Ferhat Murat
Ferhat Murat
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Hazır ol cenge

GİRİŞ 08.05.2026 GÜNCELLEME 08.05.2026 YAZARLAR

Hazır ol cenge eğer istiyorsan suluhu salah…

Yani barış istiyorsan savaşa hazır olacaksın.

Bu kadim düstur, esasen asırlardır milletimizin hafızasında yer etmiş bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Bugün Türkiye, Yıldırımhan ile bu gerçeği en somut şekilde teknolojik ve stratejik bir sıçramayla bir kez daha dünyaya gösterdi…

Kıtalararası balistik füze yeteneğimiz, sadece bir silah sistemi değil; Türkiye’nin caydırıcılık doktrininin zirveye çıkardı.

6 bin kilometre menzili, Mach 9’dan Mach 25’e varan hipersonik hızı, sıvı yakıtlı roket motorları ve yaklaşık 3 ton taşıma kapasitesiyle Yıldırımhan, ‘dokunulmazlık alanımızı’ kıtalar ötesi bir ölçeğe taşıyacak.

Artık kimse ‘Türkiye’yi köşeye sıkıştırırız’ diye düşünemeyecek.

Çünkü bunu düşünen olursa köşede bizi değil, kendi sonlarını bulacak.

Bu füze, Karadeniz’den Akdeniz’e, Ege’den Orta Asya’ya, hatta daha ötesine uzanan coğrafyamızda barışın en güçlü güvencesi haline geliyor.

Zira barış, ancak güçlü olanın dilinden anlaşılan bir kavramdır.

Bu başarı, tesadüf müdür?

Asla!

Tam 20 yıl önce, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ekilen tohumların filizlenip meyve verme sürecine gelmiş halidir.

Hatırlarsınız savunma sanayiinde “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” denildiğinde, “Bu işler öyle kolay değil” diyerek burun kıvıranlar çok fazlaydı.

Bugün ise SİHA’larımızdan TCG Anadolu’ya, Kaan’dan Gökdoğan’a, TAYFUN’dan şimdi de Yıldırımhan’a uzanan bir zincirin halkaları teker teker tamamlanıyor.

Bu, bir liderin vizyonu, bir milletin azmi ve mühendislerimizin aklıyla örülmüş bir destanın önemli bir parçası pozisyonunda bulunuyor.

Atatürk’ün imzasını kül tablalarına, rakı bardaklarına, kupalara, magnetlere basan zihniyet ile Yıldırımhan’ın üzerine hem Cumhuriyetimizin kurucusunun imzasını hem de Yıldırım Bayezid Han’ın tuğrasını koyan anlayış arasındaki makas farkının kıtalararası balitstik füzemizin menzili kadar açıldığının resmini de bu vesile ile bir kez daha görmüş olduk.

 

Biri taklit, diğeri mirasın aslına dönüş...

Biri ezber, diğeri ihya...

Biri korku ve teslimiyet, diğeri cesaret ve istiklal iradesi…

Yıldırım Bayezid’in Ankara’da, İstanbul’da, Niğbolu’da gösterdiği o ‘yıldırım hızı’ ve kararlılık, bugün mühendislerimizin çizim masalarında, test sahalarında ve fırlatma rampalarında yeniden can buluyor.

Yıldırımhan’ın SAHA Expo 2026’da lansmanı sonrası yabancı basın tepkileri de bu gerçeği teyit etti.

BBC, Euronews ve Al Jazeera gibi uluslararası mecralar gelişmeyi “Türkiye’nin ilk kıtalararası balistik füzesi” olarak manşetlere taşıdı ve Ankara’nın savunma sanayindeki sıçramasını detaylı olarak analiz etti.

Jerusalem Post ve İsrail televizyonları “İsrail tamamen menzil içinde, panik var” havasında yayınlar yaptı…

Yunan medyası ise “Atina’ya bir dakikada ulaşabilir” vurgusuyla endişelerini dile getirdi…

Times of India, “Monster Missile” başlığıyla Avrupa, Asya ve Afrika’yı kapsayan menzile dikkat çekti.

Batılı ve bölgesel analizler genel olarak bunu “oyun değiştirici”, “NATO güç dengesini yeniden şekillendiren” ve “Türkiye’nin stratejik özerkliğinde dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Bu gelişmeyi bazıları tedirginlik, bazıları ise Türkiye’nin yükselen gücüne saygı içeren bir üslupla haberleştirdi.

Dünya, Türkiye’nin artık ‘bölgesel oyuncu’ değil, ‘küresel caydırıcı’ olma yolunda ciddi mesafe kat ettiğini gördü.

Sadece dünya basını da değil, sonunda muhalefetimiz de gerçeği gördü…

Geç olsa da sevindirici…

Muhalefet parti liderlerinin de Saha Expo 2026 Fuarı’nı ziyaret ederek ‘ne uğruna olursa olsun’ savunma sanayiindeki bu devasa atılımdan duydukları gururu ve mutluluğu dile getirmeleri beni mutlu etti.

Artık ‘soba borusu’, ‘kalorifer peteği’, ‘vileda sapı’ seviyesindeki o utanç verici yaklaşımlar geride kalıyor galiba…

Türkiye’nin ortak gururu haline gelen bu eserlerin karşısında “Bu da mı yerli?” diye sormak yerine “Bu ne büyük iş” diyebilen samimi bir olgunluk, milletçe bizi sevindirir.

Farklı siyasi görüşlerden isimlerin aynı fuarda, aynı teknoloji karşısında aynı heyecanı yaşaması, Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki başarısının artık ‘parti meselesi’ olmaktan çıkıp, ‘millet meselesi’ haline geldiğini gösterebilir…

Elbette eleştiriler, rekabet ve farklı bakış açıları olacaktır.

Zaten demokrasi de bunu gerektirir.

Ama o eleştiriler dahi artık ‘imkânsız’ üzerinden değil, ‘daha iyisi nasıl olur’ üzerinden yapılmış olur...

Artık bu noktada temelimiz sağlam…

Türkiye, kendi silahını yapan, kendi füzesini atan, kendi uçağını uçuran bir ülke haline geldi.

Hazır ol cenge…

Çünkü ancak o zaman sulhü salah bulursun.


Yıldırımhan, işte bu hakikatin en parlak nişanesidir.

Gurur duydum…

SİLİVRİ İLETİŞİM MODELİ

İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü yargılamasında CHP, sanık avukatları ve muhalif medya arasında bir iletişim modeli uygulandığı bilgisi artık sır değil…

Bunun pazartesi günü bana karşı takınılan ‘organize’ tavırla bir kez daha tescillendiği de söylenebilir.

Katıldığım televizyon programlarında sanıkların daha mahkemede savunmalarını yapmadan ‘demiş’ gibi sosyal medyadan paylaşıldığını söylemiştim.

Muhalif medya mensuplarının sosyal medya hesaplarından birbirinin tıpkısı metinleri virgülü virgülüne, noktası noktasına paylaştığını da ifade etmiştim.

Pazartesi benim duruşma salonundan ‘olanı biteni’ aynısıyla paylaşmam oradaki planlamayı bozdu.

Sanıklar, sanık avukatları, sanık yakınları ve muhalif medya mensupları kafalarındaki yeni planı devreye almaya kalktılar.

Salondaki onlarca kişinin tamamının duruşmanın ertelenmesi haberi sonrasında doğrudan bana yönelmesi de tesadüf değildi.

Konuyu araştırdım.

Peki bu sistem ile ne hedefleniyor?

Muhalif medya dışındaki diğer muhabirlerin yazdığı haberler akşam televizyonlarda, ertesi sabah gazetelerde yayınlanmadan önce oluşturulmak istenen algıyı pompalayacak ‘manipülatif bilgiyi’ hızlıca sosyal medya ve muhalif televizyon kanallarında yayınlanması hedefleniyor.

Böylece Ekrem İmamoğlu’nu suçsuz gösterecek bölümlerin kamuoyunda geniş yer bulması amaçlanıyor.

“Dosya çöktü çöktü” söylemlerinin de zemini hazırlanıyor.

Ağ; Ankara Söğütözü’nden İstanbul Silivri’ye uzanıyor.

Bu sistemin başında da Yavuz Oğhan bulunuyor.

Oğhan koordinasyonu yapıyor, diğerleri kendi alanındaki çalışmaları…

Önceden hazırlanan günlük senaryolara göre herkes üzerine düşen rolü oynuyor.

Şaşırtıcı değil mi?

Ben artık hiçbir şeye şaşırmıyorum doğrusu…

Hele pazartesi günü “parmak salladı, kafa salladı” üzerinde tepinmelerini gördükten sonra…

Bu kadar çabayı hukuki savunmaları gerçekleştirmek için harcamış olsalar, belki kendileri adına daha faydalı olur ancak anlaşılan hukuktan ümidi kesmiş, umudu ‘algıya’ bağlamışlar…

Ferhat Murat / Haber7

YORUMLAR 2
  • Onlarda paylassin 4 saat önce Şikayet Et
    Dünyada ABD Rusya Çin Fransa ingiltere ...kendi silah sanayi urunlerinin hiçbir teknolojisini paylasmazken hatta parası ile satmazken biz İtalya Ukrayna ...ile hem ortak üretim hemde teknoloji transferi yapıyoruz İtalya aurifayter sam T Airbus vb Ukrayna jet tank gemi füze motor ve roketi teknolojisini aceba hiçbirini paylaştımi madem biz paylasiyoruz onlarda karşılik bizimle paylassin
    Cevapla
  • AĞACAN 4 saat önce Şikayet Et
    Kaleminize sağılık sayın hocam. Savunma sanayiinde ki gücü Tüm kesimin kabul etmesi ve arkasında durması sevindirici ve olması gereken biz içeride her şeyi medeni şekilde tartışırız ama dışarısı bizi Tek Yumruk şeklinde görmeli. Ve umulur ki bu Ülkemiz için yapılan her olumlu durumda aynı tepki olsun.
    Cevapla