Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Otel banyolarında dikiz

GİRİŞ 19.03.2014 GÜNCELLEME 19.03.2014 YAZARLAR

Bunlar, her dönemde kulaklara küpe olması gereken müthiş sözler.

99. yılını kutladığımız Çanakkale Zaferi'ni işte biz böyle gerçekleştirdik. Türkü ve Kürdü bir olduk. Alevisi Sünnisi omuz omuza verdik. Dünyanın en büyük emperyalist güçlerine karşı kutlu bir destan yazdık.
Dünyanın en güçlü donanmalarını Çanakkale'ye yığdılar. Avustralya'dan bile asker getirdiler. Olmadı, başaramadılar; Çanakkale'yi geçemediler.

Çünkü, yürekler toplu atıyordu. İçimizde, birliğimizi bozmaya çalışan ve bizi arkadan hançerleyen yoktu. Ermeni vatandaşlarımız bile cephedeydi. Çoğu sahra hastanelerinde görev yaparken, düşman uçakları tarafından vuruldular. Türk, Kürt, Ermeni, kucak kucağa toprağa verildiler.

Emperyalistler, bundan 99 yıl önce başaramadılar. Hevesleri kursaklarında kaldı. Çekilip gittiler...

Buna karşılık emperyal düşünceler yok olmadı. Hatta dün gibi taptaze olduğu bile söylenebilir. Sadece mücadele şekil değiştirdi. Artık donanmalarla gelmiyorlar. Farklı silahlar ürettiler; değişik metotlar geliştirdiler. Toplu vuran yürekleri, içeriden sindirmek istiyorlar.
-
Türkiye, istikrar dönemlerinde hep ciddi ve büyük adımlar attı...

Her seferinde karşımıza bir engel çıkardılar. Sürekli olarak istikrarı baltalamak için metotlar geliştirdiler.
Bu ülkede sağ-sol kavgaları yaşadık.

"Sen Alevisin", "Sen Sünnisin" diyerek milleti birbirine kırdırmaya çalıştılar.
Laik-Anti laik çekişmeleri hep körüklendi.

İçeride yasadışı taşeron örgütlerle uğraştık, dışarıda ASALA gibi dış destekli cinayet şebekeleriyle boğuştuk.
En son da PKK'yı başımıza bela ettiler.

Türkiye'de darbeler yaşadık. Milli irade silahla esir alındığında, merkezlerine "Bizim çocuklar başardı" mesajları gönderdiler.

Hep bu ülke ile oynadılar. Ne zaman belimizi doğrulttuysak, kırmak ve engellemek için uğraştılar. Bizim hem gücümüzü yok etmeye, hem de kendi çıkarları doğrultusunda dönüştürmeye çalıştılar.
-
Bugün de benzer bir durumla karşı karşıyayız...

Şimdi sıkı durun. Geçtiğimiz günlerde bir Bakanımız öyle şeyler anlattı ki, dehşete düşmemek mümkün değil.
Biliyorsunuz, siyasi partiler zaman zaman kamplar düzenlerler. Hem aileleri ile bir araya gelip kaynaşırlar. Hem de eşleri ve çocukları dinlenirken, kendi iç meselelerini konuşup politikalar belirlerler.

İşte o toplantıların bazılarına yönelik çok ciddi kuşkular var. Söz konusu Bakan "Başbakan, çeşitli konuşmalarında üstü kapalı geçiyor, ama" dedi:

- Odalarımıza, hatta banyolara kadar dinleme cihazları ve kameralar yerleştirildiğine dair duyumlar alıyoruz.
Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde bir emekli oramiralimiz de "14 yaşındaki kızımın odasına bile kamera yerleştirmişler" demişti.

Olayın ahlaksızlık boyutunu bir tarafa bırakıyorum. Bunları, son günlerdeki "casusluk" iddiaları ile birleştirip, bir noktaya dikkati çekmek istiyorum:

Oralardan elde edilen görüntüler ve ses kayıtları nerelere kadar gitti? Kimin ya da kimlerin elinde? Nasıl kullanıldı, kullanılıyor veya kullanılacak?

Yazının devamını okumak için tıklayınız>>>

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL