İşte cemaatin içyüzü
Henüz CHP'lilerin bile bilmediğinden cemaatin haberi olmuş!
Olur, olabilir; bu çok da önemli değil.
Önemli olan, bu rapor verilirken kullanılan ifadeler. "İstanbul'da Gürsel Tekin aday gösterilmeyecek; kesinlikle Sarıgül aday olacak" denilmesi. Belli ki, başından beri cemaatin tercihi Sarıgül'den yanaymış.
Niye? Bunu bilemiyorum. Elbette vardır bir sebebi!
Ama bildiğim başka şeyler var. Beğenelim ya da beğenmeyelim, Gürsel Tekin "sivil" bir siyasetçi. Halk arasından gelmiş bir isim. Üstelik geçmişte mütedeyyin kesimlere verdiği desteklerle tanınıyor.
28 Şubat döneminde yaşadık ve gördük. Hatırlarsınız, Refahyol Hükümeti görevdeyken rahmetli Erbakan, Başbakanlık Konutu'nda bir iftar yemeği vermişti. İftara, çeşitli cemaat ve tarikatların önde gelen isimleri katılmıştı.
Sen misin bunu yapan?
O dönemde yer yerinden oynadı. Televizyonlar "irtica hortluyor" diyerek yayınlar yaptılar. Gazeteler, yemeğe katılan sarıklı ve sakallı kişilerin fotoğraflarını basıp Başbakan Erbakan'ı yerden yere vurdular. 28 Şubat Postmodern Darbesi'nin en büyük gerekçesi de bu iftar yemeği oldu.
İlginçtir, o günlerde Fethullah Gülen de Refahyol Hükümeti ve Erbakan'a tepki gösterenler arasındaydı. Erbakan'ı suçlayan ağır bir açıklama yaptı:
"Beceremediniz, artık bırakın."
Gülen'in bu sözleri, Hürriyet Gazetesi'nde manşetten verildi!
Bugün, cemaatin "aday gösterilmiyor" diye sevindiği Gürsel Tekin ise, çok farklı bir tavır sergiledi. "Ülke insanlarını 'Başbakanlık Konutu'na girebilecekler veya giremeyecekler' diye ikiye ayıran bir demokrasi anlayışı olabilir mi?" sözleriyle, yaşananlara tepki gösterdi.
İşte bu yüzden bugün yaşananları hiç yadırgamıyorum. Tarih tekerrür etti. Referansı İslam olan cemaat, 28 Şubat zihniyetine tepki koyan Gürsel Tekin'in yanında değil, diğer cephede yer aldı.
Göreceksiniz, Sarıgül'e de elinden gelen desteği verecek.
***
Başbakan'ın açıklamaları ortada: Bugün, cemaate yakın bazı "ablaların" kapı kapı dolaşarak, "AK Parti'ye oy vermeyin" çağrısı yaptıklarını söylüyor. Ayrıca, Türkiye'nin çeşitli yerlerinden de bu yönde bilgiler geliyor.
Cemaat, yolunu çizmiş durumda...
Her ilde ve ilçede farklı bir politika uyguluyor. AK Parti'nin karşısında hangi aday güçlüyse, onu destekliyor. Üstelik o adayın hangi partiye mensup olduğu, kimliği ve yaptığı hiç önemli değil.
Yerel seçim öncesi, tek hedef var:
İktidara mensup belediye başkan adaylarına seçim kaybettirmek ya da en azından sıkıntıya sokmak! AK Parti'nin oylarını düşürerek, Başbakan Erdoğan'ın gücünü kırmak!
Nasıl çalıştıklarına gelince...
Mesela büyük bir ilde 300 cemaat mensubu belirliyorlar. Onlara 50'şer kişilik gruplar bağlıyorlar. Bu 50 kişiden de 10 insanı etkilemesi ve AK Parti karşısında belirledikleri adaya oy vermesini sağlamasını istiyorlar. Bu da eder 150 bin oy.
Bitmedi, destekledikleri adayla direkt değil, aracılar vasıtasıyla irtibat kuruyorlar. Onlardan da herhangi bir talepte bulunmuyorlar. Para istemedikleri gibi, belediyede temsil edilmeyi de talep etmiyorlar.
Kendi imkânlarını kullanıyorlar. Kendi yağlarıyla kavruluyorlar.
Bire bir markaj uyguluyorlar. Tek tek ilişkiye geçiyorlar. Yeminler ettiriyorlar. Her türlü dini motifi de sonuna kadar kullanıyorlar. Bilgisayar programlarıyla çalışıyorlar. Yaptıkları her türlü faaliyeti bilgisayara kaydediyorlar.