Erhan Başyurt
Erhan Başyurt
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

'Bu muymuş!' yasağın gerekçesi

GİRİŞ 23.10.2008 GÜNCELLEME 23.10.2008 YAZARLAR

Okuyunca, Altın Portakal'ı alan Nurgül Yeşilçay gibi "Bu muymuş!" tepkisi veriyor insan.

Genç kızların üniversitede eğitim almaları, laikliğe, kamu düzenine ve hatta Atatürk milliyetçiliğine aykırıymış!

Şaka gibi! Dünyada laik veya değil, üniversitede başörtüsü yasağı uygulayan tek ülke Türkiye.

Ya biz laikliği yanlış uyguluyoruz ya da bütün dünya...

Gelelim ikinci gerekçeye; "başörtülü kızların sayısı artarsa, başı açıklara baskı uygulama ihtimalleri olurmuş!"

Nasrettin Hoca'nın testi kırılmadan, attığı tokadı hatırlatıyor.

Başı açıklara baskı ihtimaline binaen, başı kapalılara fiilen baskı yapılıyor.

Eğitim özgürlükleri, fırsat eşitlikleri, inanç hürriyetleri yok edilerek, "kamu düzeni" korunmuş oluyor.

Laiklik anlayışımız gibi, kendimize özgü bir "kamusal düzen" yasağı...

Oysa laik demokratik ülkeler, her bireyin inançlarını özgürce yaşaması için toplumsal şartları oluşturuyor. Dini devlete, devleti de dine karıştırmadan laik yaşam kuruyor.

Başörtüsünün Atatürk milliyetçiliği ile ters düşmesi, bir diğer tartışmalı gerekçe.

Atatürk'ün annesi de, eşi Latife Hanım da başörtülüydü.

Dahası, Atatürk'ün başörtüsünü yasaklayan tek kararı yok.

Peki, bu hangi Atatürk milliyetçiliği? Atatürk'ün yapmak istediği, uygulamaktan korktuğu (!), Kırmızı Kitap'ta saklı başka bir Atatürk milliyetçiliği mi var?

Türkiye'yi muasır medeniyetlerin gerisine düşüren bir kararda Atatürk milliyetçiliğini kullanmak, Türk ulusunu birleştiren Ulu Önder'e de hakaret değil midir?

Gerekçeli kararın ihtiva ettiği çelişkiler bunlarla sınırlı kalmıyor.

Anayasa Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde bir konuma yükseltiyor kendisini.

Halkın seçtiği vekillere, sınırlar koyuyor. Onaylamazsam, yasa bile çıkaramazsın diyor.

Tıpkı, cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan 367 krizi gibi.


Sonuç olarak, iptal kararı toplumsal barışı ve huzuru artırmıyor. Özgürlükleri kısıtlıyor.

Kamu vicdanını yaralıyor.

KANUNİ DAYANAĞI OLAN HER UYGULAMA ADİL MİDİR?

Türkiye'nin cevap bulması gereken en önemli sorulardan birisi bu.

Bir kararın kanuni dayanağa sahip olması, müesses nizam tarafından kabul görmesi, onu adil kılar mı?

Bir fikir vermesi açısından, Denzel Washington'ın hem yönettiği hem de oynadığı "Great Debaters" (Büyük Münazaracılar) filmini mutlaka izlemenizi öneririm.

Melvin Tolson isimli siyahi bir profesörü canlandıran Washington, sadece siyahların okuyabildiği Wiley College'ta dört öğrencisi ile ilk münazara takımını kuruyor.

Olay 1935'te geçiyor. Beyazların üniversitesi Southern California'yı eleyip şampiyon oluyorlar.

Siyahlara ayrı okul, ayrı otobüs, ayrı lokanta ve hatta ayrı tuvalet... Siyahlara linç sıradan...

Üstelik bunların tamamı kanuni dayanağını, Jim Crow Yasaları olarak adlandırılan içtihatlardan alıyor.

Siyah-beyaz ayrımı okullarda, 1954'te bitiyor. Yani, annesinden sırf siyah doğduğu için bir insan bu tarihe kadar beyazların okuduğu okul ve üniversitelere giremiyor.

Siyahlara yönelik son ayrımcılık 1965'e kadar sürüyor. Yüksek Mahkeme asırlık hatasından sonunda dönüyor.

Şimdi soruyu tekrar sorayım: Kanuni dayanağı olan her uygulama, adil midir?

Benim cevabım: HAYIR!

Peki ya sizin?

ERHAN BAŞYURT - BUGÜN

ebasyurt@bugun.com.tr

YORUMLAR 8 TÜMÜ
  • Sabit Kal 17 yıl önce Şikayet Et
    Laiklikle demokrasini temeli. hic bir insanin kendi talep ettigi hak ve özgürlükleri baskalanin kanun, gerekce, sebep, iddia, tahmin, ihtimal, akil yürütme, cagdaslik, modernlik, herhangi bir idolojinin hedefi, herhangi bir devlet kurucusu, doktorinci gerekce gösterilerek engellenememesidir. Insanlarinin kendi inanclarini yasama taleplerine hic bir kanun ve kojüktür mani olamaz, mani olundugu sürece demokrasiden söz edilemez, bu davranislar Atatürk'ü kendi kabrinde diktatör olmaktan alikoyamaz.
    Cevapla
  • ALİ ÜNLÜER 17 yıl önce Şikayet Et
    ATAKÜRK KİM BUNLAR KİM. Her seferinde söylenir ve artık bu bilinen bir gerçek.Atatürkün ve bayrağın arkasında MARKSİST bir ideolojiyi ve yaşamı empoze etmeye çalışan bir kesim var.Bu kesim her türlü tehdidi ve hukuksuzluğu yapabilmekte ve bu yapılanları görmezlikten gelen,ama diğer kesim yani sağ kesimin en ufak açıklarını yakalama izinde olan ve bu izleri yakladığında bir silah olarak kullanabilen iki yüzlü bir kesim.Anlayan anladı.
    Cevapla
  • Sade Vatandaş 17 yıl önce Şikayet Et
    Yanlış Algı. Başörtüsü yasağının kanuni dayanağı da yoktur.Bu bir yanlış algıdır.Başörtüsü mevcut yasaların hiçbirisinde yasak değildir.Sadece yönetmelikler ve genelgelere dayanarak yasak uygulanmaktadır.
    Cevapla
  • Nurhayat Kirisman 17 yıl önce Şikayet Et
    hayır!. hukuk ve adalet birbirinden çok farklı şeylerdir.bunu bir kere daha görmüş olduk anayasa mahkemesi "neden yasakladınız gerekçenizi gsterin diyenlere" omuz silkerek "işteeee"deyemedi kounumu gereği de bunu dedi
    Cevapla
  • ahmet yasin 17 yıl önce Şikayet Et
    istemiyorum!. Bir müslüman olarak çocuklarımın laik,ulusalcı,islam düşmanı bir kemalist olarak yetiştirilmesini istemiyorum!Alevi vatandaşlara din dersi nasıl zulümse bize de aynı şekilde bir zulüm!
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle