Ferman Karaçam
Ferman Karaçam
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk - 59

GİRİŞ 14.06.2026 GÜNCELLEME 14.06.2026 YAZARLAR

Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,

“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan

kitap olarak yayımlandı.

Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,

başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.

KALKIN BAKALIM NAMAZSIZ CİHAT OLMAZ

FK: Hocam öyle anlıyorum ki, Erbakan Hoca son derece dinamik bir kişilik, ayrıca yaptığı iş ona farklı bir heyecan ve enerji katıyor.

Yorgunluk pek hissetmiyor ya da çok kısa bir dinlenmede yorgunluğu üzerinden atıyor veya bağlı bulunduğu ocak ona değişik bir haz veriyor.

RK: Erbakan Hoca aslında çok özel bir kişilik.

Onu bütün halleriyle izlemek ve not almak lazım.

28 Şubat sürecinde, kendisi mahkûm olmuş, hapiste yatmış bir insan olarak bunu, yani intisabını da intikamla sürdürdü ve o ölçüler içinde devam ettirdi.

Mesela Demirel’in gösterdiği aşırı kırgın ve kızgın tavrı göstermedi.

Hep bir uzlaşı aradı.

Öyle olmadığını söylemelerine rağmen yine o bir çözüm yolu aradı.

Bitmez tükenmez bir enerji ve çalışma azmi, gecede 3 saat, 4 saat uyur. Diyelim, gece saat 12’de yatarız bir yerde, bir evde, sabah namazı 5 gibi bir zamanda olur, bizi, hepimizi kaldırır,

“Kalkın bakalım namazsız cihat olmaz.” derdi.

Çünkü o yaptığı işin bir cihat olduğuna bizi hep inandırıyor.

Yani asrın, zamanın cihadı, Müslümanın siyasette etkin olmasıdır. Müslümanın mutlaka ülkenin yönetiminde bulunmasıdır.

Erbakan rahmetli sabahleyin çok da az şey yiyerek bir kahvaltı yapar. Bazı kere bu kahvaltıyla bütün gün hiçbir şey yemeden gecenin yarısına kadar durur.

NE MÜNASEBET SİZ O İKİ KİŞİYİ NE ZANNEDİYORSUNUZ?

FK: Anlaşılan yemekleri ve yemek vakitleri de çalışmalarının vaktin, şekline ve ritmine uygun oluyor

 

RK: Evet tamamen öyle, gecenin yarısında bir küçük çorba içer veya bir yemek yer, bunlar onun için çok öncelikli şeyler değil.

O gün siyasette kim ne konuşmuş, Konya çevresinde veya genel olarak Türkiye’de, özellikle Adalet Partisi’nin konuşmalarını takip eder ve onların notlarını alır, kendisine ulaştırırız.

Bir gün sonra orada söylenenlere vereceği cevapları verir.

Bir defa her yere uğrar.

Yani siyasi propagandaya çıktığında, mesela şöyle, diyelim bir köye gidiyoruz, ondan önce gidip orayı hazırlıyoruz, varsa bir kahve yoksa uygun bir yer. Diyoruz ki “Hocam, iş güç zamanı şimdi, bu kahvede iki kişi var, bu köyde iki kişi var, bu köye sapmayalım, bu köye gitmeyelim.”

“Ne münasebet? Siz iki kişiyi ne zannediyorsunuz.

Biz, o iki hatta bir kişiyle orada konuşuruz, meselemizi, davamızı anlatırız. Eğer o iki kişi bu davayı benimserse, bu, çok şey ifade eder.

Ve bize o iki kişi yeter.”

Gider hakikaten iki kişiye oturur, bir saat konuşma yapar.

Karşısında çok büyük bir kalabalık varmış gibi bir saat konuşur.

Bu, bir defa değil, iki defa değil, defalarca gördüğüm bir şeydir.

İnsanın seviyesi ne olursa olsun, yaşlı olsun, genç olsun, hasta olsun, kim olursa olsun gidip davasını anlatıyor.

(Devam Edecek)

 

Ferman Karaçam / Haber 7

fermankaracam@gmail.com

www.fermankaracam.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL