Ertuğrul Cingil
Ertuğrul Cingil
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Trump’ın yargı duvarına çarpan tarifeleri

GİRİŞ 23.02.2026 GÜNCELLEME 23.02.2026 YAZARLAR

ABD Yüksek Mahkemesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın en büyük silahı olan vergi tarifelerine “anayasal sınır” çekti.

Yüksek Mahkeme, 6’ya karşı 3 oyla aldığı kararında Trump’ın, geniş kapsamlı tarifeleri ulusal acil durumlar için öngörülen yasa aracılığıyla uygulayarak yetkisini aştığını belirtti.

Karar sonrası, lehte oy kullanan mahkeme üyelerini yabancı ülkelerle birlikte hareket etmekle suçlayan Trump, “Çok vatansever değiller ve anayasamıza sadakatsizler” ifadelerini kullandı.

En ilginç tepkilerinden biri ise, önceki döneminde kendi atadığı ve karara lehte oy veren Amy Coney Barrett ile Neil Gorsuch’un “aileleri için utanç verici olduğunu” söylemesi oldu.

Küresel gündemi sarsan bu karar sonrası çılgına dönen Trump, geri adım atmak yerine yüksek mahkemeye savaş açarak küresel vergi oranlarını önce yüzde 10’a, ardından yüzde 15’e çıkardığını açıkladı.

Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) yetkileri yargı duvarına çarpan Trump, bu kez 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 122’nci maddesine dayanarak yeni bir tarife ilan etti. Ancak yürütmenin sınır tanımayan ısrarının yansıması olan bu yasa, Trump’ın yeni vergi tarifelerini yalnızca 150 gün boyunca uygulamasına izin veriyor.

Sonrasında farklı bir formül devreye girmezse Trump’ın Kongre’den yeniden yetki alması gerekebilir.

Yani durum giderek karmaşıklaşırken Trump, mahkemenin frenini Beyaz Saray’ın gaz pedalına dönmüş durumda.

Özetle; Amerika ve tüm dünya sabah mahkeme kararıyla sarsılıyor, öğleden sonra yeni bir başkanlık açıklamasıyla yön değiştiriyor, akşam saatlerinde sosyal medya mesajlarıyla yeniden sertleşiyor.

BELİRSİZLİĞİN EKONOMİK FATURASI

ABD’nin kamu borcu 38 trilyon doların üzerinde, faiz oranları son 20 yılın zirvesine yakın ve enflasyon hala tam olarak kontrol altına alınmış değil.

Ekonomistlerin yorumlarına bakıldığında; yüzde 15’lik küresel tarife, ithalat maliyetlerini doğrudan artırarak fiyatlara yansıyacak. Bu da FED’in faiz indirim alanını daraltacak. Trump’ın ekonomik büyüme iddiası, yüksek faiz ve yüksek maliyet sarmalına dönüşebilir.

ABD’nin yıllık ithalat hacmi yaklaşık 4 trilyon doları aşıyor. Yüzde 15’lik genel bir tarife, teorik olarak yüz milyarlarca dolarlık maliyet artışı anlamına gelir.

Bu oran yalnızca bir rakam değil; küresel tedarik zincirine doğrudan müdahale, ithalat maliyetlerinde artış, enflasyon baskısının yeniden yükselmesi ve küresel büyümede yavaşlama riskini beraberinde getirebilecek kritik bir adım.

2019’da yapılan analizler, tarifelerin Amerikan hane halkına yıllık ortalama 500- 800 dolar ek maliyet yüklediğini ortaya koymuştu.

Kongre'nin Ortak Ekonomi Komitesi verilerine göre, son vergi tarifelerinin Amerikan hanesine yaklaşık 1.200 dolara mal olacağı hesaplanıyor. Oran yükseldikçe bu fatura daha da kabarabilir.

Küresel ticaret tek taraflı yürümüyor. Trump’ın bu hamleleri hem Amerika’yı hem de dünya ekonomisini çalkantılı bir alana sürüklerken karşı misilleme ihtimalini de artırıyor.

Karar sonrası tepki vermeye başlayan Avrupa karşı tarife uygulayabilir, Çin alternatif pazar ağlarını güçlendirebilir, küresel şirketler üretim zincirini ABD dışına kaydırabilir. Bu senaryoda kaybeden yalnızca dış ticaret dengesi değil, ABD’nin küresel ekonomik liderliği de olabilir.

Trump için bu hamle bir kararlılık göstergesi olabilir. Ancak ekonomi retorikle değil, matematik ve rakamlarla çalışır.

Bu belirsiz tabloda gerilim sürekli hale gelirse fırtına yalnızca rakiplere değil, geminin kendisine de zarar verir.

YARGIYLA GÜÇ REKABETİ VE KAYBEDİLEN GÜVEN

Trump’ın ABD Yüksek Mahkemesi’nin açık iptal kararına rağmen alternatif bir yasal zeminle tarifeyi sürdürme çabası, kuralların sürekli değişebileceğini ve yürütme ile yargı arasındaki gerilimin artabileceğini ortaya koydu.

Bu durum, ABD’nin en güçlü sermaye avantajı olan hukuki öngörülebilirlik kriterini zayıflatıyor.

ABD ekonomisinin büyüklüğü 30 trilyon doların üzerinde olabilir; fakat onu küresel merkez yapan unsur yalnızca hacim değil, güvenilirlikti.

Ortaya çıkan bu kaotik tablo artık bir ticaret politikası değil; bir karmaşa düzenine ve finansal girdaba işaret ediyor.

Oysa ekonomi kararların öngörülebilir ve net  olmasını bekler. Bu dalgalı siyasal refleks yalnızca Washington’u değil, Wall Street’i de savuruyor. Şirketler yatırım planlarını beklemeye alıyor.

Tedarik zincirleri alternatif senaryolar üretmeye çalışıyor. Küresel piyasa “Bir sonraki adım ne?” sorusuna cevap bulamıyor.

Ekonomi tarzı çoğu zaman ani kararlar ve meydan okumalarla şekillenen Trump yönetiminin estirdiği belirsizlik fırtınası ve öngörülemezlik dönemi, vergiden daha yıkıcı etkiler oluşturuyor.

Ancak ticaret sistemi tweet hızında çalışmıyor. Küresel ekonomi milyonlarca kontrat, anlaşma ve uzun vadeli plan üzerinden ilerliyor.

Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika’daki her belirsizlik, bir sinir ağı gibi işleyen küresel dünyada zincirleme reaksiyon üretiyor. Bu durum artık ulusal bir karar değil; küresel bir sarsıntı halini alma potansiyelini giderek artırıyor.

Ekonomik fırtınalar geçebilir; ancak kurumsal güven kaybı uzun süre devam eder.

TARİFE GELİRİNDEN DAVA DALGASINA

ABD hükümet verilerine göre Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’nı (IEEPA) kullanarak şimdiye kadar en az 130 milyar dolarlık tarife topladı. Bazı hesaplamalarda bu rakam 175 milyar dolara kadar çıkıyor.

İşin çarpıcı yanı, bu tutarın yüzde 90 gibi büyük çoğunluğunun ABD işletmeleri ve tüketicileri tarafından ödendiğinin gösterilmesi. Yani dışarıya kesildiği söylenen fatura büyük ölçüde içeriden karşılandı.

ABD’de işletmelerin üst düzey birlikleri, federal hükümetten geri ödeme alabilmek için çağrılar yapmaya başladı.

Karar kapsamında toplanan tarifelerin hızlı bir şekilde iade edilmesi çağrısında bulunan ABD Ticaret Odası, bunun ülkedeki 200 binden fazla küçük işletme ithalatçısı için anlamlı olacağını açıkladı.

Ancak Trump, geri ödemelerin uzun bir yasal savaş olmadan gelmeyeceğini belirterek, hukuki duruma rağmen bu kaynaklara el koyduklarını ima ediyor.

Öte yandan Yüksek Mahkemenin kararı, ithalatçıların ödedikleri vergilerin iadesini talep etmesi için yasal bir dayanak sağlıyor.

İthalatçı firmaların, mahkeme kararını emsal göstererek paralarının iadesi için toplu dava açmaları bekleniyor.

Zaten ithalatçılar, geri ödeme talep etmek üzere Uluslararası Ticaret Mahkemesine halihazırda binden fazla dava başvurusunda bulunuyor.

Son kararla birlikte yeni bir dava dalgasının başlamasıyla süreç tam bir “kaosa” sürüklenebilir.

Bu arada İngiltere ve Japonya gibi Trump yönetimiyle çerçeve anlaşmaları imzalayan bazı ülkelerin, tarifelerini bozmamak için muhtemelen mevcut adımları uygulamaya devam etmesi bekleniyor. Ancak ABD Yüksek Mahkemesinin kararı, bu ülkeleri Trump yönetimiyle anlaşma yaparak doğru adım atıp atmadıkları konusunda belirsizlik içinde bırakıyor.

TARİFE KUMARININ BEDELİ SANDIKTAN ÇIKABİLİR

“Derin devlet”, “cadı avı” söylemlerini dilinden düşürmeyen Trump için yargıya karşı bu meydan okuma hamlesi, siyasi tabana “kararlılık” mesajı olabilir. Ancak piyasalar için bu durum sistem içi çatışma anlamı taşırken Amerikan vatandaşlarının ekonomisini ciddi biçimde etkileme potansiyeli taşıyor.

Mahkeme ile yürütme arasındaki bu gerilim uzarsa mesele tarifeden çıkar, kurumsal istikrar ve sistem kavgasına dönüşebilir.

Amerika’daki hukuk ile yönetim gücü arasındaki bu gerilim, çok daha büyük bir sarsıntının habercisi olabilir. Bu çalkantılı ekonomi, 3 Kasım ara seçimlerine giderken Cumhuriyetçi taban için iki ucu keskin bir bıçak haline geliyor.

Bir yanda “Amerikan sanayisini ve ekonomisini koruyan güçlü lider” anlatısı canlı tutulmaya çalışılıyor; diğer yanda artan maliyetler, tedarik zinciri gerilimleri ve dalgalanan borsa, seçmeni ve küçük işletmeleri tedirgin ediyor.

Amerika’da yapılacak kritik seçimler öncesinde ekonomideki bu belirsizlik iklimi, Trump açısından ağır siyasi sonuçlar doğurabilir.

Finansal kumar haline gelen tarife fırtınası dinse bile geride bırakacağı belirsizlik bulutları uzun süre dağılmayabilir.

Ve tarihte en pahalı hatalar çoğu zaman güç gösterisi olarak başlayan hamlelerden doğmuştur.

Tarife silahını yargı engeline rağmen yeniden ateşleyen Trump’ın bu hamlesi rakiplerini mi vuracak, yoksa kendisini ve Amerika’yı mı? Bunu zaman gösterecek.

YORUMLAR 5
  • AYKIRI 13 saat önce Şikayet Et
    Başta ekonomi yönetimi olmak hiç bir olayda anlık öfke ve kaprisle radikar karar alınmaz, kaza yapar, Durup dururken %15 vergi koymak, sadece magandalıpı ve eşkıyalığı açıklar, Hem iç piyasayı hem . Dış piyasayı vurur, bir abd nin alımı dünyayı etkilemez ama Bir Amerikalıya yüzde 15 daha maliyeti kaldıramaz. Üstelik Dış dünyada karşı cevap verirse TRUMP BAŞKA HESAP PEŞİNDE
    Cevapla
  • Göksel 15 saat önce Şikayet Et
    Tarifelerdeki artış devlete çok kazandırabilir fakat iç piyasanın fiyatlarını ve dolayısıyla enflasyonu yükselten bir sebep olacaktır. Trump şu anda MAGA geyiği ile halkına ekonomik zulme başlamıştır ve devam ettirmektedir. Olan başta Amerikan halkına ve küresel ekonomiye olacaktır.
    Cevapla
  • ismail 16 saat önce Şikayet Et
    Amerikalılar 1 centi bile hesap ederler, maliyet artışı alışverişlerini kismalarina ithalat rakamlarının azalmasına cari açık da iyileşmeye neden olur, trumpin istediği gibi... bizde olsa evet daha da artabilirdi, bizim millet luksunden taviz vermez..
    Cevapla
  • Mnk 16 saat önce Şikayet Et
    ABD nin borcu varda alacağı yok mu?120 trilyon dolar alacağı var.
    Cevapla