İspanya’nın Göçmen Krizinde İsrail Parmağı
Akdeniz’in kıyısında küçük bir kara parçası… Sebte (Ceuta).
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk toprağı, Avrupa’nın Afrika’ya açılan kapısı ve Fas’ın tam karşısında duran stratejik bir düğüm.
Bu küçük kara parçası, Fas sınırından 70 binden fazla düzensiz göçmenin akın etmesiyle ve 100’ü aşan masum sivilin boğularak ölmesiyle bir anda uluslararası krize dönüştü.
Fas tarafından Sebte’ye yönelen olağanüstü göç hareketi, İspanya’ya karşı pusuda bekleyen soykırımcı İsrail’in yanı sıra Amerika ve Avrupa’daki aşırı sağcı hükümetleri de harekete geçirdi.
Sınırı geçen göçmenlerin tamamına yakını çok kısa sürede geri gönderilmesine rağmen İspanya hedef tahtasına oturtularak bu insani kriz, devletlerin jeopolitik hesaplarının kullanışlı bir aracına dönüştürüldü.
İSRAİL’İN HİBRİT KUMPASI
Göçmen krizi üzerinden kaos fırtınası estirilmesinde, İspanya’nın İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma karşı tavizsiz tutumu ve Filistin devletini resmi olarak tanıması en güçlü sebebi oluşturuyor.
Gazze’de soykırım suçlamasıyla uluslararası toplum önünde köşeye sıkışan Binyamin Netanyahu’nun Madrid’i kastederek savurduğu "Bunun acil bir bedeli olacak" tehdidi basit bir çıkış değildi.
Sebte kıyılarında çocukların ve gençlerin hayatı üzerinden kurgulanan bu hibrit kriz, tam da İspanya’ya yönelik bu kirli tehditlerin ardından gelişti.
Ayrıca bu asimetrik krizin ardından İsrail’in katliamcı yetkililerinden peş peşe gelen açıklamalar, Tel Aviv merkezli soğuk ve hesaplı uluslararası şantaj şüphelerini daha da artırdı.
İsrail’in işkenceci Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, Sanchez ile alay edercesine "Gazzelileri İspanya’ya kabul edin" çağrısı, insan trajedilerini şantaj malzemesi yapmaktan çekinmeyen hadsiz bir meydan okumaydı.
İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon, "Bize ders vermeye devam etmeden önce belki de dünyaya Afrika’da hala sömürge topraklarını neden koruduklarını açıklamalarının zamanı gelmiştir" paylaşımıyla İspanya’yı hedef aldı.
Danon’un bu çıkışı üzerine İspanya Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, "Görünüşe göre her şey giderek daha net hâle geliyor" yanıtıyla krizin arkasında İsrail’in bulunduğuna vurgu yaptı.
GÖÇMEN KRİZİ ÜZERİNDEN ASİMETRİK ŞANTAJ
İsrail parmağına ve asimetrik şantajına ilişkin ciddi şüphelerin olduğu böylesine ağır bir insani krizle ilgili çok sayıda soru işareti de yer alıyor.
Bu kadar büyük bir göçmen grubu sınırı geçerken Fas güvenlik birimleri neden engel olmadı?
İspanya Yüksek Mahkemesi’nin denizden gelen göçmenlerle ilgili kararının çarpıtılarak “Sebte sınırının tamamen açıldığına” ilişkin sosyal medya manipülasyonunun arkasında hangi karanlık yapı var?
Belli merkezlerden idare edilen İsrail kaynaklı trol ağlarının ve siber operasyon yapılarının, kriz anında "İspanya’nın Afrika’daki sömürgeciliği" söylemini köpürtmesi, aslında krizin arkasındaki yönlendirici dijital akla işaret ediyor.
Nitekim İsrail’in MOSSAD bünyesindeki siber etki birimlerinin yanı sıra Team Jorge’den Psy-Group’a, Black Cube’den Pegasus casus yazılımının üreticisi NSO Group şirketlerine kadar birçok karanlık yapıyla çalıştığı da biliniyor.
Bu arada 2020 İbrahim Anlaşmaları ile İsrail-Fas arasında kurulan karanlık istihbarat ve askeri ortaklığın son yaşanan krizdeki etkisi de tartışmaların odağındaki konuların başında gelmektedir.
On binlerce göçmenin kısa bir süre içerisinde hiçbir Fas güvenlik engeliyle karşılaşmadan sınırı geçebilmesi, basit bir koordinasyonsuzlukla açıklanamayacak derin bağlantıları yansıtmaktadır.
Çünkü iki ülke arasındaki güvenlik ve savunma ilişkileri son yıllarda ciddi biçimde büyüdü. Fas, İsrail savunma sanayisinden gelişmiş hava savunma ve radar sistemleri tedarik ediyor.
İsrail artık Fas’ın savunma ve istihbarat ekosistemine giderek daha fazla nüfuz eden bir ortak haline gelmiştir.
Oysa Pedro Sanchez yönetimi, Batı Sahra konusunda Fas Kralı VI. Muhammed’e verilen tarihi tavizlerden 2030 Dünya Kupası ortaklığına kadar Rabat’ın tüm taleplerini karşılamış, diplomatik ittifakı korumak adına onlarca yıllık politikalarını bir gecede esnetmişti.
Ancak bugün görülüyor ki insani değerleri ve Filistin halkının meşru haklarını savunma cesareti gösteren Sanchez, uluslararası sistemin kuralsız aktörleri için "cezalandırılması" gereken bir hedefe dönüştürülüyor.
TRUMP VE MELONİ’NİN FIRSATÇI SALDIRGANLIĞI
Soykırımcı İsrail, İspanya’ya karşı saldırgan politikalarında yalnız da değil. Göç krizini “Tam anlamıyla bir ülkenin işgali” olarak tanımlayan ABD Başkanı Donald Trump, “Eğer Demokratlar iktidara gelirse üç yıl içinde bizim de halimiz bu olacak” sözleriyle insani trajediyi İspanya’ya saldırı için kullanmaktan çekinmedi.
Çünkü İspanya’nın karanlık İran savaşına ve NATO ülkelerine yönelik şantajlarına karşı duruşu, Trump’ın Sebte’deki göçmen krizini Sanchez hükümetini cezalandırma fırsatına çevirmesine yol açtı.
Ayrıca Amerika’nın Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komitesi raporlarında Sebte’nin "Fas toprağı" ilan edilmesiyle bir NATO üyesinin egemenlik hakları Tel Aviv’in çıkarları uğruna pazarlık konusu haline getirildi.
Mesele sadece Tel Aviv-Washington-Rabat üçgeninin asimetrik saldırısıyla da sınırlı değil.
İsrail’in öncülük ettiği saldırılar, Brüksel ve Roma koridorlarındaki ikiyüzlü Avrupalı müttefiklerin de katılımıyla çok cepheli bir "Madrid’i diz çöktürme operasyonuna" dönüştürülüyor.
İspanya bugün Avrupa Birliği’nin (AB) kendi içindeki ideolojik hesaplaşmalarının ve sağcı popülizmin de hedef tahtasına oturtulmaya çalışılıyor.
Giorgia Meloni liderliğindeki İtalya’nın, Sebte’deki İspanya anakarasına dahi geçemeyen insanları bahane ederek İspanya’dan gelen uçuş ve deniz seferlerine sınır kontrolleri getirmesi, Schengen ilkelerinin alenen ayaklar altına alınmasıdır.
Bugünkü kriz nedeniyle İtalya’nın İspanya’dan gelen yolcular üzerinde sınır kontrollerini yeniden uygulaması, olayın Avrupa içi siyasi sonuçlarının bile ne kadar hızlı büyüyebileceğini gösteriyor.
Roma’nın bu hamlesine Madrid’in pasaport kontrolleriyle karşılık vermesi ve konunun tırmanması, AB içinde çatırdamayla sonuçlanan bir krizi tetiklemiştir. Ancak İtalya ve AB’deki muhafazakar blok için mesele sınır güvenliği değil; Filistin’e destek veren, göçmen haklarını savunan ilerici Sanchez hükümetini iç ve dış siyasette köşeye sıkıştırma arzusudur.
Kendi kıyılarına ulaşan düzensiz göçmen sayısı İspanya’nın neredeyse iki katı olan Roma’nın bu tavrı, diplomatik bir dayanışma değil, Tel Aviv’in de ekmeğine yağ süren kirli bir siyasi fırsatçılıktır.
SEBTE’DE BOĞULAN İNSANLIK
Dışarıda İsrail’in insan cesetleri üzerinden yürüttüğü asimetrik şantaj; içeride ise Avrupa sağının "güvenlik" tiyatrosu üzerinden Sanchez hükümetini yalnızlaştırma çabası aynı amaca hizmet etmektedir.
Sebte kıyılarında hayatını kaybeden insanların cansız bedenleri üzerinden yürütülen bu karanlık operasyon, Madrid’i teslim almayı hedefliyor.
İnsani krizleri asimetrik birer silaha dönüştüren bu gözü dönmüş akıl, sadece İspanya’nın değil, uluslararası hukukun ve insan onurunun da altını oymaktadır.
Çaresiz göçmenler, devletler için insan olmalarının ötesinde; baskı aracı, siyasi pazarlık kozu ve insani değerlerin sözde savunucusu Avrupa’nın en büyük korkusu olarak görülüyor.
Filistin’de, Libya’da, Suriye’de, Afrika’nın Sahel bölgesinde defalarca gördüğümüz gibi büyük güçlerin jeopolitik hesaplarının faturasını çoğu zaman sıradan insanlar ödüyor.
İspanya’nın hem soykırımcı İsrail’e ve müttefiklerinin kumpaslarına hem de Avrupa’daki ikiyüzlü siyasal koroya karşı sergilediği kararlı duruş; sadece kendi sınırlarını değil, insanlığın ve uluslararası hukukun erozyona uğrayan haysiyetini savunma mücadelesidir.
-
Selime Hollanda'dan 6 saat önce Şikayet Etisrail var ben duyduguma gore bu Ceuta 'da ki faslilari Ispanya uzerine kiskirtan israil imis.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Ayse 7 saat önce Şikayet EtHerkesin bir hesabı vardır. O hesaplarında üstünde hesap yapan vardırBeğen Toplam 4 beğeni
-
Hasan 7 saat önce Şikayet EtSiyonistler vardır .Beğen Toplam 5 beğeni
-
21Misafir 7 saat önce Şikayet EtKaleminize sağlık.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Diyarbakırlı 8 saat önce Şikayet EtAllah,mazlumları savunan iyi niyetli insanların yardımcısı olsun,Beğen Toplam 7 beğeni