Pensilvanya mektubunun şifreleri
O derviş ruhu uçup gitti. Yıllardır verilmeye çalışılan görüntü kayboldu. Yerine ısrarcı, kibirli ve mücadeleci bir anlayışın geldiği teyit edilmiş oldu.
Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe'de konuştu. Sözlerinin arasında kendisine Pensilvanya'dan gelen bir mektuptan bahsetti. Bunun bir "sulh arayışı" olabileceği anlamına gelen sözler sarf etti.
Sen misin bunu diyen! Karşı cevap hemen yetişti. Hem de "Bu ifadeleri nasıl kullanırsın" anlamına gelecek bir üslupla!
Öncelikle, "Mektup sana değil" denildi. Ayrıca, "Mektupta ne özür ne de pazarlık söz konusu" ifadesinin altı çizildi.
Hemen ardından, mektubun bir gazeteci aracılığıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gönderildiği basına sızdırıldı. Ertesi gün, Cemaat'in gazeteleri de olayı aynı üslupla sayfalarına taşıdı.
***
Mektupta kullanılan diğer ifadeler de son derece çarpıcı...
Birincisi, son günlerde Cemaat'e yönelen hiçbir iddia ve ithamın kabul edilmeyeceği vurgulandı.
İkincisi, 17 Aralık Operasyonu'nu yürüten savcılarla kolluk kuvvetlerine sahip çıkıldı. Onlar, "Vazifelerini kanunlar çerçevesinde yerine getiren memurlar" ifadesiyle savunuldu.
Üçüncüsü, o "memurlara" karşı bir "kıyım yapıldığı" iddia edildi.
Dördüncüsü, karşı atağa geçilerek, "Hizmet hareketinin önünü kesmeye matuf gayretlerin aşikâr hale geldiği" sözcükleri kullanıldı.
Beşinci ve belki de en ilginci ise, Türkiye'deki diğer cemaatler de "Yakında aynı muameleye maruz kalacaksınız" ifadesiyle tahrik edilmeye çalışıldı.
Nereden nereye...
Oysa bundan yıllar önce çok farklı bir üslupla karşı karşıyaydık. O günlerde, gerçekten hareketi yok etmeye ve önünü kesmeye kararlı olan askerlere karşı yelkenler suya indirilmişti. "Aman gerilim, kavga olmasın. Ülke zarar görmesin. Ben gerekirse bundan sonraki ömrümü bir mağarada geçiririm" söylemi vardı. Zaman içinde değişti, farklılaştı, meydan okuyan ve kafa tutan bir anlayışa büründü.
***
Sahi ne oldu, ne değişti?
Bir hareket, kendisine en çok anlayış gösteren, tabanına en fazla itibar eden bir İktidar döneminde neden harekete geçti? Niçin O'nu hedef aldı?
Belki de hiçbir şey değişmedi! Dün de aynıydı, bugün de! Dünden bu güne değişen hiçbir şey yok! Kim bilir, belki beklenen an geldi çattı!
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
emin.pazarci@aksam.com.tr