Raşit Küçük Hoca İle Hayat Hikayesini Konuştuk - 66
Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan, başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
SİZ OY VERİN GERİSİNE KARIŞMAYIN TARZI VARDI
FK: Daha sonra aranız düzeldi, sanıyorum..?
RK: Evet, Allah Rahmet eylesin Hocayla bu tür şeylerimiz var ama bir defa şu asla unutulmamalı; Türkiye’nin dönüşümünde, inanan insanların siyasette var olmasının başlangıcı 1969’dur, 1970’tir.
Rahmetli Erbakan’ın bu işi siyasete dönüştürmesiyledir.
Önceden sığınmacı gibilerdi diğer partilerde.
“Siz oy verin, gerisine karışmayın” tarzı vardı.
Siyasetin tam göbeğine, içine girdi Müslümanlar.
Bu önemli.
Ondan sonra bu kadrolar hep o siyasetin içinde yetişti.
Allah Rahmet eylesin, bunun vesilesi olmuştur.
Türkiye’nin bölünmezliğine inanılmaz büyük bir katkı sağladı.
Bunu fark ettikleri için daha sonra bölge partisi kurdurulmaya kalkıldı. Bunların sebebi bence biraz budur.
PKK’nın ve sairinin ortaya çıkışının, Türkiye’nin üzerinde emeli olan ülkelerin bunları desteklemesinin sebebi de budur.
Bu Ulus Devletlerin refleksi, sadece bize has bir şey de değildir.
Mesela Osmanlı, Türk Devleti de dememiştir kendisine çünkü her türlü unsuru içinde taşıyan ve bunu taşımaktan da onur duyan, hiç kimsenin de ırkını, dilini, dinini, mezhebini ortadan kaldırmak için en küçük bir teşebbüsü olmayan bir devlettir.
Çekilip geldiği her yerdeki insanların dili de duruyor, dini de yaşıyor ama kendi Müslüman olan, kendi dinini değiştiren, tercih edenler, bunlar hariç. Bu gönüllü olmuştur, İslam’ın emri de budur.
ERBAKAN VE İLAHİYAT ÇEVRELERİ
FK: Hocam bir de şöyle bir durum vardı o zamanlar: Bizim bu İlahiyat çevreleri ile Erbakan Hoca arasında bir sıkıntı vardı, Hoca ile söz konusu çevreler arasındaki sebep neydi?
RK: Öyle bir durum vardı ama doğrusu din-i mübin-i İslam’a hizmet gayreti içerisinde olan insanların gerek Erbakan'ın, gerek İlahiyat camiası ve İslam Enstitüsü camiasından insanların yöntem farklılıklarını, hiçbir zaman sertliklerle çok ileri götürmesinden yana olmadım.
İstanbul’a geldikten sonra da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde bu konular çok konuşulup tartışıldı.
Ve sonra bu bir şekle de oturdu.
Eski sertlikler, eski karşı duruşlar o kadar çok kalmadı.
Zaten bu hoş bir şey değil.
Şöyle hoş bir şey değil.
Siyaset çok aleni, çok açık, herkesi ilgilendiren bir şey olduğu için kendisine yapılan tenkitlere, yersiz bile olsa, yersiz olduğunu makul ve mantıklı şekilde açıklayarak karşı durulmalı.
Ama ona cephe alarak, onu dışlayarak “Sen böyle isen ben de böyle yaparım” tarzında yapılmamalı bu, makul olanı budur, diye düşünüyorum.
FK: Orada bir cepheleşme durumu söz konusu sanıyorum?
RK: Evet öyle, öyle ama cepheleşmek iyi bir şey değildir.
Gücümüzü kuvvetimizi kaybederiz. Ülke birlikteliğini en azından önemli noktalarda, temel referans noktalarımızda korumak gerekir.
İşte referandumda oy vermeyi veya seçimde oy vermeyi ileride problem çıkarıcı noktaya getirmemek kanaatini taşırım.
Dolayısıyla bu, siyaset kuralları içinde yapılmalı.
Bu sistemi beğenirsiniz beğenmezsiniz bu ayrı bir şey.
Ama mademki bunu kabul etmişsiniz, mademki anayasanızı buna göre yapmışsınız, mademki seçim kanunlarına hepiniz tabisiniz, mademki partilerinizi bazı kanuni esaslara riayet ederek kuruyorsunuz, buna razı olduğumuza göre bunun içinde hareket etmeyi de kabul etmişsiniz demektir.
Onu aşarak başka yollardan gitmeyi ben doğru bulmuyorum, bulmadım da.
Bu konular son yıllarda fark edilecek derecede, daha bir makul şekle oturdu hamdolsun.
(Devam Edecek)
Ferman Karaçam / Haber 7
fermankaracam@gmail.com
www.fermankaracam.com