Doğu Akdeniz’e yeni sondaj gemisi gidiyor
Türkiye, Fatih sondaj gemisiyle Doğu Akdeniz’de başlattığı sondaj çalışmalarına şimdi de Yavuz sondaj gemisi ile varım diyor. Türkiye’nin bu hamlesiyle bölgede daha aktif rol alacağının sinyalleri gelirken aynı zamanda Doğu Akdeniz bölgesinde dışlama çabalarına da bir karşılık verdiği gayet açık bir durum.
Türkiye’nin yeni dönemde Doğu Akdeniz bölgesinde bulunan hidrokarbon kaynakları konusunda daha farklı bir yol izleyeceği oldukça net. Ancak Türkiye ve KKTC, bölgedeki ülkeler arasında yer almalarına rağmen Doğu Akdeniz’de aktörlerin Türkiye ve KKTC’yi sanki o bölgede yokmuş gibi bir politika benimsemeleri hiç de kabul edilebilir bir durum değil.
Bunun yanında Doğu Akdeniz bölgesinde yer almayan ancak söz konusu enerji kaynakları olduğunda bölgede hem söz sahibi hem pay sahibi olmak istemeleri de kabul edilebilir bir durum değildir.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı olması ve KKTC tarafından verilen ruhsat nedeniyle KKTC’nin hidrokarbon rezervlerindeki haklarını koruması adına sondaj çalışmalarını hızlandırması, bölgede oluşacak yeni denklemin Türkiye olmadan kurulamayacağının da işaretidir.
Ayrıca, Türkiye’nin sondaj çalışmalarının olumlu sonuçlanması, bölge enerji denkleminin yeniden dizayn edilmesinin yanında bölgede sondaj yapan uluslararası enerji şirketlerinin Türkiye algısının değişmesi açısından son derece önemlidir.
DOĞU AKDENİZ’DE SONDAJ
Doğu Akdeniz sondaj çalışmaları sadece bugün yapılmıyor. Bu bölgede daha önce bölge aktörlerinin yaptıkları çalışmalar ile 1999 yılında İsrail, 2011 yılında GKRY ve 2015 yılında da Mısır hidrokarbon yatakları keşfettiklerini açıkladılar.
Türkiye ve KKTC için Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları hayati derecede önemli. Türkiye tarafından başlatılan ve başlatılacak sondajlarla,Türkiye’nin söz konusu bölgenin önemli bir aktörü olarak hidrokarbon kaynakları yani doğalgaz ve petrol keşfetme konusunda ciddi bir başlangıç yaptığını söyleyebiliriz.
Hep söylüyoruz bu bölgede Türkiye tarafından çıkarılacak doğalgaz sayesinde hem Türkiye kendi enerji ihtiyacını karşılayacak hem de mevcut tamamlanan ve devam edecek uluslararası projeler ile birlikte bu bölge kaynaklarının Türkiye üzerinden uluslararası piyasalarataşınmasının yolu açılacak.
AB’NİN DOĞU AKDENİZ’DEKİ ROLÜ
Türkiye’nin 2 sondaj gemisiyle Doğu Akdeniz’de bulunması başta GKRY ve Yunanistan’ı rahatsız etmişe benziyor. Özellikle de AB üzerinden Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığında başlatacağı hem de KKTC’den aldığı ruhsatlarla KKTC kıta sahanlığında yapacağı sondajları engelleme konusunda bir çabası olduğu görülüyor.
AB üzerinden Türkiye’yi tehdit etme konusundaki çabalar nasıl sonuçlanır ayrı bir şey ama AB’nin de Doğu Akdeniz’i yalnızca kendine üye ülkeler bakış açısıyla ya da kendi enerji arz güvenliği açısından değil en önemli politikalarından biri olan Komşuluk Politikası çerçevesinden değerlendirmesinde fayda var.
AB zaten söz konusu politika ile kendisine sınırı bulunmayan yakın coğrafyasındaki ülkelerin ekonomik ve sosyal anlamda kalkınması adına çalışmalar yürütmektedir. Yani bu konuda oldukça da tecrübeli.
Bu bağlamda AB, Doğu Akdeniz’de keşfedilen rezervlerde taraf olmaktan ziyade keşfedilen kaynakları adanın iki tarafı arasında nasıl paylaşılacağı konusunda daha çok çaba göstermelidir.
Dolayısıyla KKTC’yi ve Türkiye’yi ihmal ederek bu iki ülkeyi Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminden çıkaran ve maliyeti yüksek olan farklı senaryoların peşinde koşmak başta AB’nin arz güvenliğinin aleyhine bir durum oluşturacaktır.
Bu açıdan AB’nin bölgede bütün tarafların menfaatine olacak bir denklem kurulmasına katkı sunması, tüm taraflar için -kazan kazan- olabilir.
YENİ ŞAFAK GAZETESİ