Korudunuz canlı bombayı
Bu defa da öyle oldu; dün bazı gazetelerimizin attıkları manşetler “yuh” dedirtti…
Artık “Skandal” mı dersiniz, “Bu nasıl bir habercilik” yorumunu mu yaparsınız, yoksa “Böyle bir bakış olabilir mi” diye söylenir misiniz?... Bilemem ama standartsızlığın ve maksatlı haberciliğin dip yaptığı bir noktayla karşı karşıyayız!
Zaman Gazetesi’nin manşeti:
“Oğlumu polise bildirdim, serbest bıraktılar.”
Sözcü Gazetesi’nin başlığı:
“Oğlumu cezaevine atın, dedim ama serbest bıraktılar.”
Bunlar örnekler içinden sadece ikisi. Benzer haberler diğer bazı gazetelerde de var. Hepsi bir algı oluşturmaya yönelik. Çünkü bu başlıkların altları devleti, hükümeti ve polisi suçlayan ifadelerle dolu. Cumhuriyet ise “yayın yasağını tanımam” diyerek, teröre destek veriyor.
Elbette devlet, hükümet, polis ve istihbarat suçlanabilir. Hatta bir “zafiyetten” de söz edilebilir. Zaten konuya ilişkin soruşturmalar sürüyor, devleti yönetenler de “Zafiyet var mı, varsa nerede?” sorusuna cevap arıyor. Şimdiden bazı yeni tedbirlerin alındığına ve alınacağına ilişkin açıklamalar yapılıyor.
Ancakkkk…
Cumhuriyet’in yaptığı alenen isyan, hukukla savaş.
“Bakın bu canlı bombaları anası ve babası bile şikâyet etmiş. Neden yakalanıp içeri atılmadılar” gibi bir yaklaşım da en azından hafiflik! Olacak iş değil, dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir uygulama. Hele hele demokratik bir ülkede mümkün değil.
Buna rağmen suçlamalar aynı:
“Anası babası şikâyet etmiş işte. Devlet neden gereğini yapmamış? Niçin bunlar elleri kollarını sallayarak ortalıkta geziyorlar?”
Şimdi size bir örnek vereyim…
Türkiye, daha birkaç yıl önce bir Elif Sultan Kalsen olayı yaşadı. DHKP-C terör örgütüne mensuptu, çeşitli eylemlerden cezaevine girip çıkmıştı. Üstelik bu isimle ilgili “aile boyu terörist” değerlendirmesi yapılabilirdi. Elif Sultan Kalsen’in ablası Fidan Kalsen de 2000 Yılı’nda bir protesto eyleminde Çanakkale Cezaevi’nde kendisini yakmıştı.
Emniyet ağzından kaçırdı, Kalsen’in “canlı bomba” olduğu açıklandı. Sen misin bunu diyen? Belli çevreler ayağa kalktı, Avrupa’dan tepkiler yükseldi, Türkiye “insan haklarını ihlal eden ülke” damgasını yedi.
Sonra, bu canlı bomba avukatları ve destekçisi belli çevrelerle birlikte kameraların karşısına geçti. “İşte Türkiye’de insan haklarının hiçbir değeri yok” anlamına gelecek sözler söyledi:
-Bir anda canlı bomba ilan edildik. Devlet bizi katletmek istiyor.
Hemen belli başlı yayın organları üzerine atladı. Mesela CNN Türk açıklamalarını uzun uzun verdi. Doğan ve Cihan haber ajansları, bu açıklamaları ayrıntılarıyla abonelerine servis etti.
Yetmez, şimdi sıkı durun; başka ne oldu biliyor musunuz? Elif Sultan Kalsen’e CHP de sahip çıktı. O da “mağdur” ilan etti. Altında Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun imzası bulunan “2012 Hak İhlalleri Raporu’nda” Elif Sultan Kalsen’e yapılanlar da yer aldı.
Sonra olanları hatırlarsınız. 2015 başında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bir silahlı saldırı gerçekleştirildi. Uzun namlulu silahlarla açılan ateş sonucu bir polisimiz şehit edildi. DHKP-C’lilerden biri ölü, diğeri yaralı ele geçirildi. Öldürülen militan Elif Sultan Kalsen’di. Üzerinde bir bomba düzeneği, elinde de Kalaşnikof tüfek vardı.