Garp'ın batan güneşi
Dünya fena halde çatırdıyor…
Okyanus ötesinden estirilen tek kutuplu Amerikan rüzgârı artık dindi…
Yıllardır dünyayı kendi çiftliği sanan Batı, bugün kendi krizlerinin içinde boğuluyor!
Güç artık Atlantik’te değil; Asya’nın, Avrasya’nın kadim topraklarına doğru hızla kayıyor…
BRICS masayı büyütüyor, Şanghay Teşkilatı ağırlığını koyuyor…
Bu sadece bir ekonomi meselesi değil. Bu, açıkça Batı’nın sömürü düzenine karşı yükselen bir isyandır.
Yıllarca doları silah gibi kullandılar. İstedikleri ülkeye ayar vermeye, sınırları cetvelle çizmeye kalktılar; Ama o devir bitti...
Artık kimse Washington’ın iki dudağının arasına bakmıyor.
Doğu, kendi parasını, kendi ticaret yolunu ve kendi güvenliğini inşa ediyor.
Adaletten yoksun, ahlaktan kopuk bir emperyal nizamın iflasını canlı yayında izliyoruz.
Mazlum coğrafyalar sırtındaki o asırlık kamburu tek tek atıyor.
Peki biz bu işin neresindeyiz?
Türkiye artık öyle kenarda bekleyecek, başkalarının yazdığı oyunda figüran olacak bir ülke değil.
Ne Batı’nın garnizonuyuz ne de Doğu’ya uzaktan bakan bir köprü.
Ankara, kendi bağımsız mihverini kuruyor.
Kafkaslar’dan Orta Asya’ya, Akdeniz’den Körfez’e kadar sözümüz geçiyor…
Rüzgâr dönüyor, devran değişiyor. Yarının adil dünyasını, milli şuurundan ve imanından taviz vermeyen bu millet kuracak.