele bu.
*
İnsanlar ölecektir.
Ölüm dediğiniz şey, tıpkı anne karnına düşmek gibi bir şey.
Yeniden doğum için.
Ölüm ile Tanrının Dinlenmesi arasında hiçbir bağ yoktur.
Ben bu başlığın hangi inanç açısından olursa olsun- altyapısı olmadığını eleştirdim sadece.
Bu yanlışı ısrarla görmezden gelip, “efendim diğer dinleri eleştirip kendinizi tek doğru sanıyorsunuz” diyerek söze başlamak, afedersiniz ama, biraz yavuz hırsızlık gibi oluyor.
Çünkü bu “benim” değil, Allah’ın dinidir.
Kimlerin hangi inanca niye bağlandığını, beni de dahil, sorgulayacak olan odur.
Gerisi lafügüzaftır.
*
Konu dallanıp budaklanınca tekrar yazmak zorunda kaldım. Bir daha bu hususa girmeyeceğim.
Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.
Elif ÇAKIR - Taraf
elif.cakir@yahoo.com
-
Vasat Vatandas 16 yıl önce Şikayet EtSıglık.... Isin ilginc tarafi ne biliyor musunuz? Kadincagiz oturup Islamiyeti nufus cuzdaninin din hanesinde Islam yazanlara acikliyor :) Yabanciya degil musluman kardesine acikliyor. Cunku ne Congar'in, ne Ipekci'nin din bilgisi Elif Cakir'in yazdigi yaziyi anlamaya yetmiyor. Dini bilgi konusunda vatandaslarimizin cogu cok sig. Daha da kotusu bunun farkinda olmamalari.Beğen
-
Zemberek 16 yıl önce Şikayet Etanlayana sivrisinek.... Ne kadar biliyor olursanız olun, ilminiz, bilginiz ne kadar çok olursa olsun, karşınızdakine anlatabilecekleriniz, ancak ve ancak onun anlayabilme kapasitesi kadardır. Malsef insanlar yanlış anlamaya bayılıyorlar...Beğen
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet EtÖrnek verirken Haşa deyin. Haşa Tanrı dinlenir diyorlar. Bu kesinlikle yoktur deyin. aynısını siz de kullanmış olursunuz. Haşa kelimesi insanların kalbine ferahlık verir. sizin gerçekten saygılı olduğunuzu anlarız. Allah katında bu daha makbul. bence bu üslüpla ne vakit ne tarafta yazmayın. değerli, inançlı bir yazarsınız. bunu bence daha da pekiştirin.Beğen
-
modern müslüman 16 yıl önce Şikayet Ethani Allah kelamı,. bu yazıya Kuran ayetleriyle cevap verseydiniz yer yerinden oynardı, örtünüze hürmeten yazılarınızda Kuran ayetlerini mutlaka yazın, o zaman istediğiniz etkiyi uıyandırabiirsiniz.yoksa bu tartışmaların sonu gelmez.Beğen