Ferhat Murat
Ferhat Murat
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Servet Yıldırım’ın itirafları ile İstanbul’un çalınan milyarları

GİRİŞ 24.02.2026 GÜNCELLEME 24.02.2026 YAZARLAR

Dün YouTube kanalımda yayınlanan çarpıcı açıklamalarla dolu bana göre nefes kesen röportajın üzerinden saatler geçti ama kulaklarımda hâlâ Servet Yıldırım’ın sesi yankılanıyor. 

İmamoğlu Suç Örgütü Yöneticisi olarak İddianame’de kendisine yer bulan Hüseyin Köksal’ın 15 yıllık şoförü, ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ iddianamesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan, tahliye edilen ve dosyada birçok önemli konunun ortaya çıkmasını sağlayan bir isim… 

Ben sordum, o anlattı…

Bir saati aşkın sürede detay detay, isim isim, rakam rakam her şeyi konuşmaya ve sormaya çalıştım. 

Röportajın en çarpıcı kısımlarından biri belki de şu cümleydi:  

“Ben Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim. Çünkü halkın parasını, kamunun parasını babasına ben götürdüm verdim. Amcasına götürdüm, amcasının oğluna götürdüm. Toplamda 10 milyon dolar da götürdüğüm olmuştur, 5 milyon dolar da.”

Yıldırım, bunları söylerken gözlerini kaçırmadı. 

Sesinde ne korku ne de zafer vardı; sadece yorgun bir öfkeyi hissettim yüzünde... 

2019 yerel seçimlerinden beri o çarkın içindeymiş. 

Seçim desteğiyle başlayan ilişki, kısa sürede torba torba nakit taşımaya dönüşmüş. 

TBMM’ye kayıtlı tahsisli (çakarlı) makam aracıyla İstanbul’un trafiğinde milyon dolarlık çantalar gezdirilmiş. 

İmamoğlu İnşaat’ta aile bireylerine teslimatlar yapılmış. 

Reklam pastası ise ayrı bir skandal zinciri. 

BVA Reklam ve Urban isimli şirketler aracılığı ile reklam mecraları üzerinden dönen ihaleler… 

Yıldırım’ın ifadesine göre, bir ihale alındığında para 30-40 gün içinde nakde çevriliyor ve yüzde 60’lık pay doğrudan İmamoğlu’na ayrılıyormuş. 

“Şirkete Ekrem İmamoğlu ortak” diyor Yıldırım. 

Yani ihale şirketi kazanıyor ama asıl kazananın payı baştan belirlenmiş.

İmamoğlu’nun çevresindeki insanlara iyilik yapar gibi görünerek çarkın içine dahil ettiğinden bahsetti.  

Olay TV’ye aktarılan 6-7 milyon euro ise bambaşka bir boyut olarak karşımıza çıkıyor.  

Kamu kaynaklarından dönüp dolaşıp İmamoğlu adına gayrimenkule çevrildiği iddiası bana göre son derece çarpıcı bir iddia idi... 

Satış iptal edilince para iade edilmiş ama izi silinmemiş.

Raffles Otel 2604 numaralı oda… 

Oda resmi olarak Servet Yıldırım’ın üzerine kiralanmış.

Röportajın belki de en karanlık bölümlerinden birisi de burası. 

Özel asansörle çıkılan 1+1 suit oda olduğunu öğrendik... 

Yerine göre ofis, yerine göre yatak odası…

Mekânı Murat Ongun, Emrah Bağdatlı, Hüseyin Köksal ve diğerleri kullanıyor. 

Yıldırım, orada dönenleri sıralıyor; eskortlar, yasaklı maddeler, nakit ödemeler, gece boyu süren toplantılar. 

“O oda İstanbul’un yönetiminin arka bahçesiydi” diyor. 

Eğer doğruysa ki öyle görünüyor, bu sadece ahlaki çöküş değil; aynı zamanda organize bir güç ve para aklama merkezi olarak kullanılmış.

Yıldırım, Çağlayan Adliyesi’ndeki koğuş sohbetlerini, avukatların dönüşümlü bir şekilde Silivri’deki villalarda kalarak tutukluların ‘Sistem’in tesis ettiği avukatların dışında görüşme yapmaması ve itirafçı olmaması için devriye atarak ‘nöbet’ tuttuğunu anlattı.

Şeytanın aklına gelemeyecek uygulamaları, 19 Mart’ın hem öncesinde hem de sonrasında hayata geçirdiklerini anlıyoruz.  

İmamoğlu’nun nezarethanede Ertan Yıldız’ın nerede olduğunu merakla sorduğunu ve çözülmesinden en çok korkulan isim olduğunu da anlatıyor. 

Aslında korkulan da oldu…

19 Mart 2025’te gerçekleşen operasyonunu bir ay önceden bilmeleri ayrı bir katman... 

Yıldırım, bu konuyu detaylandırırken adeta bir film senaryosu gibi anlatıyor: “19 Mart’ın geleceğini biliyor muydunuz?” soruma, “Biz o günü biliyorduk. Bir ay önce operasyondan, yani Şubat'ın 10’u gibi. İmamoğlu Mart’ın 19’unda operasyonu saatine kadar biliyordu.” 

Yıldırım’a göre, devletin kurumları içindeki bazı sızıntılar sayesinde operasyonun tarihi, saati bile önceden biliniyordu hatta kaçış planları bile yapılmıştı ama halledilecek denilerek vazgeçilmiş.

Burada Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı görevine getirilmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz…

Keza İçişleri’nde de…

Etkin pişmanlık sürecinde savcının tavrını da dikkat çekici bir biçimde anlattı Yıldırım…

İfadeyi alan savcı tarafından “Lütfen emin olduğunuz konuları ifadenizde dile getirin, bilmediklerinizi asla söylemeyin” denmiş. 

Yıldırım bunu “vicdanımı rahatlatmak için anlattım” diye açıklıyor. 

Hapiste notlar almış…

“9 Mart’taki duruşmada hepsini mahkemede de anlatacağım” diyor.

Şimdi İstanbul’un milyonlarca sakini için asıl soru şu: Bu paralar nereye gitti? 

Reklam ihalelerinden, kamu ihalelerinden, Boğaz’daki projelerden akan milyarlar… 

Hepsi birilerinin cebine, villasına, yurtdışı hesaplarına mı aktı? 

Halkın vergisiyle dönen bu düzen, neden hâlâ “siyasi iftira” diye savunuluyor?

Uzunca bir süredir bu ağları yazıyorum. 

Anlatmaya çalışıyorum.

Birçok gazeteci arkadaşım da aynı şekilde…

Ama bu röportaj başka…

Çünkü ilk kez içeriden biri, kendi elleriyle taşıdığı çantaları, bindiği aracı, kiraladığı otel odasını, tanık olduğu toplantıları anlatıyor. 

Ve “yaşadıklarım gerçek” diyor.

9 Mart duruşması yaklaşıyor. 

O salonda neler yaşanacak, hep birlikte okuyacak ve bizden işiteceksiniz. 

Ekrem İmamoğlu’na destek vermek için salona gelen dokunulmazlık sahibi bazı CHP milletvekillerinin çekip propaganda için yayınladığı ‘İmamoğlu’nu güzelleme’ görüntülerini de maalesef göreceksiniz.

Ancak bu röportajda mahkemede gazeteciler aracılığıyla duyma ihtimaliniz olan ancak canlı kanlı görme ihtimaliniz olmayan cümleleri olayın kahramanından dinleyip, tepkisini görme imkânı buldunuz. 

Mahkeme günü geldi çattı sayılır…

Ama o güne kadar sormaktan vazgeçmeyelim…

İstanbul’un çalındığı iddia edilen hakkını nasıl geri alacağız?

Cevabını da verelim: Devlet, yarına bırakır ama yanına bırakmaz.

Yakında büyük bir sürpriz görebiliriz…

YORUMLAR 31 TÜMÜ
  • Yeis 2 saat önce Şikayet Et
    Siyasetin finansmanı belediyeler olduğu müddetçe bu ne ilk nede son olacak. Kanun ve denetim lazim
    Cevapla
  • kgb 2 saat önce Şikayet Et
    Türkiyede ,Belediyecilik kaldırılmali ,Belediyecilik ,Rant ve vurgun sahasına dönmüş durumda ,Bu duruma devletin el koyması gerekiyor.
    Cevapla
  • mahirbecerir 9 saat önce Şikayet Et
    imamoğlunun babası , oğlu, amcası ,amcasının oğlu, kayınbiraderi ve eşi hala neden dışarıdalar.
    Cevapla
  • AKINCI 10 saat önce Şikayet Et
    Ateşin karşısında durdurulup da, “Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” dedikleri vakit (hâllerini) bir görsen! (En'am 27)
    Cevapla
  • Hasan Adıyaman 11 saat önce Şikayet Et
    Maaşından başka haram yiyen her kimse canı cehenneme gitsin,oğlu,kızı,tüm gelmiş ve geçmişlerine zıkkım olsun,mübarek gün ve gecelerdeyiz hırsızlar hayır görmesinler Amin.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle