Bugün Ramazan Bayramımızın Son Günü
Çok şükür Yüce Rabbimiz bizi, Kur’an ayı Ramazana, Kadir gecesine ve Bayramımıza ulaştırdı.
İnşallah aklımızın, yüreğimizin ve tertemiz vicdanlarımızın rehberi olan Kur’an hatırına günahlarımızdan arınmışızdır.
Ümidimiz budur.
Dileğimiz budur.
Çağımızın en büyük bilgesi Şairi ve âlimi Sezai Karakoç
Gelişin Bir Bayramdır.
Giderken de Bayram Bırakarak Gidersin, der.
Ramazan ayının bittiğini bundan daha güzel, daha anlamlı ve anlaşılır bildiren bir “özlü söz” var mı, doğrusu ben, bilmiyorum.
Ve şöyle devam ediyor merhum Karakoç: Ramazan ayı beraberinde getirdiği oruç, sahur ve iftarla ruhu inşa ederken , giderken de giderken de müminlere “Bayram”ı bir hediye olarak bırakır…
Orucu ve bayramı insanın kendi ruhunu cilalaması, dünyevi olandan sıyrılıp, “İnsan-ı Kamil” olma yolunda bir arayış olarak tanımlar.
Ayrıca Karakoç, kardeşlik bağlarının, komşuluk ilişkilerinin, kırgınlıkların onarılması ve paylaşmanın yaşanması gereken bir “şölen” olarak görür.
Bayram davulu bazı yerlerde var, bazı yerlerde de çok şükür hala varlığını sürdürüyor .
Ayrıca yine her şehrimizde ve beldemizde çoluk çocuk da sevincinden sokaklara dökülüp zıplayıp durmuyor.
Sokaklar deyince aklıma geldi: İstiklal şairimiz merhum Mehmet Akif de Bayram başlıklı şiirinde çoluk çocuğun eğlence için sokaklara döküldüğünü anlatır:
“ Âfak bütün hande, cihan başka cihandır;
Bayram ne kadar hoş, ne şetaretli zamandır!
Bayramda güler çehre-i ma’sûm-i sabavet
Ümmid çocuk sûreti safında iyandır.”
Şiir uzun, özellikle, yeni nesil dediğimiz Z kuşağımız kelimeleri anlamakta zorlanacağı için daha fazla alıntılamayacağım, fakat edibimizin bayramın şevkinden, neşesinden , huzurundan, mutluluğundan bahsedilen şiirinin şu kısmını da paylaşmadan edemedim:
“ Gelin de bayramı Fatih de seyredin, zira
Hayale, hatıra sığmaz o herc ü merc-i safa
Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan
Tutun da, tâ dedemiz demlerinden
Memed Akif Ersoy, belki de orada uzun yıllar oturduğundan olacak, İstanbul’un Fatih semtinde yaşanan bayramların huzur ve neşesinden söz ederken, Yahya Kemal de yine İstanbul’un Süleymaniye’sindeki bayramından dem vurmaktadır:
“ Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.
(.......)
Tanrının mâbedi her bir taraftan doluyor,
Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.”
Yahya Kemal’in Şiiri de uzunca devam ediyor.
Şu son günlerde daha bir iyice anlaşılıyor ki, “Kendi Gök Kubbemiz” sözcüğü ne büyük anlam taşırmış meğer.
Ecdadımız gerçekten bu medeniyetin canı avucunun içinde yaşayan fanileriymiş, bunu insan, zamanı gelince daha iyi anlıyor.
Rahmet olsun erdemli, samimi ve fedakar ecdadımıza.
Hamdolsun bayramlarımız da devam ediyor.
Yahya Kemal’in mekanla bayramın birleşmesini tarihleştirdiği gibi Sezai Karakoç da bunu doğruluyor ve diyor ki: “ ..Ramazan Bayramı yılın bayramıdır, Kurban Bayramı tarihin bayramı.
Oruçta müslüman, tabiatla hesaplaşmasını yapar.
Kurban Bayramı ise, tarihi yaşamanın yemişidir.
Ve bu iki bayramla, müslüman, tarihi yüklenmiş ve tabiatı yenmiş olarak Yaratıcının karşısına çıkmış olacaktır.
İnsan karşısında tabiatla tarih birbirini nasıl tamamlarsa, bu iki bayram da birbirlerini tamamlar, bütünler. “
On iki dörtlükten oluşan şiir de yaşayan en değerli Hadis âlimi Profesörlerimizden İsmail Lütfi Çakan’a ait.
Hocamız, tüm ümmet için bu bayramımızın da son derece buruk geçtiğine dikkat çeken Bayram adlı şiiri 20 Mart 2026, saat, 16:00’da yani bayram günü yazıldı.
Şöyle de diyebilirim: buğusu üstünde sıcacık bir ekmek gibi bir şiir.
Ama hepimizi düşündürecek mısralara dikkatinizi çekerim.
Aynı zamanda bu şiir ilk kez burada yayımlanıyor.
Hocamızın yakında çıkacak olan Süpha-i Lütfi isimli kitabında yer alacaktır
Mümine “Ödül günü”
Hatırlatır düğünü
Bayramdır denilince
Kopar evde gürültü
Eskiden tatlı gibiydi
Şimdilerde değişti
Küçükler büyüyünce
Büyükler cüceleşti
Dini dert etmeyenler
Bayramı ne etsinler
Onlar için önemli
Ne içsin ne yesinler
Oldum olası bayram
Gurbet havası devran
Pek anlamlı bir kelam
Deliye her gün bayram
Bayram gelmiş neyime
Küfran kokar nimete
Lakin vardır bir yanı
Gerçek gibi yine de
Sözüm geçmez nefsime
Ağlıyorum kendime
Gariplik çöktü yine
Eyvah, yetim ümmete
Namaz yasak Küdüs’te
Ezan sesi çok yerde
Ümmetin turistleri
Tekbir alır Ka’be’de
Gözyaşları Gazze’de
Dönüşerken sellere
Sırası mı parayı
Kaptırmanın ellere?
Büyük görev ümmete
Dur demek tüm zevklere
Öncelik vermek gerek
Açlıktan ölenlere
Fırsat olur gezmeye
Umrelere gitmeye
Bayram yoksa Küdüs’te
Bütün vebal ümmete
Avuç açıp göklere
Diyelim hep birlikte
Öncelik bilinci ver
Şu şaşırmış ümmete
Durum böyle giderse
Düşman girer Harem’e
Kim kime ne verecek
Kara petrol biterse
İbrahim Günaydın, Ramazan Bayramı adını verdiği üç dörtlükten meydana gelen şiirinin ilk iki dörtlüğünü buraya aldım.
Günaydın, Ramazan’ın Kur’an ay olduğuna vurgu yaparak şöyle başlıyor şiirine:
Şehr-i sıyam, şehr-i Kur’an ne hoştu, Geldi de müminler ma’bede koştu, Kullar teravihle, orucla coştu, Şimdi bayram geldi, mübarek olsun.
Geldi, gitti on bir ayın sultanı, Şükür olsun güzel geçti her anı, Oruç tuttuk, hatmeyledik Kur’an’ı, Fıtır bayramınız mübarek olsun.
Aşağıdaki dörtlük şiir de 15 Haziran 2018’de, bir cuma gününe rastlayan bayramdan bahsetmiş.
Çok ilginç bir şekilde 20 Mart 2026’da da bu Bayram cuma gününe denk geldi.
Bu güzel rastlantılara ne diyorduk, tevafuk mu?
Yine bir cuma gününe tevafuk eden bu ramazan bayramı yazımızı Salih Tuğlu kardeşimizin bu nefis dörtlüğü ile noktalayalım.
Orucun kapısını huşuyla çaldık, şükür. İrade havuzunda otuz gün kaldık şükür. Nefisle olan savaş, zaferle noktalandı, Cuma günü bayrama vizeyi aldık şükür.
Evet her ne kadar değişip dönüşse de hamdolsun, bayramlarımız devam ediyor.
Yine Sezai Karakoç’un dediği gibi:
“ Kimse bu hayatı değiştiremez.
Bu hayatı müslümanlara bağışlayan Allah’tır (cc).
Bayram O’nun bayramıdır.”
Kul bula O sultanı, Bayram o Bayram ola.
Hepimizin, Erzurumlu mübarek Efe Hazretlerinin kastettiği o eşsiz bayramı yaşamamız dileklerimle...
Bir de şu gerçeği, bu mübarek günler dolayısıyla söylemeden edemiyorum: Bakınız dostlarım, Türkiye’nin dört bir yanı ateşten, alevden geçilmiyor. Bu durumda bile Hamdolsun bir tek vatandaşımızın burnu bile kanamadı.
Nankör olmayalım.
Önce biz, bunun için Rabbimize hamd edelim, şükredelim.
Sonra da bu ülkeyi yönetenlere teşekkür edelim.
Şükür ve teşekkür nimeti arttırır, nankörlük bitirir.
Allah ülkemizi ve Ümmeti Muhammed’i korusun ve kollasın.
Hayırlı Bayramlar….
Ferman Karaçam
YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter : twitter.com/fermankaracam
Instagram : instagram.com/fermankaracam
Facebook : facebook.com/karacamferman
E-mail : fermankaracam@gmail.com
Web Sitesi : fermankaracam.com
-
Orhan 12 saat önce Şikayet EtBu güzel yazı için gönülden teşekkür ederiz. Ahirette O Sultan'la olasınız.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Ahmet Yüksel 13 saat önce Şikayet EtHayırlı bayramlar.Beğen Toplam 5 beğeni