Pentagon’da tasfiyeler Saha’da kaos
ABD Başkanı Donald Trump’ın soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle İran’la girdiği karanlık savaşta tablo giderek karmaşıklaşıyor.
Trump’ın çelişkilerle örülü söylemleriyle iyice arap saçına dönen ateşkes sürecinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda devam eden ambargo küresel ekonomileri güçlü şekilde sarsmaya devam ediyor.
Soykırımcı Benjamin Netanyahu’nun ikna ederek içine çektiği savaş bataklığında aradığı “hızlı zaferi” bir türlü bulamayan Trump, kendi tabanından ve Amerikan kamuoyunda yükselen tepkilerle karşı karşıya.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş ekonomik olarak tepkileri artırırken, NATO üyeleriyle yaşanan gerilimde müttefik ülkelerin Amerika’ya “güveni” neredeyse tamamen erimiş durumda.
İran’la devam eden kaotik savaş, Trump’ı bir türlü çıkış yolunu bulamadığı dev bir girdap gibi içine çekerken, asıl ağır darbelerden biri de Pentagon’da yaşanıyor.
Amerikan Haçlısı Hegseth’in Kovma Fırtınası
Trump’ın kara savaşını gündeme getirdiği dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George ve iki önemli generalin kovulmasının ardından şimdi de Donanma Sekreteri John Phelan görevden uzaklaştırıldı.
Resmi metinlerde “ayrılış” olarak belirtilse de Phelan’ın Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından tasfiye edildiği anlaşılıyor.
Hürmüz Boğazı’nda ablukanın devam ettiği son derece hassas bir dönemde Amerikan Donanması’nın üst düzey isminin kovulması, Pentagon’da yaşanan iç krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Dünyanın süper gücü olan Amerika’nın “teknolojik üstünlük ve modern silahlarıyla” öne çıkan ordusunun kurmay beyninde yaşanan tasfiye dalgalarının arkasında teolojik motivasyonların yanı sıra güç haritasının yeniden çizilmesi öne çıkıyor.

Pentagon’un genetiğini değiştiren bu tasfiye operasyonlarının merkezinde Hristiyan milliyetçiliğini ve haçlı zihniyetini hem söylemleriyle ortaya koyan hem de vücuduna işlettiği dövmeleriyle sergileyen Savunma Bakanı Hegseth yer alıyor.
Askeri stratejiden ziyade evanjelik saplantıları ve beyaz üstünlükçü yaklaşımlarıyla göreve geldiğinden beri kapsamlı tasfiye süreci yürüten Hegseth, Trump kabinesinin en şahin ve tartışmalı ismi olarak öne çıkıyor.
Liyakatten çok sadakati ve ideolojik yakınlığı esas alan Hegseth, Genelkurmay Başkanı C.Q. Brown’dan Deniz Kuvvetleri Komutanı Lisa Franchetti’ye ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’ye kadar tecrübesiyle öne çıkan 20’den fazla ismi ya kovdu ya da pasif görevlere çekti.
Yazdığı “Amerikan Haçlı Seferi” kitabıyla Hristiyan milliyetçiliğini öne çıkaran Hegseth, bakanlığa geldiğinden beri 200’den fazla inanç kodunu 31’e indirerek Pentagon’un inanç çeşitliliğine darbe vurdu.
Hatta Kara Kuvvetleri Manevi Destek Komutanı Tümgeneral William Green Jr.’ı görevden alarak Pentagon tarihinde bir ilke de imza attı. Trump’ın kovma tutkusundan ilham alan Hegseth’in bu tasfiyelerdeki motivasyonu sadece teolojik değil.
İran savaşının başından beri risklere dikkat çeken teknik bilgisi yüksek komutanları direnç noktası olarak gören Hegseth, kovduğu bu isimlerin yerlerini “emret komutanım” diyen sadık isimlerle dolduruyor.
Hegseth’in Pentagon’daki güç ve sadakat odaklı yeni düzeni, klasik askeri bürokrasiye değil, siyasi merkeze daha sıkı bağlı bir ideolojik yapı kurmayı hedefliyor.
Bu yapı içinde farklı düşünenler “uyumsuz”, yavaş kalanlar “yetersiz”, bağımsız hareket edenler ise doğrudan “risk” olarak kodlanıyor.

Trump’ın “Altın Filo” Serabı
Son yaşanan Phelan tasfiyesi ise tüm bu genel tabloda “yavaş ve verimsiz” bulunanlar arasında yer alıyor.
Yatırım bankacılığı ve özel sermaye yöneticisi olarak Trump’ın seçim kampanyalarındaki önemli bağışçılarından olan Phelan, asker kökenli olmaması nedeniyle zaten tartışmalı bir isimdi.
Amerikan basınında bu kovmanın arkasında, Trump’ın çok önem verdiği “Altın Filo” (Golden Fleet) isimli büyük donanma modernizasyonu projesinde yaşanan sorunlar, Hegseth’le çatışma ve bazı etik meselelerin bulunduğuna işaret ediliyor.
Trump’ın “en hızlı, en büyük ve açık ara en güçlü gemiler” olarak tanımladığı, hatta kendi ismini verdiği zırhlı gemi sınıfının 2028’e kadar tesliminin neredeyse imkansız hale gelmesi, Phelan’ın gidişini hazırlayan en önemli sebep olarak gösteriliyor.
Pentagon’un 1,5 trilyon dolarlık bütçesi içerisinde gemi inşası için talep edilen rakam 65,8 milyar doları bulurken, “Trump sınıfı” olarak adlandırılan tek bir geminin maliyetinin 17 milyar doları olması bekleniyor.
Teknik bakımdan abartılı ve gerçeklerden kopuk bulunan Trump’ın “Altın Filo” rüyası; Amerikan gemi sanayisindeki teknolojik yetersizlik ve Pentagon’un sivil iş gücündeki erime gibi nedenlerle uzmanlar tarafından bir hayal olarak görülüyor.
Wall Street kökenli Phelan’ın “Altın Filo” projesindeki bu başarısız gidişatın yanı sıra Savunma Bakanı Hegseth ve Bakan Yardımcısı Stephen A. Feinberg ile yaşadığı sorunlar da ciddi bir yönetim krizine dönüştü.
Phelan’ın Beyaz Saray’a doğrudan erişim kurması ve klasik hiyerarşiyi esnetmesi ise kırılmayı hızlandırdı.
Bu noktada Hegseth’in agresif, sert ve merkezi yönetim tarzına alan açan Trump, kendi kampanyasına destek vermiş olsa da Phelan’ın kovulmasına yeşil ışık yaktı.
Çünkü Trump için, siyaset öncesi dönemde NBC televizyonunda 13 yıl sunduğu “Çırak” (The Apprentice) programından beri devam eden kovma tutkusu aynı zamanda bir güç gösterisi.
Tıpkı kabinesinden kovduğu kendisine sadık isimlerden İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem ve Adalet Bakanı Pam Bondi örneklerinde olduğu gibi… Trump için sadakat bir giriş bileti olabilir ama kalıcı bir sigorta değil.
Bu arada Phelan’ın yerine gelen Hung Cao ismi de tesadüf değil. Vietnam kökenli, Biden yönetimini komünist rejimlerle kıyaslayacak kadar keskin bir retoriğe sahip olan Cao, Pentagon’un sivil kanadının tamamen “ideolojik muhafızlar” tarafından kuşatıldığının resmini yansıtıyor.

Yanan Gemiler ve Lojistik Çöküş
Donanma Sekreteri Phelan’ın kovulmasının arkasında yatan bir diğer önemli sebep de Amerikan ordusunun en önemli vurucu gücü olan uçak gemilerinde ardı ardına yaşanan fiyaskolar.
Trump ve Hegseth “Altın Filo” rüyaları kurarken, Pentagon’un milyarlarca dolarlık çelik yığınları tarihin en utanç verici acziyetlerinden birini yaşıyor.
Dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemlerine sahip olan dev uçak gemileri, İran ve Husilerin menzilinden kaçmak için adeta köşe kapmaca oynuyor.
Kızıldeniz’den geçmeye cesaret edemeyen USS George H.W. Bush uçak gemisi hedef olma korkusuyla Afrika’nın etrafından, Ümit Burnu’nu dolaşarak ilerlemeye çalışıyor.
Kapana kısılma endişesi, Amerikan stratejisini okyanusun en uzak rotalarına hapsetmiş durumda. Teknolojinin zirvesi sayılan 13 milyar dolarlık USS Gerald R. Ford ise İran güçlerinden önce bozuk tuvalet sistemleriyle mücadele ediyor.
Enkaz halindeki bir pansiyonu andıran gemide personel, bozuk tuvaletler nedeniyle saatlerce kuyruk bekliyor; sistemdeki tasarım hataları yüzünden gemi dışından 40 defadan fazla yardım çağrısı yapılıyor.
Personelin temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bu gemilerde, “dünyanın en gelişmiş ordusunun” askerlerinin önüne “bir kaşık grileşmiş et ve tek tortilla” konuluyor.
ABD donanmasının lojistik zinciri sadece kopmamış, adeta iflas etmiş durumda.Yarı aç bırakılan ve morali yerle bir olan denizcilerle İran’a karşı “zafer” hayal etmek, askeri bir strateji değil, ancak teolojik bir körlüktür.
Sadece açlık ve tesisat krizleri değil; ABD donanması içeriden de yanıyor. USS Eisenhower ve USS Ford’da çıkan ve günlerce söndürülemeyen yangınlar, sistemdeki bakımsızlığın ve metal yorgunluğunun fiziksel kanıtı.
USS Ford’daki yangın 30 saat boyunca söndürülemezken, yüzlerce denizci dumandan etkilenerek tedavi altına alındı. Operasyonel gücünü kaybeden gemideki denizciler günlerce masaların üzerinde yatmak zorunda kaldı.
Girit Adası’ndaki Suda Deniz Üssü’ne çekilen uçak gemisi, buradan ayrıldıktan sonra güvertesinde çıkan ikinci bir yangınla sarsıldı.
İran’la savaş sırasında aktif görev alan USS Eisenhower, yaşadığı sorunlar nedeniyle önce Virginia’daki Norfolk Deniz Üssü’ne çekildi. Nükleer güçle çalışan gemide bakım çalışmaları sırasında çıkan yangın nedeniyle üç denizci yaralandı.
Tüm bu yangınların nedenleri konusunda teknik aksaklıklara vurgu yapılsa da bu milyarlarca dolarlık sözde “yüzen kale” olarak nitelendirilen gemilerdeki sorunların gerçek sebepleri hala tam olarak açıklanmış değil.
Görev süreleri siyasi şovlar ve güç gösterileri uğruna sürekli uzatılan, liman yüzü görmeyen bu uçak gemileri, savaş makinesi olmanın ötesinde birer yüzen barut fıçısına dönüşmüş durumda.
Pentagon’da Şatafat Gemide Sefalet
Geleceğin savaşlarına hazırlandığı söylenen Trump’ın “yenilmez donanması”, bugün ne Hürmüz’ü tam kontrol edebiliyor ne de kendi personelini güven içinde tutup doyurabiliyor.
Karşımızda, İran füzelerinden önce kendi operasyonel ve lojistik hatalarıyla boğuşan, kendi beceriksizliklerine mağlup olmuş ihtişamı dökülen dev bir filo var.
Pentagon’da yaşanan tasfiyeler; Trump yönetimindeki sarsıntının sadece stratejik yol ayrımı değil, aynı zamanda kişisel sadakat testleri ve ideolojik infazlar üzerine kurulu bir “temizlik harekatı” olduğunu gösteriyor.
Trump’ın kendi ekibi içinden bir isim olan Phelan kovulması ise Pentagon’un artık bir savunma karargahından çok bir siyasi savaş alanına dönüştüğünün kanıtı. Bu durumu başarısızlıklara günah keçisi arayışının da yansıması olarak okumakta mümkün.
Hegseth, “ideolojik temizlik” adı altında deneyimli komutanları kapı dışarı ederken, savunma bütçesini ise kendi kişisel ve teolojik motivasyonları doğrultusunda kullanmaktan çekinmiyor.
Ortaya çıkan Open the Books harcama raporu, cephede karneye bağlanmış yiyeceklerle hayatta kalmaya çalışan askerlerin aksine, Washington’daki üst düzey bürokrasinin nasıl bir hayal dünyasında yaşadığını gözler önüne seriyor.
Hegseth’in “liyakatten ziyade sadakat” beklediği komutanlara yönelik pahalı jestleri, ordunun içindeki huzursuzluğu tırmandırıyor.
Hava Kuvvetleri Komutanı’nın konutu için devlet bütçesinden yaklaşık 100 bin dolarlık Steinway piyano hediye edilmesi, Pentagon koridorlarında “sadakat satın alma” operasyonu olarak yorumlanıyor.
Sadece Eylül 2025 bütçesini eritmek adına yapılan yemek harcamaları ise dudak uçuklatıyor.
Savaş gemilerinde askerin önüne grileşmiş işlenmiş et konulurken, üst düzey mutfaklar için 15,1 milyon dolarlık biftek, 6,9 milyon dolarlık ıstakoz kuyruğu ve 2 milyon dolarlık Alaska kral yengeci sipariş edildiği raporlara yansıdı.
Bir yanda Hegseth’in lüks harcamaları, diğer yanda yanan uçak gemileri, aç kalan askerler ve yaşanan tuvalet krizleri…
Amerika, Orta Doğu’da saplandığı savaş bataklığında artık düşman saldırılarıyla değil, kendi içindeki bu akıl almaz çelişkilerle sarsılıyor.
Beyaz Saray evanjelik ayinlerin tapınağına dönerken, Trump “Altın Filo” rüyaları görürken; uzmanlığın yerini teolojik ve politik savrulmaların aldığı Pentagon adeta “Hristiyan milliyetçiliğinin” kalesine dönüşüyor.
Tüm bu yaşananlar ise Amerikan ordusunun sadece lojistik olarak değil; idari, stratejik ve ideolojik açıdan da büyük bir savrulmanın içinde olduğunu gösteriyor.
Ertuğrul Cingil / Haber7
-
Kerem 1 saat önce Şikayet EtTrump, İranda yıkmaya çalıştığı sistemi kendi ülkesine getirmeye çalışıyor. gitmeye niyeti yok. Becerebilirse Devrim Muhafızları ordusunun benzerini ABD de kurmayı istiyor. Bu sayede iktidarını sürdürecek.Beğen
-
mehmet Ali ASLAN 3 saat önce Şikayet EtMUHTEŞEM BİR TAHLİL. İnşaallah sonuçlarını da tez zamanda görürüz.Beğen Toplam 1 beğeni
-
recep 4 saat önce Şikayet EtMüthiş bir makale.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Mehmet 4 saat önce Şikayet EtÇok sevindik. Ortaçağdaki halktan askerlerinden uzak hissiyatsız gerçekliklerine dönmelerine. En azından kendileri kendileri adına sevinebilirler ait oldukları rönesans öncesi kodlarına yavaş yavaş dönüyorlar.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Cuma 5 saat önce Şikayet EtDaha beter olsunlar batasıca Amerika. Batası İsrail bu sizin sonumuzun geldiğini gösteriyorBeğen Toplam 4 beğeni