Ferman Karaçam
Ferman Karaçam
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Meloni’nin tespitleri ve Avrupa’nın değerleri

GİRİŞ 18.02.2026 GÜNCELLEME 18.02.2026 YAZARLAR

On sekizinci yüzyılın sonlarına doğru Fransız İhtilali ile birlikte zirveye çıkan ve nihayet on dokuzuncu yüzyılın ortalarında Charles Darwin’le birlikte ete kemiğe bürünen “Batılı Dünya Görüşü”nün ruhlarda meydana getirdiği çürüme, nihayet iki yüzyıl sonra, kilise mahzenlerinden, Epstein gibilerin özel adalarından, malikanelerden ve gecekondulardan sokaklara taşmaya başladı.

Dinden; dolayısıyla ahlaktan, ruhtan, edepten, toplumsal yaşantının kural ve kaidelerinden arındırılan Batılı insan, Darwin’in bireysel ve ferdiyetçi anlayışında yükseleceğini sanıyordu.
 

Sanrısı doğru da çıktı bu insanın.

İnsan yükseldi, aya çıktı, galaksileri dolaştı, yeni uydular keşfetti.

Ne var ki tek parça çıkamadı.

Ruhunu, gerçek vicdanını ve yüreğini yerlerde bırakarak çıktı.

Ve bu parçalanış ne yazık ki, tüm insanlığı içine alarak gerçekleşti.
 

Elbette Türkiye de bu parçalanmanın dışında kalamadı.

Son zamanlarda İçişleri Bakanlığının üst üste yaptığı uyuşturucuyu yetiştiren, kullanan, torbacı tabir edilen ve ticaretini yapanlara karşı uyguladığı baskınları görüyorsunuz.

Baskınlar ve yakalamalar sırasında, bu pis belanın ne denli büyük olduğunu da üzülerek hep birlikte izliyoruz.

Amerika ve Avrupa’da uyuşturucuyla gelen gencecik ölümlerin, acıyla kıvranmaların ve kokuşmanın sokaklara taştığı görüntüler içimizi yakıp kavururken, bu çürümenin bizim ülkemize yöneldiğini görmek de insanı kahrediyor.
 

Fransız İhtilali’nin 18. yüzyıldan beri insanlığa getirdiği dinden, imandan, ahlaktan, mukayeseden, empatiden, erdemden, sevgiden kopuk bu “karanlık” hayat tarzı, geleceğimiz olan yavrularımızın avuçlarının içinde bir zehirli lağım olarak gürül gürül akıyor.

İstatistikler bu gerçeği gözler önüne seriyor.

Özellikle Amerika’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde durumun giderek bir faciaya dönüştüğünü görüyoruz.

Aklın ahlaktan, ruhtan ve gerçek vicdandan koparılmasının bedeli insanlık için çok ağır olmuştur.
 

BİLİM DİNDEN ve AHLAKTAN KOPARILINCA İNSAN BUNALIMA GİRDİ

Darwin, insan duygularının algılayamadığı her şeyi temelden inkâr eden bir görüş ortaya koydu.

Dolayısıyla o, elle tutulan ya da gözün görebildiği, ilmi verilerle erişilen bir felsefeyi benimsedi.

Bu felsefe Amerika’da ve Avrupa’da kapitalizmin, pragmatizmin ve Freud anlayışının, doğuda da Marksizmin doğmasına sebep oldu.

Elbette detaylarında birtakım farklılıklar olmasına rağmen Rusya dahil Batı dünyasının temeli, kökü, söz konusu felsefeden ve Helenist mitolojideki efsanelerin fantezilerinden meydana gelmiştir.

Üç aşağı beş yukarı adına “Batı” dediğimiz dünyanın kültürü de, teknolojisi de, bilimi de ve bugün ortaya koyduğu sosyal hayatı, hukuki ve ahlaki kökü de buradan neşet etmiştir.
 

Ve ne yazık ki 1789 Fransız İhtilali’nden, yani 18. yüzyılın sonlarından itibaren, ülkemiz, İslam dünyası ve diğer tüm dünyanın sosyal hayatı, ahlak yapısı bu medeniyetin muhtelif varyantlarından payını almıştır ve almaktadır.

Ekonomik, teknolojik, bilimsel ve askeri olarak da bütün bir dünyada, sözünü ettiğimiz bu Batı Dünyasının hükmü geçmektedir.

Bugün yaşadığımız sosyal hayat, Batı tarzı bir hayattır.

Ahlaki değerler de Batının ahlaki değerleridir.

Bugün uyguladığımız ekonomik yapı Batı kaynaklı bir ekonomik yapıdır.

Bugün biz dahil hemen hemen tüm dünyadaki ahlaki formlar Batı medeniyetinin ahlaki formlarından teşekkül etmiştir.

Merhum Rasim Özdenören ağabeyinin dediği gibi, “İçine Coca Cola girdikten sonra artık, Çin de, Batının değerlerine tabiidir.”

İslam’ın, İslam Medeniyetinin ya da başka bir medeniyetin günümüz dünyasında yaşanmasına izin verilmez.

Dolayısıyla belki bugün, Türkiye'de ve benzeri ülkelerde İslam’dan fert olarak ve formel olarak söz edebiliriz fakat bu formel ve kişisel yapıyı koruyup onu devletleştirecek ve hayata geçirecek güçlü bir İslam medeniyetinden söz edemeyiz.

Batının güçlü ekonomik ve askeri yapısı buna müsaade etmez ve etmiyor.

Bu durumda günümüzde İslam’ın ahlak anlayışı, sosyal ve siyasal anlayışı diye bir şeyden de bahsedilemez.

 

MELONİ DOĞRU SÖYLÜYOR FAKAT EKSİK SÖYLÜYOR

Türkiye’de ve diğer tüm İslam ülkelerinde İslam, fertten topluma, toplumdan devlete ve devletten ekonomik, sosyal, siyasal, hukuki, askeri ve ahlaki hayata sirayet edemez, buna müsaade edilmez.

En azından şu anda müsaade edilmiyor.

İleride İnşallah bu durum değişecek, yeniden Osmanlı gibi İslam Medeniyetinin hamisi bir büyük güç ortaya çıkacak ve işte o zaman İslam’ın kendisinden, külli varlığından söz edebileceğiz.

Bu sebeple günümüzün sosyal hayatı, hukuk sistemi ve ahlâk anlayışı tamamen Batı merkezlidir, Batı kaynaklıdır, Batı kökenlidir.

Adının başına “Türk” kelimesi konulan yani “Türk Medeni Kanunu” gibi kanunların tümü de Batıdan alınmıştır.

Haklı olarak geçenlerde İtalya Başbakanı Giorgia Meloni demişti ki:

“Avrupa; medeniyetimizin temel değerleri ile bağdaşmayan bir İslamlaşma sürecine doğru sürükleniyor.

İslam kültürü ile Avrupa değerleri arasında bir anlaşmazlık var.”

Meloni’nin bu tespiti doğrudur.
 

Meloni hakikati söylüyor ama eksik söylüyor.

Meloni, bu gerçeği bu kadar açık bir biçimde tüm dünyanın önünde ortaya koyarken ve Batılı ülkelerin dikkatini çekerken şu gerçeği de itiraf etmesi gerekmez miydi?

Ve şöyle söylemesi beklenmez miydi: “Bugün Epstein’in özel adasından, kiliselerin mahzenlerinden ortaya saçılan çocuk taciz ve tecavüzlerinin sebebi de Avrupa değerlerinin mahsulüdür.

Bizim Avrupa medeniyetimizin ortaya koyduğu ahlak sistemi budur.

Bu ahlak sistemimiz; caddelerimizde ve sokaklarımızda kıvrana kıvrana ölen insanlarımızın kullandığı uyuşturucuyu üretmiştir.

Bu ahlak sistemimiz; ürettiğimiz silahları satmak için çıkardığımız savaşlarda, yetim ve öksüz kalan çocukları çalıp, kaçırarak taciz ettiğimiz ve kanlarını akıtarak yamyamlar gibi etlerini yediğimiz bir sonucu doğurmuştur.

İslam’ın bütün bunlarda hiçbir dahli yoktur.

Çünkü onun sadece adı vardır ama kendisi ve ahlak sistemi yoktur.

Çünkü biz, onun değerlerini koruyup kollayan Osmanlıyı yıktık, parçaladık ve aramızda paylaştık.”
 

Meloni eğer dürüst olsaydı böyle bir itirafı dile getirecekti.

Ama getirmedi, getiremedi.

Fakat son olarak Avrupa değerlerinin Türkiye ve dünyadaki ateşli savunucularına ve Avrupa Medeniyetinin cici kızı Meloni’ye benim de birkaç sözüm var:

Kokuşmuş, çürümüş, insan aklını ve bebek bedenlerini iğfal etmiş; zevki, şehveti, hırsı ve silahı put edinerek tapınmış ve hayat tarzı edinmiş katran karası medeniyet değerlerinizin tünelinden çıkış başladı.

Hamdolsun ışık görüldü.

Tüm pisliğiniz ortalığa saçıldı.

Ve artık bu dünya eskisi gibi olmayacak.

Demiştim ki dünya, Gazze’den önce ve Gazze’den sonra olarak anılacak.

Bu konuda ısrarlıyım.

Ve madem ki tarih tekerrür edecek; Türkiye, o kutlu kervanı Suriye’den yola çıkardı.

Gören gözler için gerisi gelecek İnşallah.

 

 

Ferman Karaçam

YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam

Twitter : twitter.com/fermankaracam

Instagram : instagram.com/fermankaracam

Facebook : facebook.com/karacamferman

E-mail : fermankaracam@gmail.com

Web Sitesi : fermankaracam.com

 

YORUMLAR 16 TÜMÜ
  • enver 7 saat önce Şikayet Et
    hadi bismillah...
    Cevapla
  • SAKARYALI 14 saat önce Şikayet Et
    COK GUZEL YAZI ve tespitler TESEKKUR EDERIM
    Cevapla
  • 61KENARABENİ 14 saat önce Şikayet Et
    Bence bu makaleyi İtalyanca yazıp a posta ile Meloniye gönderin.
    Cevapla
  • Abdulbaki Yesil 14 saat önce Şikayet Et
    Allah cc yar ve yardımcımız olsun inşallah. Sadece Gazze den önce Gazze den sonra yerine bence 15 temmuzdan önce 15 temmuz dan sonra desek daha iyi olur.
    Cevapla
  • Abbas 14 saat önce Şikayet Et
    Malesef Türkiye deki sosyal yapı da yavru abd gibi bir şekle büründü. Dönüş nasıl olur bilemiyorum
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle