Ferhat Murat
Ferhat Murat
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

CHP ve demokrasi

GİRİŞ 29.05.2026 GÜNCELLEME 29.05.2026 YAZARLAR

27 Mayıs Darbesi’nin sene-i devriyesi ile Özgür Özel ve ekibinin mutlak butlan kararı sonrasında CHP içindeki tartışmalar esnasında sıklıkla kullandığı ve ön plana çıkarmaya çalıştığı ‘demokrasi’ vurgusu aklıma siyasi tarihimizde ‘CHP ve demokrasi ilişkisinin’ aslında hiç de uyumlu olmadığını bir kez daha getirdi.

Bayramlık bir hatırlatma yazısı yazmak istedim.

Özgür Özel ve ekibi, mutlak butlan kararı sonrası CHP içindeki kavga kızışınca ‘demokrasi’ kelimesini adeta sihirli bir değnek gibi sallıyor.

Her konuşmada, her açıklamada ‘demokrasi’ vurgusu…

Sanki CHP, Türkiye’de demokrasinin beşiği, koruyucusu ve kutsal emanetçisiymiş gibi...

Peki tarih ne diyor?

Cumhuriyet bize ilkokuldan beri ‘halkın kendi kendini yönettiği bir sistem’ diye öğretildi.

Güzel bir tanım…

Ama Türkiye’de tatbiki hiç de öyle olmadı.

Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edildi.

Halkın kendi iradesiyle yönetmeye başladığı ilk serbest seçim ise 1950’de yapıldı.

Arada tam 27 yıl var…

Yani cumhuriyetin kuruluşundan çeyrek asır sonra…

Ve o 27 yıl, tek parti rejimiyle geçti.

CHP’nin tek başına, rakipsiz, muhalefetsiz iktidarıyla…

Terakkiperver Fırka’yı, Serbest Cumhuriyet Fırka’sını kurdurdular, sonra kapattırdılar.

Basın susturuldu, Takrir-i Sükûn Kanunu’yla muhalif sesler boğuldu, İstiklal Mahkemeleri çalıştırıldı.

‘Halk için, halka rağmen’ düsturuyla ülkeyi yönettiler.

Demokrasi değildi bu; başka bir şeydi…

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra ‘gerçek seçim’ yapılmamasının kendine göre haklı nedenleri de olabilir elbet…

Ancak 27 yıl yapılmamasının ‘haklı’ hiçbir nedeni olamaz!

1950’de halk konuştu.

Demokrat Parti ezici çoğunlukla kazandı.

Adnan Menderes başbakan oldu.

CHP sandıktan silinmişti.

Demokrasi nihayet işlemeye başlamıştı.

Ama ne kadar sürdü?

Sadece on yıl.

27 Mayıs 1960’ta tanklar sokağa çıktı.

Seçilmiş hükümet devrildi.

Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı Polatkan Yassıada’da idam edildi.

Halkın oylarıyla işbaşına gelmiş bir hükümet, halkın seçmediği bir cunta tarafından ipe götürüldü.

CHP’nin bu süreçteki rolü hâlâ tartışılır; ama darbenin hemen ardından kurulan Meclis’te CHP’nin ağırlığı ve 1961 Anayasası’ndaki ‘koruyucu’ kurumlar tesadüf değildi.

O günden beri Türkiye’de demokrasi epeyce bir süre ‘kontrollü’ oldu.

1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat post-modern darbesi…

 Her seferinde ‘rejimi koruma’ refleksi devreye girdi.

Ve bu refleksin en güçlü taşıyıcısı, tek parti mirasını sırtında taşıyan CHP oldu.

Parti, iktidarda otoriter, muhalefette ise ‘demokrasi kahramanı’ kesildi.

Esasen konjonktüre göre pozisyon değiştiren klasik bir siyasi duruştu bu…

Bugün Özgür Özel’in ‘demokrasi’ naraları da aynı geleneğin devamı gibi duruyor.

Kendi partisinde bile kurultay kararlarını mahkemeye taşıyıp ‘mutlak butlan’ tartışması yaşayan, delegenin iradesini yok sayan bir yapının lideri, dışarıya demokrasi dersi veriyor.

İçeride demokrasi kültürü olmayan bir partinin, ülkeye demokrasi vaaz etmesi ne kadar inandırıcı olabilir?

Tarih tekerrürden ibaret değil belki ama CHP’nin sicili ortada…

1923-1950 tek parti dönemi…

1961 seçilmiş başbakanın idamı…

Darbeler sonrası kurulan sistemlerde hep ‘sistemin partisi’ olma refleksi…

Demokrasi, CHP için bir ideal olmaktan ziyade, elinde kaldığında savunduğu, elinden gittiğinde hasretle andığı bir araç gibi görünüyor.

Halkın iradesi sandıktan çıktığında ‘olgunlaşmamış’ diyorlar, sandıktan kendi istedikleri çıkmadığında ‘rejim tehlikede’ diye ortalığı ayağa kaldırıyorlardı.

Şimdi yaptıkları da bundan çok farklı değil.

Bayramlık bir hatırlatma yapmak istedim…

Türkiye’de gerçek demokrasi, CHP’nin tek parti hegemonyasına rağmen, halkın 1950’de gösterdiği iradeyle başlamıştır.

Ve o iradeyi ipe götüren zihniyetin mirasçıları bugün hâlâ ‘demokrasi’ diye bağırıyorsa, bunu tarihin süzgecinden geçirmeden yutmamak gerekir.

Halkın aklı, 1950’de olduğu gibi, yine en doğru yeri buldu da 24 yıldır cumhuriyetin bize öğretildiği anlamıyla idare ediliyoruz.

Yeter ki ‘demokrasi’ kelimesini ağzına pelesenk edenler, önce kendi partilerindeki demokrasi sınavını adam akıllı bir versin.

Belkide farkında olmadan demokrasiye en büyük katkıyı yapmış olurlar.

 

YORUMLAR 2
  • Ayarcı 8 saat önce Şikayet Et
    Harika bir yazı... demokrasi ve CHP artı eksi kutup mevzusu gibi CHP'nin demokrasisi. !!!!
    Cevapla
  • A dayı 8 saat önce Şikayet Et
    Mükemmel bir hatırlatma.
    Cevapla