Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Yazmasam olmazdı rezaleti

GİRİŞ 23.09.2015 GÜNCELLEME 23.09.2015 YAZARLAR

Ankara’da bir resepsiyona katılmıştım. Ali Atıf Bir’le de orada tanışmıştım… 

Bana ilk sorusu şu olmuştu: 

-Emin Bey, siz aslen ne iş yapıyorsunuz? 

“Gazeteciyim” cevabını vermiştim. Ama O aynı soruyu ikinci defa sormuştu: 

-Asli işiniz? 

Ben de asli işimin gazetecilik olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Hiç unutmam; şaşırmış, hatta oldukça üzülmüştüm! Ertesi gün bu diyaloğu, gazetenin Ankara Haber Müdürü Fırat Gazel ve diğer arkadaşlarla uzun uzun konuşmuş ve tartışmıştık… 

Garipti ve mesleğin geldiği nokta açısından son derece düşündürücüydü! Benim gazetemde yazı yazan Ali Atıf Bir, bana “asli işimi” soruyordu! Çünkü gazetecilik O’nun asli işi değildi. Öğretim üyeliği ve reklam danışmanlığı yapıyor ve arada da Bugün’de yazılar yazıyordu. 

Ve O’nun gibi isimler giderek çoğalmıştı. Bizim gibi sadece gazetecilik mesleğini yaparak hayatını devam ettirenler de her geçen gün azalıyordu. “Ben sadece gazeteciyim” dediğimde şaşırması da belki ondandı! 

Niye yazdım yıllar önceki bu olayı? 

Çünkü birtakım isimler “Özgür Basına Darbe” diye bağırıp duruyorlar. İçlerinde de bol miktarda sonradan “gazeteci” kimliği kazanan isim var. Bunlara bir de Zaman Gazetesi kökenli olup daha sonra bir anda yükselen ve diğer yayın organlarında köşe başlarını kapan isimleri de eklemek lazım… 
Oysa, o şikayet ettikleri “basına darbe” yıllar önce yapıldı. O darbenin içinde bunların bazıları da son derece aktif rol aldı. 

Mesela Bugün Gazetesi, Mehmet Ali Ilıcak tarafından Türk Basın Hayatı’na kazandırıldı. Önce “dünden bugüne Tercüman” adıyla çıktı. Ardından ismi “Bugün” olarak değiştirildi ve Akın İpek’e satıldı. 

Ne olduysa ondan sonra oldu… 

Bir anda Zaman Gazetesi kökenli Bülent Keneş adı ortaya çıktı. Gazetenin en tepesine getirildi. Attığı adımlar ve uyguladığı politikalar yüzünden, Türk Basını’nın efsane ismi rahmetli Kemal Ilıcak’ın oğlu Mehmet Ali, Bugün’ü bırakıp ayrılmak zorunda kaldı. Oysa Mehmet Ali Ilıcak, AKŞAM ve Tercüman gazetelerini yeniden yayına geçirip okuyucuya kabul ettirmiş bir isimdi. Kendisini ispat etmişti. 

Sonra, gazeteye yine Zaman kökenli Erhan Başyurt Genel Yayın Yönetmeni yapıldı. Ankara’ya da yine aynı kökten gelen Adem Yavuz Arslan temsilci olarak getirildi. Gelenler basın piyasasında pek tanınmayan isimlerdi. Hepsinin ortak özelliği ise, belli bir yapıya mensup olmalarıydı. 

Operasyon devam etti… 

İstanbul’da Selahattin Sadıkoğlu gibi yılların gazetecisi olan isimler gönderildi. Ankara’da da ben ve bazı arkadaşların işine son verildi. 
Bütün bu uygulamalar yapılırken hukuk ve basın etiği ayaklar altına alındı. Mesela benim aldığım aylık yarı yarıya düşürüldü. Daha sonra da tazminatım bu düşürülmüş miktar üzerinden hesaplanmaya çalışıldı. 

Allah’tan Türkiye’de mahkemeler var. Açtım davayı, kazandım; hakkım olanı da Akın İpek’ten kuruşuna kadar tahsil ettim. 
İşte, asıl “Özgür Basına Darbe” buydu. 2008 Yılı’nda biz gazeteciler planlı bir şekilde uzaklaştırıldık ve yerimize belli bir yapıya mensup insanlar getirildi. 

İlginçtir, bugün ortalığı ayağa kaldıran meslek kuruluşlarının herhangi birinden de çıt çıkmadı. 

yazının devamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL