‘Takdir yüce Türk halkınındır!’
Yüreğim sızladı. Üç günlük dünyada efendi efendi yaşamak, hayatın keyfini sürmek varken, kendinizi cumhuriyet bekçisi yerine koymaya, milleti canından bezdirmeye değer miydi?
Tapusunun elimizde olmadığı, hani halk tabiriyle “kazık çakamayacağımız” şu dünyanın “çivisini çıkartmaya”, dünyayı hem kendinize hem bizlere dar etmeye değer miydi?
11 şehidin cenaze töreninde karşılaştığımızda bunu İlker Paşa’ya bizzat söylemek istemiştim. Paşanın üzüntülü mü yoksa gergin mi olduğunu çözemediğim bir yüz haliyle “Nasıl olalım çok üzgünüz” sözleri üzerine bütün söyleyeceklerimi yutmuştum.
Aynı Başbuğ Paşa’nın adliye çıkışında “Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı Terör Örgütü kurmak ve yönetmek suçundan tutuklanmıştır. Takdir yüce Türk halkınındır” sözlerini duyunca aramızda geçen bu diyaloğu hatırladım birden.
“Takdir yüce Türk halkınındır” sözünü son birkaç yıldır sanki birilerinden duyuyoruz gibi geldi. O kadar pelesenk oldu ki birilerinin diline.
***
Evet, Türkiye Cumhuriyetinin 26. Genelkurmay Başkanı tutuklanıyor, diyelim ki, birlikte çalıştığınız siyasi iktidarın ayıbıdır bu. Peki Paşam, eğer nihayet imzaları kabullendiğiniz darbeyi gerçekleştirseydiniz ve bu halkın oylarıyla ülkeyi yöneten iktidarı başarılı darbenizle yıksaydınız, hepimize hayatı zindan etseydiniz, darbeyle bu ülkenin başbakanını hapise ya da ölüme gönderseydiniz, evlerine silah doldurduğunuz cemaat mensuplarını bu iftiralarla cezaevlerine tıksaydınız, bu ayıp olmayacak mıydı?
Şimdi kabullenmediğiniz imzanızın arkasında gururla durmayacak mıydınız?
Evet, başarısızlığın altında kimse imzasını görmek istemiyor, bu bir gerçek.
Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, yarın oğlunu askere gönderecek bir anne olarak, bu ülkenin 26. Genelkurmay Başkanının tutuklanması vicdanımı sızlatıyor, evet.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Elif Çakır / star