FETÖ İçin Amerika’da Yolun Sonu mu?
FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti.
Milletimiz o tarihi gece sadece bir darbeyi değil; bağımsızlığını, demokrasisini ve devletini içeriden ele geçirmeye çalışan, küresel bağlantılara sahip hain bir terör örgütünü de durdurdu.
Dünya tarihinde benzeri az görülecek bu demokrasi destanında 251 kahraman şehit düşerken 3 bine yakın vatansever yaralanarak gazi oldu.
Ancak üzerinden on yıl geçmiş olmasına rağmen bu hain darbe girişiminin planlayıcılarının önemli bir bölümü hala yurt dışında yaşamaya devam ediyor.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, uzun yıllardır FETÖ'nün en kritik yönetim ve finans merkezi olmayı sürdürüyor.
Ankara'da düzenlenen ve dünya siyasetinin kalbinin attığı tarihî NATO Zirvesi'ne 17 yıl sonra ABD Başkanı olarak Donald Trump'ın katılması, Ankara-Washington hattında pozitif bir diplomatik atmosfer oluşturdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın verdikleri mesajlar ve samimi görüntüler iki ülke ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor.
CAATSA yaptırımlarında yumuşama, F-35 programına dönüş sinyalleri ve uçak motorları tedariki gibi savunma sanayisi alanındaki bu yeni atmosfer, yıllardır Amerikan bürokrasisinin labirentlerinde uyutulan FETÖ iade süreçlerine yansıyabilir mi?
Türkiye'nin diplomatik zaferiyle sonuçlanan bu zirvede ABD ile savunma sanayisindeki tıkanıklıkları aşma adımları, okyanus ötesinde 10 yıldır korunan terör şebekesi FETÖ için de çanların çalmaya başladığını gösteriyor.
ON YILLIK İKİYÜZLÜLÜK VE BİTMEYEN HESAPLAŞMA
Türkiye, 15 Temmuz'dan sonra sadece darbecileri yargılamakla yetinmedi. Aynı zamanda darbe girişiminin planlayıcılarının iadesi için Türkiye'nin uluslararası hukuk mücadelesi daha da genişletildi.
Adalet Bakanlığının resmî verileri, bu mücadelenin büyüklüğünü ve karşılaşılan küresel riyakarlığı gözler önüne sermektedir.
Türkiye, bugüne kadar 119 ülkeye toplam 2 bin 950 iade talebi ulaştırdı.
Bu dosyaların coğrafî dağılımında en büyük paylardan biri, terör örgütünün adeta üs kurarak korunduğu Amerika Birleşik Devletleri'ne ait.
Örgütün tepe yöneticileri hakkında hazırlanan tam 728 iade dosyası ve bir uçak dolusu, binlerce sayfalık delil dosyaları Amerikan makamlarına iletildi.
Türkiye, millî iradenin kalbini vuracak kadar gözü dönmüş bu örgüt yöneticileri için Cumhurbaşkanı'ndan Dışişleri ve Adalet bakanlıklarına kadar defalarca üst düzey temasta da bulundu.
Peki, Washington ne yaptı? Yıllarca "hukukî süreç", "delil yetersizliği" ve "bağımsız yargı" masallarının arkasına saklanarak bu kritik dosyaları karara bağlamadan sümen altı etti ve iade süreçlerini açıkça oyaladı.
Kendi müttefikinin kalbine kurşun sıkan, Meclis'ini bombalayan bir terör şebekesinin elebaşlarını Pensilvanya'da çiftliklerde ağırlayarak adeta Türkiye'ye karşı bir şantaj kartı olarak ceplerinde tuttular.
Son olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek, örgütün üst düzey yöneticilerine ilişkin dosyaların yeni delillerle güncellendiğini ve iade süreçlerinin yeniden canlandırılması amacıyla ilgili ülkelere tekrar sunulduğunu açıkladı.
ABD'ye gönderilen 728 ayrı iade dosyasının varlığı, önümüzdeki dönemde ikili ilişkilerde terörle mücadele başlığının yeniden daha güçlü şekilde masaya gelebileceğini gösteriyor.
YENİ BİR İADE SÜRECİ BAŞLAR MI?
FETÖ, yıllarca Pensilvanya'daki faaliyetlerini sürdürürken Amerika genelindeki örümcek ağına benzeyen yapılanmalarını ve sözleşmeli okullarını (Charter school) yönetmeyi sürdürdü.
Ancak bugün 2016'nın Amerika'sı yok; 2026'nın jeopolitiği bambaşka. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki yeni dengeler, Türkiye'nin NATO'nun içerisinde ve bölgesinde artan ağırlığı nedeniyle Washington'ın öncelikleri de değişiyor.
Ankara Zirvesi'yle birlikte Amerikan derin yapılarının "kullanışlı FETÖ aparatı" döneminin sonuna gelindiğine dair güçlü emareler var.
Karşımızda, Pentagon'un veya Washington müesses düzeninin ezberleriyle hareket etmeyen, lider diplomasisini ve "önce Amerika" (America First) çıkarlarını her şeyin önüne koyan Donald Trump var.
Trump için hiçbir yapı, ABD'nin somut ticari ve askeri çıkarlarından daha değerli değil.
Üstelik Trump yönetiminin alametifarikası olan katı yabancı ve göçmen karşıtı çizgi, Amerika'da yasa dışı fonlarla, usulsüz vize çarklarıyla (H-1B) imparatorluk kuran bu şebekeyi tam kalbinden vuruyor.
ABD Gelir İdaresi (IRS) ve FBI'ın radarına giren, isimlerini "Steve", "Mary" veya "Kevin" yaparak Amerikan toplumunun arkasına saklanmaya çalışan bu vatansız kaçaklar, Trump'ın "temizlik" radarına her an takılabilir.
Eğer başarılı geçen NATO Zirvesi sonrasında Türkiye ile ABD arasında savunma alanı başta olmak üzere güven artırıcı adımlar hız kazanırsa FETÖ dosyalarının yeniden ele alınması ihtimali de geçmiş dönemlere göre daha güçlü bir zemin kazanabilir.
FETÖ İÇİN ÇEMBER DARALIYOR
FETÖ bugün sadece Türkiye'nin baskısıyla değil, kendi iç çöküşüyle de mücadele ediyor.
Liderlik kavgaları, sahte vasiyet tartışmaları, örgüt içi ifşalar, yolsuzluk suçlamaları, azalan finans kaynakları, göç politikalarının sertleşmesi ve artan denetimler… Bütün bunlar aynı anda yaşanıyor.
Bu arada siyasi çevrelerde lobi gücü ciddi şekilde sarsılan terör örgütünün, Türkiye başta olmak üzere himmet gelirleri kesilmiş, bağış sistemi felç olmuş durumda.
FETÖ'nün milyon dolarlar kazanmasını sağlayan “altın yumurtlayan tavuğu” sözleşmeli okul (Charter school) sistemi daha sık denetleniyor.
Amerika'nın derin yapıları açısından da artık istikrarlı ve disiplinli görünen bir örgütten çok, kendi içinde parçalanan ve sürekli kriz üreten bir organizasyon görüntüsü ortaya çıkıyor.
Yani FETÖ'nün Washington açısından “stratejik maliyeti”, sağlayabileceği olası faydaların önüne geçmeye başlıyor.
Şimdi bunlara bir de Ankara-Washington hattındaki olası güven tazelenmesi ekleniyor ki bu da örgütün Amerika'daki hareket alanının geçmiş yıllara göre çok daha fazla daralması anlamına geliyor.
Trump'ın göçmen karşıtı sert politikası ve Türkiye ile savunma sanayisinde yürüteceği milyar dolarlık iş birliği arzusu, Pensilvanya'daki ihanet şebekesini köşeye sıkıştırabilir.
Yıllarca Washington koridorlarında Türkiye aleyhine lobi yapan hainler için çember hiç olmadığı kadar daralıyor.
VATANSIZ MANKURTLAR İÇİN HESAP ZAMANI
On yıl önce Türk milleti tankların önüne çıkarak demokrasisini korudu. Bugün ise gözler, müttefiklik hukukunun gerçekten işletilip işletilmeyeceğinde. NATO zirvelerinde verilen dostluk fotoğrafları elbette önemlidir.
Savunma sanayisinde atılan adımlar da değerlidir. Ancak Amerika ile yeni bir sayfa açılacaksa bunun göstergelerinden biri de Türkiye'nin yıllardır beklediği FETÖ dosyalarında da somut ilerleme sağlanması olacaktır.
Ankara bu konudaki tavizsiz duruşunu yıllardır sürdürmektedir. 15 Temmuz'un planlayıcıları ve örgütün üst yönetimi konusunda Washington, artık yalnızca “hukukî prosedür” demeye devam mı edecek; yoksa müttefiklik ruhuna uygun yeni bir sayfa mı açacak?
Önümüzdeki dönem, bu sorunun cevabını belirleyecek kritik bir sürece işaret ediyor.
Türkiye'nin haklı ve kararlı takibi, bu vatansız mankurtları eninde sonunda Türk adaleti önüne çıkaracaktır.
İşte o zaman milletimiz ve vatan için 15 Temmuz’da canlarını feda eden kahramanlarımızın ruhu huzura kavuşabilir.
-
Yusuf yıldız 5 saat önce Şikayet EtYeni FETÖ, Patrikanedir. Ekümenik projesine HAYIR. Heybeliada'da kilise istemiyoruz. CAMİ YAPILSIN ADAYA.Beğen
-
Uyan Müslüman 8 saat önce Şikayet EtYeni FETÖ, Patrikanedir. Ekümenik projesine HAYIR. Heybeliada'da klise istemiyoruz. CAMİ YAPILSIN ADAYA.Beğen Toplam 1 beğeni
-
GÖÇMEN KARŞITI 10 saat önce Şikayet EtDemekki fetö 190 ükede faliyet gösteriyor, yni abd ye istihbarat dağlıyor Trumpun ipiyle kuyuya şnilmez, her an her şeyden çarl edebilir. Başta türkiye ile dostluğu pamuk ipliğine bağlı. Kendi koruyup kolladıklarınistihbarat örgütünü bize yedirmez. Fetönün kimyasını bozarak etkisisleştirmek gerek, abd ve ntoya güvenerek değil. Batı vasıfsız göçmen istemiyor. Adamlarını isterBeğen Toplam 1 beğeni
-
Yorumcu 11 saat önce Şikayet EtYargı ve spor, resmen cirit atıyorlar, biten ne ??Beğen Toplam 2 beğeni
-
Ddd 11 saat önce Şikayet EtÜniversitelerde temizlik rektörlere bırakıldı büyğk oranda. Onlarda gerek düşman kazanmamak için gerek ellerinde istihbari bilgi gibi net bilgi olmadığı için %90 fetöcülerr dokun(a)madı. Aslonda tek bir şey yapılsa akademideki fetöcü ve soru hırsızları %90 ortas çıkar: 2005-2015 arası tüm akademisyenlerin dil puanına bakılsın, özellikle İelts sınavı yeter..Beğen Toplam 5 beğeni