Ertuğrul Cingil
Ertuğrul Cingil
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Kapadokya’daki Peribacası Afetinin Anlattıkları

GİRİŞ 31.10.2026 GÜNCELLEME 31.10.2026 YAZARLAR

Kapadokya’da peribacasından kaya kopması nedeniyle yaşanan afet, binlerce yıllık doğal ve kültürel mirasın korunmasının yanı sıra oluşabilecek risklere karşı insan hayatının güvence altına almasının önemini acı bir şekilde hatırlatıyor.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda memleketim Göreme’den gelen acı haberi, Kapadokya’dan dönüş yolunda büyük bir üzüntüyle öğrendim.

Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği bu topraklara fırsat buldukça gider, çıktığım doğa gezilerinde bu coğrafyanın eşsiz güzelliklerine doğru yolculuk yaparım.  

Bölgedeki yoğun yağışların tetiklediği değerlendirilen afetin yaşandığı bölge de manzara izlemek için uğradığım yerlerden birisiydi.

İnsan, çocukluğunun geçtiği toprakları yalnızca tanımaz; onların sesini, kokusunu, taşını, vadisini ve hafızasını da içinde taşır. Bu nedenle yaşanan acı, benim için yalnızca  haber değil, memleketimin bağrına düşen ateş oldu.

Öncelikle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır; yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bu acı olayda kaybettiklerimizin arasında hayatlarının baharında, yeni evli meslektaşımızın ve kıymetli eşinin olması ise üzüntümüzü daha da ağırlaştırdı.

Afetin ardından başta valiliğimiz ve belediyelerimiz olmak üzere AFAD’dan UMKE’ye, jandarma ekiplerinden sağlık görevlilerimize kadar ilgili ekiplerin hızlı, fedakâr ve yoğun çabalar gösterdiğini vurgulamak gerekir.

İlgili bakanlıklarımızın ve Nevşehir Valiliği’nin koordinesinde hem bölgedeki yıkıntıların kaldırması çalışmaları hem de adli ve idari süreçlerin titizlikle yürütüldüğü bu afetten önemli dersler çıkarması gerektiği açıktır.

Ancak yaşanan afetin ardından yapılan değerlendirmelerde önemli bir hassasiyeti de gözden kaçırmamak gerekiyor. Kapadokya gibi ülkemizin dünyaya açılan en değerli doğal ve kültürel mirasını bütünüyle güvensizmiş gibi göstermek, bölgeyi haksız yere karalamak ve itibarsızlaştırmak doğru değildir.

Elbette yaşanan acının üzeri örtülmeden afet, tüm boyutlarıyla araştırılmalı, riskler bilimsel veriler ışığında değerlendirilmeli ve sorumluluklar titizlikle belirlenmelidir. Ancak doğrulanmamış bilgilerle, genelleyici ifadelerle ve sansasyonel değerlendirmelerle Kapadokya’nın uluslararası itibarına zarar verilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki Kapadokya yalnızca bir turizm destinasyonu değil; binlerce insanın yaşamını, emeğini ve geleceğini şekillendiren ortak bir değerdir.

Burada yapılması gereken, güvensizlik oluşturmak değil; gerçek riskleri doğru tespit ederek gerekli önlemleri almak ve ziyaretçilerin güvenini bilimsel, şeffaf ve kararlı bir yaklaşımla güçlendirmektir.

Kapadokya’nın Yükselen Turizm Potansiyeli

Kapadokya’nın bakmaya doyamadığımız peribacaları ve kaya şekilleri milyonlarca yıl içerisinde şekillenerek ve çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptı.

Bu eşsiz bölge, Göreme’den Uçhisar’a, Ürgüp’ten Avanos’a, Ihlara Vadisi’nden yer altı şehirlerine kadar uzanan geniş bir kültür ve doğa hazinesi barındırıyor.

Rüzgârın, yağmurun ve zamanın şekillendirdiği peribacaları, insanın doğayla kurduğu ilişkinin en etkileyici tanıklarından biri oldu.

İçerisinde derin anlamları barındıran bu doğa harikası oluşumlar, zamanla insan eliyle yerleşim mekânlarına, yer altı şehirlerine, kaya kiliselerine, güvercinliklere ve ambar gibi çeşitli yapılara dönüştü.

Vadiler boyunca yükselen bu sıra dışı oluşumlar, bugün Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü turizm simgeleri arasında yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre ülkemizin en önemli turizm vitrinlerinden biri olan Kapadokya’daki müze ve ören yerleri, 2025 yılında 4.5 milyonu aşan ziyaretçiyi ağırladı.

Son facianın yakınında gerçekleştiği Göreme Açık Hava Müzesi, tek başına yaklaşık 1.2 milyon ziyaretçiyle bölgenin en çok ilgi gören yeri oldu.

Geçmişten beri çeşitlenen aktiviteleri, balon turları, konaklama tesisleri, restoranlar ve yöresel üretimle birlikte bölge, 2.5 milyar doları aşan devasa bir turizm ekonomisine sahip.

Aynı şekilde Kapadokya, 800’ü aşan otel ve işletmeleriyle 30 binin üzerinde istihdam oluşturuyor.

Bu millî servet; otellerden restoranlara, rehberlerden balon pilotlarına, esnaftan yöresel ürün üreticilerine kadar binlerce insanın emeğine dayanıyor.

Ancak giderek büyüyen ve çeşitlenen bu potansiyel aynı zamanda sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Çünkü bu ekonominin temel sermayesi, korunması gereken doğal ve kültürel mirasın kendisidir.

Bölgedeki turizm işletmecilerinden rehberlere, esnaftan bölge insanına kadar binlerce insanın geçimi bu mirasla doğrudan bağlantılıdır.

Peribacalarındaki Risklere Karşı Erken Uyarı Sistemi

Binlerce yıllık mirasımız olan peribacalarını hem korumak hem de insanlara karşı oluşabilecek riskleri azaltmak için daha etkili önlemlerin alınması gerektiği açıktır.

Çünkü bu son faciadan önce de bölgede benzer durumlar yaşandı.

Geçen yıl eylül ayında Göreme’deki Gaferli Mahallesi’nde peribacası yıkılırken Ürgüp’teki Kadıkalesi’nde dev kaya kütleleri kopmuş ve üç ev tahliye edildi.

2024’te Uçhisar’da kaya düşmesi yaşanırken 2007’de Ürgüp’te kaya yıkılması sonucu üç kişi hayatını kaybetti.

Tüm bu yaşananlar, bölgedeki kaya yapılarının kırılganlığına ilişkin ve önlemlerin artırılmasına yönelik doğal uyarılardır.

İnsanların kullandığı ve düzenli olarak gözlemlediği kaya yapılarındaki değişimler daha erken fark edilebilirken yerleşimden biraz daha uzak alanlarda aşınma ve kopmalar sessizce ilerleyebiliyor.

Yağış, donma-çözülme, sıcaklık farklılıkları ve çatlakların zamanla genişlemesi, geniş bir coğrafyaya yayılan bu doğal mirasın bazı noktalarında ciddi riskler oluşturabiliyor.

Ülkemizin en önemli doğal zenginliklerinin korunması için yalnızca kriz anlarında refleks yeterli değildir.

Bu tür facialar, bilimsel ve teknolojik imkânlardan daha fazla yararlanılarak risklerin takibine odaklı sürdürülebilir bir  sistemin kurulmasını gerekli kılmaktadır.

Kapadokya Alan Başkanlığı, Göreme’de risk oluşturan beş peribacasında restorasyon çalışmalarını sürdürüyor. Ancak restorasyon, korumanın yalnızca bir parçasıdır.

Peribacasının etrafını saran iskelelerle, jeolojik yapıya uygun malzeme ve yöntemler kullanılarak yürütülebilen bu çalışmalar, öncelikli risk taşıyan oluşumlarda gerçekleştirilebilir.

Ancak son derece incelikli, bilimsel ve pahalı olan bu restorasyon işleminin tüm peribacalarına uygulanmasının oldukça güç olduğu da açıktır.

Bu nedenle Kapadokya’nın tamamını kapsayan dijital risk envanteri oluşturulabilir, peribacaları ve kaya oluşumlarındaki çatlaklar, yüzey aşınmaları ve deformasyonlar periyodik olarak yakından takip edilebilir.

Coğrafi bilgi sistemleri, uydu ve drone görüntüleri, üç boyutlu modelleme ve uygun noktalarda sensörlerle izleme gibi teknolojilerle desteklenen erken uyarı ve risk takip mekanizması kurulabilir.

Tehlike işaretleri ortaya çıktığında erken uyarı, geçici erişim kısıtlaması ve gerekli koruyucu müdahaleler devreye girebilir.

Böylesi bir sistem için gerekli kaynaklar Kapadokya’nın ürettiği turizm gelirlerinin bir bölümünün risk önleme ve koruma için ayrılmasıyla sağlanabilir.

Bu süreçte peribacalarından ekmeğini çıkaran bölge insanının ve ziyaretçilerinde gözlemlerini aktarabilecekleri dijital bir alt yapı oluşturulabilir. Vadileri yakından tanıyan turizmciler, rehberler ve yerel halkın gözlemleri bilimsel çalışmalarla birleştirilebilir.

Valilik, bölgede faaliyet gösteren kamu kurumları, AFAD, Kapadokya Alan Başkanlığı, üniversiteler ve uzmanlar arasında güçlü bir koordinasyon kurulabilir.

Ortak Mirası Geleceğe Taşımak

Kapadokya’da büyülü bir atmosfer oluşturan peribacaları bize bir anlamda yılların yükünü taşımakta zorlandıklarını ve doğal aşınmaya maruz kaldıkları için risklerin oluşabildiğini anlatmaya çalışıyor.

Burası yalnızca gezilip görülen bir turizm merkezi değil; yaşayan, üreten, geçmişi geleceğe taşıyan büyük bir kültür ve doğa mirası.

Peribacalarını anlamak, yalnızca kayaları değil; insan hayatını, bölgenin geleceğini ve Türkiye’nin ortak zenginliğini korumaktır.

Bir sonraki afeti beklemeden harekete geçmek ilgili kurumların ve tüm paydaşların sorumluluğudur.

Her köşesinde insanlığın ortak geçmişinden izler taşıyan Kapadokya’yı korumak için riskleri önleyici adımlar atmak, turizmi daha güvenli, sürdürülebilir ve doğayla uyumlu hâle getirmek önemlidir.

Dileğim, bu eşsiz coğrafyanın bir daha böyle acılarla anılmaması; vadilerinin, peribacalarının ve gökyüzünde süzülen balonlarının hep güven ve güzelliklerle hatırlanmasıdır.

Bunun için bilime, teknolojiye ve yerel hafızaya dayanan güçlü bir teknolojik koruma kalkanı ve risk takip sistemi oluşturmak gerekiyor.

Valilik, yerel yönetimler, üniversitelerimiz ve turizmciler gibi  çeşitli paydaşlar el ele vererek daha etkin bir takip ve müdahale mekanizmasını hayata geçirebilirler.

Çünkü güzelliğiyle eşsiz Kapadokya’nın kaya yapıları bizlere milyonlarca yıllık büyüleyici hikâyesini anlatıyor.

Hepimize düşen, bu hikâyenin yeni sayfalarını acılarla değil, korumayı başardığımız eşsiz bir mirasla yazmaya devam etmektir.

YORUMLAR 5
  • YONTMA TAŞ 11 dakika önce Şikayet Et
    Yontma taş devrindeki, kemik, sert ağaç, taştan, demirin icadından sonra 5000 yıldan fazla bşr süreçte insanlar buralarda, Sert olmayan Kolay kazılabilecek, tüf ve çamur taşlarını oyarak, Barınmışlar, Sert olsa o yıllarda buraları yapamazlardı, yumuşak oluncada Tabiat olaylarına bağlı aşınmalar var, Çatlak, kırık, tehlikeli yerler elden geçirilip Direk yıkılmalı, yıkılmasa kendisi göçer
    Cevapla
  • TABİ OLUŞUM 57 dakika önce Şikayet Et
    kapadokyadaki her manzara insan eseri ile tabiat eserinden oluşan görsel şölen, altta yumuşak yapı üstte sert kayalar var, yumuşak yapılar eridikçe çöküyor, DAYANIKLILIK TESTİ YAPILIP, TEHLİKELİLER GÖÇÜRÜLMELİ. . Teklike Önlenmeli. yıllardır bu konunun mağduru, içinde yaşayan, çözüm arayan birileri olarak yazıyoruz.
    Cevapla