Başkan Erdoğan: “Nüfus İçin Teyakkuz Halindeyiz”.
Evet Teyakkuz Halinde olmak gerekiyor.
Bana kalırsa da bu konu “Milli Güvenlik Sorunu”.
Tarihsel olarak öylesine “ilginç” bir dönemi yaşıyoruz ki, eğer, her birimiz fert fert sorumluluk bilinci ile hareket etmezsek, vebalimiz çok büyük olacaktır.
Bu konuyu uzun bir zamandır, sürekli gündeme getiriyorum.
Çünkü, dünya giderek “küçülüyor”.
Dünya küçüldükçe biz de, özellikle, sosyal bakımdan Batının yani, “sistemin” ardından sürükleniyoruz.
Dünya sisteminin dışında kalmak emek istiyor; ekonomik güç, silah gücü fedakarlık, direnç ve en önemlisi de her türlü zorluğa katlanacak imanlı ve inançlı bir toplum istiyor.
Bütün bunlar bizde var mı?
Bu konu çok su götürür, girmeyelim..!
Sistemin sahipleri panik halindeler, zira yaşlanıyorlar.
Gelin istatistiklerle konuşalım:
Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Para Fonu 2025 verilerini kullanarak GSYİH’ye göre ülkelerin yaşlılık oranını çıkarmış.
Biz bunlardan ilk on tanesini sıralayalım:
İlk sırada Japonlar geliyor.
Japonya’da 65 yaş üzeri olanların toplam nüfusa oranı %30 olmuş.
İkinci sırada İtalya var, onların nüfusunun da %25’i, 65 yaşın üzerinde.
Üçüncü sırada %24 ile Almanya var.
Dördüncü sırada %23 ile Fransa ve Danimarka geliyor.
Beşinci sırada %22 ile İspanya.
Altıncı sırada %21 ile Hollanda, Polonya, Belçika, Avusturya ve İsveç var.
Yedinci sırada %20 ile Kanada, İsviçre, G.Kore, İngiltere geliyor.
Sekizinci sırada %18 ile ABD, Rusya ve Avusturalya var.
Dokuzda %16 ile Tayland ve İrlanda var.
Onuncu sırada %15 ile Çin geliyor.
Bunlar sistemin asıl sahipleri.
Bu ülkelerde kadınların iş gücüne katılma oranı % 40 ile %65 arasında değişiyor.
Peki Türkiye’nin toplam nüfusa oranla 65 yaş üzeri yaşlısı yüzde kaç?
Türkiye’nin de %11.
KADININ İŞ GÜCÜNE KATILMA ORANI ARTTIKÇA YAŞLANIYORUZ
Bu oranın düşük olması bizi yanıltmasın.
Çünkü, Türkiye’de yaşlı nüfus çok hızlı artıyor.
Mesela TÜİK’in verilerine göre 01 Temmuz 2024’de, 65 yaş üzeri kişi sayısı 8 milyon 918 bin 185 iken, bir yıl sonra 01 Temmuz 2025 yılında 9 milyon 437 bin 373 oldu. Bu sayı da %11’in üzerine tekabül ediyor
Ayrıca yine Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı sonu verilerine göre, Türkiye'de boşanmış kişi sayısı 3 milyon 567 bin 484'e ulaştı.
Bu rakam, yetişkin nüfusun yüzde 5,20'sini oluşturdu.
İsteyen, istediği kadar beni eleştirebilir ama ben, ısrar ediyorum: Kadınlar iş gücüne katıldıkça daha az çocuk yapıyorlar.
Yani Türkçesi; çalışan kadın ya hiç çocuk yapmıyor ya da en çok bir çocuk yaparak Türkiye’nin yaşlanmasına, tıpkı Batılı ülkelerde olduğu gibi direkt sebep oluyor.
Haklı olarak çalışan kadın sadece dışarıda değil, içeride de çalışıyor.
Bunca ağır yük altına giren kadın da çocuk yapmak istemiyor.
Türkiye yıllardır ısrarla teklif ettiğimiz “Ev Kadınlarına Emeklilik Hakkı” konusunu eninde sonunda uygulamak zorunda kalacaktır.
Bu konu zaten bir MHP Milletvekili tarafından TBMM’ye teklif olarak sunuldu. Ancak bu teklifin de detaylarında, özellikle kreşlerle ilgili kısmında eleştirilecek çok yönleri vardır, bu haliyle yasalaşması ülkemiz yararına değildir.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan diyor ki: "Nüfusun ve aile yapısının korunması için iktidar olarak teyakkuz halindeyiz.
Bunu koruyacağız.
Bunu korumak için atacağımız çok çok ciddi adımlar var.
Aile meselesi satır aralarına sıkıştırılacak kadar basit bir mesele değil. Bizim aile meselesini özellikle bu yılın önemli bir başlığı olarak öne çıkartmamızın sebebi bu.
Bizim medeniyetimizde aile, toplumun çekirdeği ve bu çekirdeği bizim asla kaybetmememiz lazım.
Buna yönelik olarak veriler özellikle de alarm durumuna geçmemiz gerektiğini gösteriyor”.
Bu konuda Erdoğan Suudi Arabistan ve Rusya örneklerini de vererek, onların çalışmalarını kısaca sıraladı.
Bu tespitlere harfiyen katılıyoruz.
TÜRKİYEDE DE ÇALIŞAN KADIN ARTTIKÇA NÜFUSUMUZ AZALIYOR
Ancak önceleri “Güçlü Kadın”, daha sonraları da “Güçlü Aile” mottosu ile çalışmalarını sürdüren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlarının, bu tespitleri benimsediğini söylemek çok zor.
Çünkü bu hanımefendilerin hepsi de kadın çalışma oranını yükselterek, Kreşlerin arttırılmasından söz ediyor.
Hele hele son Bakanımız Mahinur Hanımefendi Kreşlerin 81 ile yaygınlaştırılacağını söylüyor.
Bu politikalar bizi Avrupa’dan daha hızlı yaşlandıracak ve genç nüfusumuz kısa sürede eriyecek.
Yine İstatistiklere başvuralım: Kreşe başvuru, OECD verilerine göre Batı ve Kuzey Avrupa'da refah seviyesinin ve eğitim düzeyinin yüksek olduğu Benelüks ülkeleri Hollanda, Belçika ve Lüksemburg'da bu oran ortalama yüzde 55 seviyesinde.
Sadece Belçika ve Hollanda’da ise kreşe başvurma oranı %60’ın üzerindeymiş.
Danimarka, İzlanda, Norveç ve İsveç gibi İskandinav ülkelerinde yüzde 50'den daha fazla olduğu not edilmiş.
Bu verilerin sonucu aynı zamanda bize şu iki şeyi söylüyor:
Birincisi: Bu ülkelerde kadınların iş gücüne katılma oranı çok yüksek.
İkincisi: Yine bu ülkelerde aynı paralelde yaşlanma oranı da yüksek.
Yukarıda da dile getirdiğimiz gibi, Türkiye’de de bu paralellik değişmiyor, biz de sistemin sahipleri olan Batılı ülkelerinin peşinden sürüklenerek gidiyoruz ve nüfusumuz azalıyor.
Bu sebeple çocuklarımızı; bir marksist ideoloji uygulaması olan soğuk, yabani ve merhametten uzak olan kreşleri artırmak yerine annelerin kokuları, şefkati, merhameti, diğerkamlığı ve fedakarlığına emanet etmeliyiz.
Kız çocuklarımızı yarın anne olacakları şekilde yetiştirmeliyiz.
Toplumun çekirdeği olan aile yuvasını ayakta tutan Anneleri ise koruyup, kollayacak şekilde maddi ve manevi bakımdan desteklemeliyiz.
Zaman hızla geçiyor, nüfus azalıyor ve yaşlanıyoruz.
Bu gidişi tersine çevirmek elimizde; yaklaşık 60 kalem olan Sosyal Yardımları yeniden planlayıp, Ev İşlerini milli ekonomiyi destekleyen “işler” olarak kabul edip, Ev Kadınlarına emeklilik hakkı üzerinde çalışmalıyız.
Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.
Ferman Karaçam / Haber 7
-
Kasım Demir 2 saat önce Şikayet EtAllah razı olsun üstadım. Temenni ve fikirlerinize tamamen katılıyorum. Çalışan kadın çocuk büyütemez. Hem kadını çalıştır,hem de ondan çocuk büyütmesini iste. Olacak iş değil. Çocuk bir senede mi büyüyor. Çalışan kadın yerine onun eşine okkalı bir zam yapın. Çalışan kadının kocasına da bazı tazminatları vermeyen. Bak o zaman annelik nasıl olurmuş. Tabi para kafalılar ne desen ikna olmazBeğen
-
Emine 3 saat önce Şikayet EtNiye sadece ev kadınlarına para vermeyi düşünüyoruz çalışan kadın çocuk istese de bakımında zorlanıyor, destek verelim kolaylaştıralım, onlar da annelik güzelliğini yaşayabilsinler, sanıyor musunuz ki kadınlar çalişmak istıyor, geçim kolay değil erkek tek başına eve bakamıyor, ben çalişan bir kadınımci mecburen çalışıyorum. İki çocuk var inanın ihtiyaç odaklı olmamıza rağmen durum hiçBeğen
-
Ben de haklıyım 9 saat önce Şikayet Et"Türkiye yıllardır ısrarla teklif ettiğimiz “Ev Kadınlarına Emeklilik Hakkı” konusunu eninde sonunda uygulamak zorunda kalacaktır." Bu cümlenin altı çizilmeli. Tek yol budur. Kızlarımız sokaklarda üç beş kuruş kazanmak için iş aramak yerine evlerinde çocuk büyüttüklerinde de değerli olduğunu bilmeli ve bu şekilde devletten destek alarak emekli de olabilmelidir.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Misafir 10 saat önce Şikayet Etİmam hatipte okuyan kızıma öğretmeni sürekli babanız,kocanız size bakmak zorunda değil sadece çocuğuna bakar siz çalışıp kendinize bakmak zorundasınız diyor bu sadece bir örnek,ben de baştan İslama göre kadının durumunu anlatıp çocuğumun zihnini temizliyorum ,kadının yeri yuvasıdır baba ve eşin görevi de onun ihtiyaçlarını gidermektir bu böyle olunca boşanma azalır çocuk sayısı artarBeğen Toplam 2 beğeni
-
Namık YILMAZ 11 saat önce Şikayet Et4. çocukta araba alımına 0 ÖTV olursa nüfusta patlama olur.Bir sürü işe yaramayacak önlemler yerine tek önlem..Bütün sorunu çözer..Beğen Toplam 3 beğeni