Cemaatler-tarikatlar ve seçimler
Türkiye’de cemaat ve siyaset ilişkileri her zaman önemli. Ne kadar din ve siyaset ayrı denirse densin, bir biçimde devlet de partiler de birbirlerini önemserler. Özellikle demokrasi ile beraber cemaatlerin siyasetle ilişkileri daha da önem taşımaya başladı. Çünkü siyasal partiler artık siyaseti seçimlerle yapıyor. Seçimler, siyaseti belirleyen önemli faaliyetlerden biri. Partiler iktidara gelmek için seçime ihtiyaç duyarlar. Ayrıca seçimler yoluyla millet de devleti etkilemeye başlar. Bu bağlamda temsil ettikleri oy potansiyelleri açısından ve toplum içindeki ağırlıklarından dolayı partiler cemaatleri görmek, dinlemek ve ilişkide bulunmak zorunda kalıyorlar. Siyasal katılım, bütün toplum kesimleriyle görüşmeyi ve oy istemeyi zorunlu hale getirdiği gibi cemaatlerle de aynı şeyi gerekli kılıyor. Bu demokratik siyasetin nesnel gerçekliğidir.
Meselenin bir de cemaatlerin aradıkları inanç ve din etrafındaki taleplerle örtüşen siyasetler ve partiler tarafı var. Burada cemaatlerin sağ partiler ve özellikle muhafazakâr tonu belirleyici olan Ak Parti gibi bir partiyi tercih etmesi ve desteklemesi daha da önem taşıyor. Çünkü cemaatlerin siyasetteki beklentileriyle en fazla örtüşen partiler sağ partiler ve en son Ak Parti olmuştur. Bu nedenle Ak Parti’nin bütün dönemlerinde, Türkiye cemaatler tarihinde ilk defa neredeyse bütün cemaatler bu siyasete dayanışma içinde destek verdiler. Gülen yapısı ile ayrışma ve FETÖ’ye karşı tavır almada bu cemaatler ve tarikatlar çeşitli bildiriler yayınlayarak Ak Parti iktidarından yana tavır aldılar.
Cemaatlerin ve tarikatların nazarında, devlet tarafından zaman zaman mağdur edilmelerinin temelinde de CHP siyaseti vardır. Buna karşın Ak Parti ise onlara destek veren, önlerini açan, hizmetlerine yardım eden ve inanan insan çevresinin bir siyasetidir. Bundan dolayı Nakşiler, Nurcular ve Kadiriler ezici çoğunluk olarak her seçimde Ak Parti’ye oy verdiler. Onun yanında yer aldılar.
Hala Kemalist, laik ve ulusalcı kesimler tarafından yüksek yargıya atanan bir şahsın bir cemaat liderine olan sevgisini belirtmesi suç olarak algılanıyor. Oysa onlar bir çok artisti, ünlü lobi başkanlarını ya da kulüp şeflerine olan sevgilerini izhar etmekten sakınca görmüyorlar. Mevcut anayasamızda bir tarikat liderini sevmek ve övmek üst göreve gelmek için de bir engel oluşturmuyor. Bu örnek bile tek başına CHP ve devleti din karşıtı kadroların eline geçince neler yapabilecekleri konusunda cemaatlerin kaygı duymaları için yeterli.
Cemaatleri ve tarikatları, bir siyasal parti gibi düşünemeyiz. Ne kadar çok politikleşirlerse politikleşşinler nihayetinde ana amaçları siyaset yapmak değil. Toplum içinde var oldukça önemlerini korurlar. Yurtlar, burslar, Kur’an kursları, yardım dernekleri ve eğitim çalışmalarıyla daha fazla önem taşırlar. Bunun da farkındadırlar. Değillerse zaten yok olup giderler. Nitekim önemli bir tarikat, bir parti çalışmasına yöneldi ve hatta partiyi de kurdu. Fakat sonu hezimetle bitti. Çünkü toplumun cemaatlere ve tarikatlara verdiği rol siyasal parti olmak değildir. Pratik siyaset yapmak da değil. Ancak çalışmalarını sürdürmek ve devlet müdahalelerinin getirdiği mağduriyetleri önlemek için devlet ve siyaset ile de ilişkilerini sürdürüyorlar. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de siyasal davranışlarını buna göre ortaya koyacaklar.
Cemaatlerden siyasal iktidara karşı açık ve çıplak eleştiriler ve tepkiler beklemek beyhude bir çabadır. Aydınlar bunu yapabilir. Çünkü aydınlar nihayetinde ferttir. Onlar şahsi pragma ile hareket ederler. Buna karşın cemaatler ise ferdi aşan bir kolektif pragmayı temel alırlar. Bunun için de bu pragma ve idealleri ile en fazla bütünleşen siyasal parti hangisi ise onunla beraber hareket ederler. Türkiye siyaset pratiğinde her zaman merkez sağ ile olmuşlardır. Çatışmaya ve meydan okumaya yönelmezler. Ak Parti, bütün zaaflarına ve olumsuzluklarına rağmen cemaatler için hala onların ideallerine en yakın ve onları koruyabilecek tek siyaset. Ak Parti tek ana siyasal merkez oldukça, cemaatlere özgür çalışma ortamı sağladıkça ve muhafazakâr değerleri savundukça seçimlerde onların oylarını almaya devam edecek.
Yeni Şafak