Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Hepsi Kılıçdaroğlu’nun keşfi

GİRİŞ 07.11.2014 GÜNCELLEME 08.11.2014 YAZARLAR

Herhangi bir mücadele yapmadı, ön seçim kazanmadı. Listenin 8. sırasından atama ile geldi. 

2007’de de aynısı oldu. Ama bu defa atamayı yapan irade, Kılıçdaroğlu’nu listenin 4. sırasına yükseltti. 
Sonra Genel Başkan seçildi. Ama bu görev de adeta atama gibi geldi. Kılıçdaroğlu hiçbir çaba göstermedi. Önder Sav ekibinin desteğiyle koltuğa oturdu. 
Sonra ne yaptı? 
CHP’nin milletvekili listelerini oluşturdu. Bunu yaparken, kendisi de büyük ölçüde “atama” yolunu seçti. CHP’nin 130 küsur milletvekilinden 101 tanesi bu yolla listelere girdi. 
Şimdi, o “atama” ile gelenler gidiyor… 
Kılıçdaroğlu da “Zaten gideceklerdi, bir zararı olmaz” türünden açıklamalar yapıyor. İşte Kılıçdaroğlu’nun yönetim tarzı bu! 

Gelinen noktada medyada bir takım isimler yayınlanıyor. “Şunlar gidebilir, bunlar gidecek” türünden haberler yapılıyor. 
Oysa o 101 isimden hepsi gidebilir. Çünkü tabanla ilişkileri yok. Yeniden bir atama yapılmazsa listeye girme şansları sıfır. Büyük bölümü de bir daha listede yer bulamayacağını ve milletvekili olamayacağını biliyor. 
Doğal olarak “milletvekili” sıfatları devam ederken kendilerine yer arıyorlar. 
Bence CHP’de “gideceklerin” değil, “gitmeyeceklerin” listesini yapmak daha kolay. Gürsel Tekin, Adnan Keskin, Haluk Koç, Levent Gök, Dilek Akagün Yılmaz, Tanju Özcan, Deniz Baykal, Serdar Soydan, Engin Altay, Ali Rıza Öztürk, Uğur Bayraktutan ve Tufan Köse gibi örgütle sağlam irtibatları olanların dışında herkes gidebilir. Tabii bunlara bir de Kemal Kılıçdaroğlu’nu eklemek lazım. 
Elbette rahatsızlıkların altında fikir ayrılıkları yatıyor. Ancak, CHP’de sadece “Ulusalcılar gidiyor” değerlendirmesini yapmak son derece yanlış. Mesela Dilek Akagün Yılmaz ulusalcı isimlerin başında geliyor. Ama en son gidecekler arasında. Çünkü ön seçimle geldi. Parti içinde bir tabanı var. Çekirdekten CHP’li. 
Demem o ki, Emine Ülker Tarhan’ın istifası ve bundan sonra gelecek istifaların altında daha çok Kılıçdaroğlu’nun yönetim tarzı yatıyor! 

CHP Genel Başkanı Haluk Koç, geçtiğimiz günlerde “Siyasette koltuk hak edilmeli” değerlendirmesini yaptı. 
Son derece doğru. CHP’de hak etmeden gelen o kadar isim var ki… 
Kılıçdaroğlu, insanların öz geçmişlerine baktı, milletvekili listesine koydu. Bazılarını da öz geçmişlerine bakıp, parti yönetimine aldı. Onlar da ne örgütlerin kapısını çaldılar, ne de örgütten gelen talepleri ciddiye aldılar. 
Ne demişti Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan olmadan önce: 
-Bana 3 il başkanının ismini say, deseniz sayamam. 
Buna rağmen Genel Başkanlık Koltuğu’na oturan Kılıçdaroğlu da genellikle kendine benzer isimleri yanına aldı. Bence asıl problem budur! 

Bir de CHP’de sergilenen “ikircikli” yönetim tarzı var ki, problemlerin çoğunu bu anlayış körüklüyor. 
Süheyl Batum, yaptığı son açıklamaların ardından “Parti politikalarına aykırı davrandığı” gerekçesiyle Disiplin Kurulu’na verildi. Kesin ihracı isteniyor. 
İyi güzel de Batum’dan önce Sezgin Tanrıkulu ve Hüseyin Aygün gibi isimler bunu defalarca yaptı. Ama her defasında gruptan ve tabandan gelen tepkilere kulak tıkandı. Kılıçdaroğlu, eleştirilere kendisini kalkan yaptı. 
Üstelik bu iki isim de Batum’dan farklı değil. İkisi de Kılıçdaroğlu tarafından CHP’ye sonradan monte edildi. Tek özellikleri kendisine yakın olmaları. 

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL