Kime Göre, Hangi Adalet?
Gün geçmiyor ki, muhalif bazı gazetelerde Türkiye’de adaletin olmadığını, tuzun koktuğunu, “Adaletin Terazisi Bu Dörtlüyü Tartmıyor”, kapanın yanına kar kalıyor, “Adaletimiz Böceklendi”…gibi haberler ve yorumlar okumayalım..!
Bu gazetelerin, haber sitelerinin yazarlarından bazıları da “Adalet” başlığı altında olmadık yalan ve uydurma haberleri kaleme alıyor.
Bu konuda hiç tartışmaya girmem.
Adalet konusu tartışma götürmeyecek kadar önemlidir.
Bu önem herkes ve her kesim için geçerlidir.
Ben de bazı davalarda adaletimizin geç tecelli ettiğinden ve içkili olduğu basına yansıyan hakim ve savcılarımızın varlığından pek hoşnut değilim.
Fakat kabul etmeliyiz ki; FETÖ ihaneti sebebi ile Türkiye’de adalet konusu çok ciddi bir sarsıntı geçirmiştir.
Resmi makamların verdiği bilgilere göre adalet camiasından FETÖ iltisaklı oldukları için ihraç edilen kişi sayısı 10 binden fazladır.
Bu sayının da yaklaşık yarısı yüksek yargı mensubu; hakim ve savcıdır.
Diğer yarısı da idari personel, katip, avukat, infaz koruma memuru ve mübaşir gibi kişilerdir.
Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Anayasa mahkemesinden ihraç edilenleri ayrıca buna eklemeliyiz.
Bu kadar yüksek bir rakamda yapılan ihracı, hangi ülkenin adalet sistemi kaldırabilir?
Türkiye işte bu sarsıntıyı tamir etti, ediyor.
Tıpkı FETÖ iltisakı sebebi ile çok sayıda askeri personelin ihracının hemen sonrasında, Suriye’de yapılan başarılı operasyonlar gibi.
Türkiye’deki adalet sistemini ve bakanları dillerine dolayan, gazete ve haber sitelerinde bu konuyu sürekli gündemde tutan, sosyal medyada adaleti eleştirenler çuvaldızı karşı tarafa batırıyorlar da, iğneyi kendilerine batırmaktan imtina ediyorlar.
Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu biliyoruz.
Ama aleni ifşaata gelince CHP’li efendilerin kibirlerine dokunur, susarlar.
Yazmazlar, yazamazlar.
EVİ CAMDAN OLANLAR BAŞKASININ EVİNİ TAŞLAMAMALI.
Yakın tarihimizden iki örnek vereyim de adalet konusunda yazanlar biraz düşünsünler.
Biliyorsunuz evi camdan olanlar, başkalarının evini taşlamamalıdır.
Önce en yakın tarihimizden bir örnek.
Yıl 1991.
İktidarda Adalet Partisi (AP) ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) koalisyonu vardır.
Başbakan, Süleyman Demirel,
Başbakan Yardımcısı, İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü,
Adalet Bakanı da, SHP’li Seyfi Oktay’dır.
SHP: 12 Eylül darbesinden dolayı CHP kapatıldığı için onun yerine 1985 yılında Halkçı Parti ve Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kurulmuştu.
Daha sonra iki parti birleşerek adı yasaklı olduğundan dolayı CHP değil, SHP olmuştu.
O yıllarda ünlü bir muhalif siyasetçinin kesinleşmiş yaklaşık iki yıllık cezası varmış.
Yakalansa hapse atılacakmış, o da kaçıyormuş.
Kaçak yaşayan bu siyasetçinin, İstanbul’un Avrupa yakasındaki bir üniversitede Profesör olan akrabası çareler arıyor, iktidardaki çeşitli kimselerle görüşüyormuş.
Ancak, çözüm bulamıyor, bu duruma çok üzülüyormuş. Derken bu hocanın aynı fakültede, birlikte çalıştığı yakın arkadaşı akademisyen demiş ki: “Hocam üzülmeyin o konuyu çözecek birini tanıyanı tanıyorum, fakat zannediyorum para karşılığı yapıyorlarmış”.
“Tamam” demiş siyasetçinin yakını olan Hoca, “Kim çözecekse bu konuyu, aracıya söyleyin göndersin adamı, gelsin konuşalım”.
Bundan sonrasını konuyu bana anlatan ve ne yazık ki, şu anda hayatta olmayan siyasetçinin yakını olan Profesör anlatsın: “Birkaç gün sora bana haber verdiler adam geldi. Fakat çok şaşırdım, adamın giyimi falan çok kötüydü. İçimden, ‘bu mu halledecek bizim meseleyi’ diye geçirdim.
Neyse oturduk, çay falan söyledim, konuyu açtım, biri trafik, diğeri de başla bir meselesinden dolayı akrabam siyasetçinin kesinleşmiş cezası olduğunu anlattım”.
“Hocam ondan kolay ne var, çözeriz o meseleyi, fakat bunun şu kadar bir karşılığı olur, yarısını şimdi peşin alırım, yarısını da tahliyeden sonra alırım”, dedi.
“Çaresizdim, kabul ettim.
Akşama doğru adamın parasının yarını verdik”.
“Falan cumartesi günü, saat dokuzda, şu ilçede, şu mahkeme salonunda hazır bulunsun, mübaşir o siyasetçiyi adıyla, soyadıyla çağıracak, hakimin karşına çıksın, berat edecek ve salıverilecek”, dedi.
Ve o hırpani giyimli adam, dediğini yaptı, akrabam hapis yatmaktan kurtuldu.
İstedikleri paranın diğer yarısını da mecburen ödedik”.
İZMİRDE BİR FACİA, GENÇ BİR İNSAN KENDİ CANINA KIYDI
CHP adaletine diğer, çok acı bir örnek de şöyledir:
Yıl 1946.
İktidarda CHP vardır.
İsmet İnönü Cumhurbaşkanı,
Başbakan M. Recep Peker,
Adalet Bakanı da Mümtaz Ökmen’dir.
21 Temmuz 1946’da çok partili hayatımızın yüz karası bir seçimi yapılmış,
“Açık oy gizli tasnif” gibi trajikomik bir yöntemle CHP kazandırılmıştı.
Hatta öyle trajikomik ki, diyelim toplam 250 bin nüfusu olan bir şehirde, seçim akşamı CHP’ye çıkan oy sayısı 450 bin olarak kaydediliyor.
Gençler bu haksız ve adaletsiz seçime karşı büyük bir infiale kapılırlar.
Demokrat Parti İzmir Müteşebbis Heyeti Başkanı Ekrem Hayri Üstündağ’ın genç oğlu Bülent Üstündağ da bunlardan birisiydi.
Kendi kurduğu “Demokrat İzmir Gazetesin’de” yayımlanmak üzere “Nesebi Gayri Sahih” başlıklı, CHP’nin hileli seçimini eleştiren bir yazı kaleme alır.
Fakat kendisi yedek subay olarak askerde olduğu için, gazetenin imtiyaz sahibi, yazı işleri müdürü ve dokuz aylık hamile olan eşi Mücteba hanımın adı ile bu yazı yayımlanır.
CHP’yi eleştiren bu makaleden dolayı Mücteba Üstündağ yargılanır ve hüküm giyer.
O sırada hekim raporu ile hastaneye yatırılır ve orada bebeğini dünyaya getirir. Aradan daha on gün geçmez ki, lohusa haliyle Mücteba Hanımı tevkif edip hapse atarlar.
Mücteba Üstündağ’ın o haliyle hapse atılması yedek subay olarak askerde bulunan eşi Bülent’in çok zoruna gider ve hanımına yapılan bu zulmü kabullenemez.
Ankara ve İzmir'deki makamlara mektuplar yazarak suçun kendisine ait olduğunu belirtir ve eşinin beraatını ister.
Ne var ki Bülent’in bu mektuplarını dinleyen olmaz.
Bunun üzerine 10 Kasım 1946 günü intihar ederek canına kıyar.
Ailenin tek oğlu olan Bülent’in bu acıklı ölümü, sadece babayı ve anneyi değil bütün ülkeyi yasa boğar.
Basın tarihimize “İzmir’de Bir Facia” olarak geçen bu olay CHP adaletinin bir sonucudur (!)
Bunlar gibi çok sayıda örnek var, yeri geldiğince anlatırım.
Ama dolar fonlamalı CHP yandaşı gazeteciler ve haber siteleri susar mı bilemem..!
Ferman Karaçam / Haber 7
www.fermankaracam.com
-
AĞACAN 5 saat önce Şikayet EtAdalet er yada geç yerini bulacak Sayın Hocam, prangalarından kurtulan Ülkemizin sadece adalet ile ilgili küçük bir kısmı kaldı halledilmesi gereken o da olacak inşallah, lakin tüm değerlerini satmış olanlar bu durumu anlayamazlar.Beğen Toplam 4 beğeni
-
Nurettin asan 9 saat önce Şikayet EtEmeğine sağlık güzel insanBeğen Toplam 6 beğeni
-
Bülent duman 10 saat önce Şikayet Etİşte bu yüzden geçmişi unutmayın unutanlar geleceği olmaz gençler iyi dinleyinBeğen Toplam 13 beğeni
-
hasan 10 saat önce Şikayet Etchp nin köle-sahip adaleti vardır, o da sahip kendileri olursa....Beğen Toplam 10 beğeni
-
Fethi 10 saat önce Şikayet EtBediüzzaman Said Nursi hazretlerine yapılanlarıda yazsanız çok güzel olurdu.Beğen Toplam 11 beğeni