Ertuğrul Cingil
Ertuğrul Cingil
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Pentagon’da teolojik deprem kabinede temizlik

GİRİŞ 06.04.2026 GÜNCELLEME 06.04.2026 YAZARLAR

Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle başlayan İran savaşı, Amerikan uçaklarının düşürülmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın enerji altyapısını vurma tehditleriyle tüm şiddetiyle devam ediyor.

Trump’ın çelişkili mesajları, artan sivil kayıplar ve dünya ekonomisini sarsan Hürmüz kriziyle savaşın maliyeti giderek ağırlaşırken, Pentagon’da komutanların tasfiye edilmesi Amerika’da deprem etkisi oluşturdu.

Savaşın tam ortasında, hem de kara operasyonlarının başlaması beklenen bir süreçte üç önemli komutanı gece yarısı operasyonuyla emekliye sevk eden isim ise Trump kabinesinin en tartışmalı ismi olan Savunma Bakanı Pete Hegseth.

İran savaşının en sert aşamasında yaşanan bu tasfiyeler, bir “emir-komuta zinciri” krizine işaret ediyor.

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’un yanı sıra Kara Kuvvetleri Eğitim ve Dönüşüm Komutanı General David Hodne ve Kara Kuvvetleri Manevi Destek Komutanı Tümgeneral William Green Jr.’ın görevden alınma nedenlerinin Hegseth’le yaşadıkları anlaşmazlık olduğu ifade ediliyor.

Hegseth’in en kritik komutanları birer birer görevden alması, aslında Amerikan askeri aklının “kara savaşı” konusundaki son direnç noktalarını kırma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Pentagon’un deneyimli generallerinin, İran’ın coğrafi derinliği ve asimetrik gücü karşısında kara harekatının Amerikan ordusu için riskleri konusunda Trump yönetimini defalarca uyardığı belirtiliyor.

Amerikan medyasına yansıyan diğer gerekçelerin ise Joe Biden döneminde atanan, Irak ve Afganistan gibi savaş bölgelerinde görev yapmış tecrübeli Orgeneral George ile Bakan Hegseth arasındaki devam eden gerilimin olduğu ifade ediliyor.

Özellikle Hegseth’in beyaz üstünlükçü reflekslerle iki siyahi ve iki de kadın komutanın görevde yükselmelerini engelleme girişiminin bardağı taşıran son damla olduğu ileri sürülüyor.

Askeri stratejiden ziyade evanjelik saplantıları, Hristiyan milliyetçiliği ve bizzat kendi yazdığı “Amerikan Haçlı Seferi” kitabındaki karanlık manifestosuyla Pentagon’un genetiğini değiştiren Hegseth’in bu hamlesi yoğun tartışmalara neden oldu.

Çünkü Hegseth’in vücudundaki dövmelerle, Hristiyan milliyetçiliği sembolleri, aşırı sağ ikonografisi ve Orta Çağ Haçlı imgelerinden oluşan militan bir dünya görüşünün adeta canlı haritası durumunda.

Hegseth, göreve geldiğinden beri ideolojik yaklaşımlarla Genelkurmay Başkanı C.Q. Brown’dan Deniz Kuvvetleri Komutanı Lisa Franchetti’ye kadar tecrübesiyle öne çıkan onlarca ismi tırpanladı.

 

Pentagon’da Liyakat Değil Biat Devri

 

Savaş tecrübesi olan, teknik uzmanlığı yüksek profesyonel komutanları tasfiye eden Hegseth, bu isimlerin yerlerine sadece “emret komutanım” diyen ideolojik sadıkları yerleştiriyor.

Sosyal medya manipülasyonlarının kirli ismi Laura Loomer’in süreci önceden işaret etmesi ise kararın askeri değil, politik bir zeminde şekillendiğini gösteriyor.

Teolojik motivasyonla hareket eden Hegseth için İran savaşı, stratejik bir adımdan öte kutsal olarak gördüğü “Armagedon” için bir hazırlık evresi.

Kara savaşının risklerine dikkat çeken, askerlerin can güvenliğini ve operasyonel sürdürülebilirliği savunan generallerin kapı dışarı edilmesi, Pentagon’un stratejik aklın değil teolojik saplantıların esiri olduğunu gösteriyor.

Bu arada ordunun içindeki seküler yapıyı “İsa’nın askerleri” retoriğiyle parçalayan Hegseth, sadece komuta zincirini değil, Pentagon’un kurumsal yapısını ve tüm dengelerini tahrip ediyor.

Pentagon içerisinde liyakatten öte ideolojik sadakati vurgulayan Hegseth’in, ordunun manevi hizmetlerine bakan Tümgeneral William Green Jr.’ı görevden alması teolojik çizgisinin yansıması.

Çünkü Pentagon’da Hristiyanlığın yanı sıra Yahudilikten Müslümanlığa çok sayıda farklı dini yapının yer aldığı çoğulcu düzenden rahatsız olan Hegseth bu komutanlığı evanjelik reflekslerle yeniden dizayn ediyor. Bu nedenle de Pentagon tarihinde ilk kez Manevi Destek Komutanı görevden alınıyor.

Ayrıca Hristiyan milliyetçiliğiyle öne çıkan Hegseth’in bakanlığa geldiğinden beri 200’den fazla inanç kodunu 31’e indirerek ordunun dinsel çeşitliliğine darbe vurduğu belirtiliyor.

Savaşın ortasında tecrübeyi kovup ideolojik sadakati getirme hamlesi yapan Hegseth, aslında kendi karanlık teolojik vizyonuna tüm komuta kademesini biat ettirme çabası içinde.

Bu teolojik motivasyon ve stratejik körlükle Hegseth, binlerce Amerikan askerinin hayatını ideolojik bir inat uğruna feda etmeye hazır bir yönetim portresi çiziyor.

Pentagon artık bir savunma merkezi değil; kadınların dışlandığı, siyahların yok sayıldığı ve ordu içindeki her sesin “teolojik uyum” süzgecinden geçirildiği bir laboratuvar haline gelmiş durumda.

TRUMP’IN  SADAKAT GİYOTİNİ

Washington’daki tasfiye dalgası sadece Pentagon ile sınırlı kalmıyor. Trump’ın en iyi bildiği kovma performansı tekrar devreye girerek önce İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i, ardından Adalet Bakanı Pam Bondi’yi birer tweetle kovdu.

İlk başkanlığı döneminde Dışişleri Bakanı yaptığı Rex Tillerson’dan FBI Direktörü James Comey’ye kadar kendi atadığı onlarca ismi kovan Trump’ın, son kabinesinde de yeni bir tasfiye dalgası başlattığı anlaşılıyor.

Trump’ın “sadakat giyotini”nin ne kadar keskin olduğunu gösteren kovma hamlesinin ilk kurbanı İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem oldu. Görevden alınma gerekçesi olarak Noem’in göçmen politikaları ile Minnesota başta olmak üzere eyaletlerdeki sınır dışı uygulamalarında hızlı, sert ve başarılı olamaması gösterildi.

Trump’ın siyaset öncesi dönemde NBC televizyonunda 13 yıl sunduğu “Çırak” (The Apprentice) programında başlayan kovma tutkusunun ikinci kurbanı ise Adalet Bakanı Pam Bondi oldu.

Kendisinin yıllarca kişisel avukatlığını da yapan Bondi’nin kovulmasının sebeplerinin başında Trump’ın kişisel düşmanları eski FBI Başkanı James Comey ve Letitia James gibi isimlere karşı yeterince sert olamaması ve hukuki süreçlerin neticesiz kalması geliyor.

Bir diğer önemli sebep ise Epstein skandalıyla ilgili süreci Bondi’nin kötü ve beceriksizce yönettiği görüşü. Oysa Bondi, bu karanlık dosyada Trump’ı uzak tutabilmek için adeta seçici bir sansür yapısı oluşturdu.

Ancak yayımlanan Epstein belgeleriyle ilgili teknik hatalar, mağdurların kişisel haklarının ihlal edilmesi ve MAGA tabanından yükselen ciddi eleştiriler Bondi’nin sonunu hazırladı.

Adalet Bakanlığının “tarafsızlık” çizgisini ayaklar altına alan ve Trump’ın kişisel hukuk bürosu gibi hizmet veren Bondi, tüm sadakatine rağmen feda edilmekten kurtulamadı.

Trump’ın maksimalist taleplerini karşılamakta zorlanan Bondi aslında sonun yaklaştığını biliyordu. Ancak Donald Trump’ın bu kadar hızlı ve sert bir hamle yapacağını öngöremedi.

Bondi’nin düşüşü, Trump döneminin değişmeyen kuralını bir kez daha kanıtladı: Sadakat bir giriş bileti olabilir ama kalıcı bir sigorta değildir.

Pam Bondi’nin görevini geçici olarak yardımcısı Todd Blanche üstlenirken yeni bakan olarak Çevre Komisyonu Başkanı Lee Zeldin ismi gündemde.

JOE KENT’İN İSRAİL TEPKİSİ

Pentagon’da ve kabinede yaşanan kaotik tablo öncesi en güçlü ses, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin (NCTC) başındaki Joe Kent’ten yükselmişti.

Kent’in, İran savaşının hiçbir “yakın tehdit” barındırmadığını ve tamamen İsrail lobilerinin baskısıyla başlatıldığını söyleyerek istifa etmesi, yönetimin içindeki rasyonel damarın koptuğunun kanıtı oldu.

Kent’in istifası yalnızca bir görevden çekilme değil; Amerikan güvenlik bürokrasisinin kalbinden yükselen bir “itiraz çığlığı” ve yönetim içinden gelen açık bir savaş karşıtlığıydı.

Üstelik bu itiraz, sistemin dışından değil; savaş görmüş, bedel ödemiş ve Trump’ın göreve getirirken “gerçek bir Amerika kahramanı” ilan ettiği bir isimden geliyor.

Yönetimin en sadık isimlerinden biri olan Kent, “bu savaşı vicdanen destekleyemem” diyerek koltuğu bırakırken arkasında teolojik sanrılarla yönetilen bir enkaz bıraktı.

Washington’daki yangının ne kadar derin olduğunu gösteren Kent’in gidişi, rasyonel devlet aklının yerini teolojik saplantılara bıraktığının en somut kanıtıdır.

KOVULMA SIRASINDA KİM VAR?

Şimdi gözler ilk olarak Trump’ın kovabileceği ileri sürülen FBI Başkanı Kash Patel’e çevrilmiş durumda. Epstein skandalında Bondi gibi yetersiz bulunan Patel’in e-posta hesabının İranlı hackerlar tarafından ele geçirilmesi de ciddi eleştirilere neden oldu.

Savaşın ortasında FBI gibi en önemli istihbarat kurumunun başındaki ismin kendi hesaplarını bile koruyamaması, Patel’i de hedef haline getirmiş görünüyor.

Yine meme kanseri geçirdiği açıklanan Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’ın da sırada olabileceği belirtiliyor.

Zira Susie Wiles’ın Vanity Fair’e verdiği tartışmalı röportajda Trump’ın kişilik özelliklerini sorgulaması, davranış biçimindeki aşırılıkları ve takıntılı karar alma süreçlerini eleştirmesi dikkat çekmişti.

Bu arada Jeffrey Epstein’ın pedofili adasına gittiği ortaya çıkan Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in de Trump’ın kovma listesinde olabileceği belirtiliyor.

Trump’ın İran savaşının gidişatına bağlı olarak tablonun giderek olumsuz hale gelmesi durumunda Peti Hegseth’i günah keçisi ilan ederek kovabileceği de Washington’da konuşulanlar arasında.

Nitekim Trump, daha önce "Pete, sanırım ilk konuşan sendin ve 'hadi yapalım' dedin" diyerek Hegseth’in savaş konusundaki rolüne vurgu yapmıştı.

Savaş sürerken Hegseth’in en üst düzey komutanların değiştirilmesi “tehlikeli bir deney” olarak nitelendirilirken, komuta zincirindeki bu ani değişimlerin sahada koordinasyon sorunları yaratabileceği vurgulanıyor.

Pete Hegseth’in haçlı zihniyeti ve beyaz üstünlükçü retoriği ile kurumu felç eden sadakat arayışı; Amerikan ordusunu bir savunma gücü olmaktan çıkarıp sapkın bir teolojik grubun milis gücüne dönüştürme riski taşıyor.

Pentagon’daki bu “kutsal” neşter, yarayı tedavi etmek için değil, bünyeyi tamamen ele geçirmek için kullanılıyor.

İran ile kara savaşı kapıdayken generallerini kovan, istihbaratçılarını istifaya zorlayan ve bakanlarını görevden alan Trump yönetimine yönelik, devletin kurumsal yapısına ağır darbe vurduğu yönünde eleştiriler yükseliyor.

Beyaz Saray’da denge unsurları birer birer zayıflıyor ve taşlar yerinden oynuyor. Pentagon içinde fay hatları kırılırken, Trump ise tasfiyelerle güç gösterisi yapma derdinde.

Müzakere iddiaları, karşılıklı tehditler, ültimatom ve çelişkili açıklamalarla devam eden İran savaşının gölgesinde Trump’ın kabinesinde başlayan kovma seanslarında sırada kimlerin olacağını zaman önümüzdeki günler gösterecek.

YORUMLAR 5
  • Gültepeli Bjk 33 dakika önce Şikayet Et
    Bunları xchplileri alıcak kabul edicek başka ülke yok mu acaba
    Cevapla
  • MESİH 6 saat önce Şikayet Et
    İsrailin mesihi bence Trump!çünkü küdüsü başkent yapması golon tepelerini kendi malı gibi hediye etmesi şimdide iran savaşı kendini tamamen siyonizme adamış birisi ibrahim anlaşmaları gibi saçmalıkları ilede bence bekledikleri mesih bu olsa gerek her şeyi yapıyor itiraf da ediyor
    Cevapla
  • HIDIR BUDUR 8 saat önce Şikayet Et
    KUR’AN ÂLİ İMRÂN-178: O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar. ONLARA MÜHLET VERMEMİZ, GÜNAHLARININ ARTMASI İÇİNDİR. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır
    Cevapla
  • Haldun Y. 11 saat önce Şikayet Et
    Amerika iç savaşa doğru hızlı adımlarla ilerliyor. Irkçı radikalizm ile sapkın küreselciler Amerikan toplumunu iki farklı cepheye bölmeye çalışıyor. İkisi de çok güçlü ve ikisi de toplumsal tabana sahip. Amerika kendi sonuna doğru gidiyor, başka açıklaması yok.
    Cevapla
  • Burak 12 saat önce Şikayet Et
    bu liyakatsizlikler başka coğrafyadaki mazlum devletler için rahmet olabilir. Allah basiretlerini bağlıyor olabilir. inş.
    Cevapla