Raşit Küçük Hoca ile hayat hikayesini konuştuk - 55
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
ERBAKAN HOCA 1968’de GENÇLİK HAREKETİNİ BAŞLATTI, 1969’da BAĞIMSIZ ADAYLIĞI KAZANDI, 1970’te de PARTİLEŞMEYİ BAŞLATMIŞTIR
FK: Hocam izninizle sizin bizzat yaşadığınız bir başka konuya geçmek istiyorum.
Zira konu çok fazla bilinmiyor, bilenlerin de bir kısmı, diğer bir kısmına göre yanlış hatırlıyorlar.
Milli Nizam Partisinin kuruluşu.
Bu konuda neler hatırlıyorsunuz?
RK: Evet, Milli Nizam Partisinin kurulması hadisesi bana göre önemli bir hadisedir.
Belki ilk defa inanan kesim bilinçli olarak herhangi bir vesayet merciinden izin almadan, bir parti kurmaya kalktı.
Daha önce Mustafa Kemal zamanında oluşan muhalif hareketler hep onun isteği ve arzusu ile olmuştur.
Daha doğrusu insanları devşirmek, “Bakalım ne kadar var bunlar” gibi görmek maksadını taşıyan şeyler gibi geliyor bana.
Bunları Berktay Hoca daha iyi anlatıyor, o bilir.
Ben bu hareketi hiçbir zaman öyle görmedim.
Çünkü hep bizlerle konuşularak, Konya'da, Ankara’da istişareler yapılarak karar verildi buna.
Erbakan seçimi kazandığında, büyük bir konvoyla Konya’dan Ankara’ya götürdük onu.
DEMİREL ÖYLE İSE HİÇ BİRİNİZ ANKARA’YA GELMEYİN DEDİ
FK: Bu olaya Süleyman Demirel fena kızmıştır..!
RK; Tabi, tabi bu konuda unutmadığım şudur; ben duymadım ama duyuldu, seçim günü akşamı Demirel, Faruk Sükan’ı arayıp “Sonuç ne oldu Faruk?” diye soruyor.
Faruk Sükan da “Maalesef kazandı efendim” diyor.
Bunun üzerine Demirel çok kızıyor “Madem kazandı, o zaman hiçbiriniz Ankara’ya gelmeyin, lazım değilsiniz” diyor.
Erbakan’ın bağımsız adaylığını çok yüksek bir oyla kazanmasından sonra partileşmenin bir zaman gelip kaçınılmaz olması normal bir gelişmedir.
Bunun sebeplerinden biri de şudur: Demokrat Parti içinde İslami hassasiyeti olan sayısal olarak az da olsa insanlar vardı.
Adalet Partisi’nin içinde de vardı.
Daha az sayıda ve kendilerini çok öne çıkarmasalar da Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde de bu milletin inançlılarından birtakım insanlar vardı. Mesela Şevket Raşit Hatipoğlu örneğini görmüştüm.
Tek parti döneminde zaten var; Şerafettin Yaltkaya, Mehmet Vehbi gibi insanlar var.
Erbakan da bunu bir sporcunun spor sahasında tam pas gelmişken kafayla gol atması gibi zamanında başlattı.
1968 gibi gençlik hareketinden sonra 1969 yılında bağımsız aday olup, 1970 yılında da Milli Nizam Partisi’ni kurarak bu işi başlatmış oldu.
Özellikle Fransa başta olmak üzere dünyadaki gelişmeler de buna uygundu.
ASLINDA MİLLİ NİZAM PARTİSİNİN TEMELİ KONYA’DA ATILMIŞTIR
FK: Anlaşılan Erbakan Hoca parti meselesini çok önceden kafasına koymuş ve adım, adım tüm engelleri aşarak hedefine yürüyor.
RK: Orası öyle, ayrıca, bizim de toplum olarak bu konularda biraz daha kendimize çeki düzen vermemizi ve kendimizi öne çıkarmamızı sağladı ve siyasetin inanan insanlar tarafından da aynı zamanda ahlaklı bir biçimde ve dürüstçe yapılabileceğini de ortaya koydu.
Gelişimi kolay olmadı, semeresi de uzun seneler sonra tam olarak kendini ortaya koydu.
Neticede Erbakan Hoca’nın gayreti, ısrarı, bitmez tükenmez enerjisi ile sonunda bağımsız aday olarak Konya’dan kazınınca partileşme düşüncesi de kendiliğinden gelişti.
Böylece “Parti kurmalıyız” fikri ilk defa Konya’da Ömer Çoktosun ve Tayyar Çoktosunların evlerinin üst katında yapılan bir toplantıda konuşulmuştur.
Orada en genç adam bendim.
Herkese bu konudaki düşüncesi soruldu, “Kurulsun mu?” diye. Herkes konuştu sonra, “Sen ne diyorsun?” dediler. Gençlik heyecanı da var, çalışıp yorulmuşluğun etkisi de var, “Elbette kurulmalı, başka ne olabilir?” dedim ben de.
(Devam Edecek)
Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com